Lütfen bekleyin..

GÜL MİRKAN

İHTİYACIMIZ OLAN SAVAŞ DİLİ DEĞİL

01 Ekim 2017, 13:32 - Okunma: 1386

Dünya dediğimiz alanı rakamlarla değerlendirdiğimizde gözümüzde büyür de büyür. Dünyanın yüz ölçümünü rakama vurursak milyon km² ler havada uçar.  

Oysaki dünya, rakamlarla hesaplandığı kadar büyük bir yer değildir.

Hata sığamayız, yetmez bize koca toprak parçası.

Dünya küçücük bir yer olu verir.

Böylece km’lerce uzak da olsa seni ilgilendirir.

Yanı başındaki bir yer de olsa seni ilgilendirir.

Türkiye’nin de Dünyanın da günlerdir en büyük gündemi, Irak’ın Kürdistan Bölgesinde gerçekleştireceği referandumdu.

Referandum gerçekleşti.

 % 90’ını aşan yüksek oy oranıyla bağımsız Kürdistan devletine halk, onay vermiş oldu.

Türkiye’nin ve Dünyanın yine en büyük gündemi bu olmaya devam etti. 

Zamanında o bölgede yaşayan Kürtlere kimyasal silahlarla saldırıldığında, siviller hedef alınarak soy kırımlara maruz bırakıldığında, o bölgede neler olduğu, neler yaşandığı ne komşu ülkelerin ne de dünyanın dikkatini bu kadar çekememişti.

Saddam’ın 2003’te devrilmesi, Irak’ın özerk bir yapıya kavuşmasından sonra Irak merkezi hükümeti ve Irak Kürdistan Bölgesi, karşılıklı birbirlerini bağlayıcı kararlar almışlardı.

Bağdat hükümeti tarafından bu kararlara uyulmaması, Kürdistan Bölgesine ambargo konulması, onlara ayrılan bütçenin ödenmemesi ve diğer sıkıntılar, federal sistemin çökmesine ve sürecin buralara gelmesine sebep olmuştu.

Enfallere ve soykırımlara uğrayan Kürtler, temelinde uluslararası hukuka ve Irak anayasasına dayanarak referandumu gerçekleştirdi. 

Irak Kürtleri en meşru hakları olan “halkların kendi kaderlerini belirleme ilkesine” dayanıp, referandumda “evet” diyerek bağımsızlıklarını talep etiler.

Türkiye daha önce IKYB Başkanı Sayın Barzani’yle de geliştirdikleri iyi diyaloglarla görüşmelerde bulunarak ticari ilişkilerde bulunmuştu. 

Buna rağmen referandum sürecinde Türkiye, sert dil kullanmayı tercih etti.

Bu süreçte Türkiye’nin tutumu sert ve tehditvari iken Irak’ın Kürdistan Bölgesinde acaba neler oluyordu?

Hem referandumda Irak Kürtlerinin coşkusunu görmek onlara katılmak hem de o bölgede neler oluyor biraz da o taraftan bakmak için oraya gittik.

Oraya gittiğimde insanların referandumu  “çocuğun bayram sabahını beklerken ki” heyecanını andıran coşkusuyla karşılaştım.

Her tarafta bayraklar asılmıştı.

İnsanlar bunca yıl çektikleri acılar ve verdikleri mücadelenin karşılığını almanın hazzıyla referandum gününü bekliyorlardı. 

Ben de o onların heyecanına kapıldım. 

Oraları çok beğenmem, belki de bu yüzdendir. 

Türkiye’de yaşarken unuttuğumuz güvende olma hissini orada sanki hissetim.

Akşam dükkânlarına kilit atmaya gerek duymadan, kalın bir örtüyle örterek dükkânlarını kapatan esnafları görünce şaşkınlık geçirmedim desem yalan olur.

Çocukların kapılarının önünde rahatça, korkusuzca halen oyunlar oynadıklarını gördüm.

Bizim ise çocukları gözümüzün önünden ayırmaya korktuğumuz, “kaçırılır, kaybolur, başına bir şey gelir” korkusu yaşadığımız aklıma geldi. 

Irak Kürdistan’ında farklı etnik, dini ve mezhep gruplarına da haklar tanınıyor.

Sorunsuz, bir arada yaşıyorlar.

Türkiye’nin ya da diğer ülkelerin tehditlerinden en ufak korku ve tereddüt yaşamadan insanlar işlerine gidip geliyor.

Soykırımlara uğramış, halen DAİŞ terör örgütüyle savaşan bir ülkenin ticari ambargolardan korkmayacağı açıkça görülüyordu.

Türkiye’nin bu kadar tehditkâr diline rağmen ılıman, yapıcı politika izlemeyi tercih ediyorlar. Siyasi politikalarında bağımsız olarak komşu ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak istiyorlar.

Bölgede yaşayan halk, bağımsızlığını istediklerini, referandumla söylemiş oldu.

Biz de bu “evet” referandumdan sonra oradaki sürecin hangi hızda ilerlediğini göreceğiz.

Türkiye yıllardır hep komşularıyla düşmanca ilişkiler sergileyen bir politika yürüttü.

Bundan sonra komşularıyla düşmanca değil de güçlü ilişkiler yürüterek sürdüreceği politikalar daha yarar sağlayacaktır.

Çünkü savaş politikası sadece karşı ülkeye değil, kendi ülkesine de zarar verecektir.

Uygulayacağı ticari ambargolar da kendi ülkesinin ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

Hoşçakalın…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Sarkilarin Dili
64 gün önce
Ihtiyac duydugumuz sevgi dili, ama malesef sevgiyi ve sevginin dilini marketten satin almak mumkun degil Sevgili GUL....bu dili konusmak, ogrenmek, ve ogretmek hem zaman ister hem yurek ister...ole bir zaman ole bir yurek isterki bu zaman milyonlarca km² lik dunyayi dolasmak tan cok ama cok uzun surer ve ole bir yurek isterki; bu dunyanin en vahsi cografyalarini tek basina kesfetmeye cikmis bir arslanin yureginden daha buyuk bir yurek ve cesaret ister!!
Melek kaptan
76 gün önce
Yazını okurken bir an orda olmak orda yaşamak istedim çünkü gercekten güven dolu bir dünya ya ihtiyacımız var cocuklarımızı güvenle kapıda oynaya bilselerdi dilin ırkın hiçbir önemi yok insan olmamız önemli ama başımızdakiler artık insanlıktan çok çıkar yarışına girdiler yazında beyendim okadar içten bir şekilde duygulara tercumanlık yapıyorsun teşekkür ederim canım kendi adıma
Yazarın Diğer Yazıları
390 gün önce
450 gün önce
530 gün önce
603 gün önce
653 gün önce
680 gün önce
816 gün önce
824 gün önce
828 gün önce
838 gün önce
880 gün önce
912 gün önce
921 gün önce
965 gün önce
969 gün önce
990 gün önce
1005 gün önce
1023 gün önce
1031 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?
sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=