Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

ABD İLE SİYASİ SERTLEŞME VE RESTLEŞME...

31 Ekim 2017, 17:10 - Okunma: 1168

ABD ile uzun bir süredir devam eden ve gerilim kokan sert üslup,  iki ülkenin birbirine yaptırım yapma noktasına taşındı.
ABD derin devleti Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve iktidar Partisi AK Partiye rest diyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bu reste karşı geri adım atmıyor ve bu reste, restle karşılık vermiş durumda.
Kamuoyu bu siyasi sertleşme noktasında sessizliğini koruyor. 
Yani ABD’nin bu tavrına karşı halkta açığa çıkan bir tepki yok.
Aslında Milletimiz oldum olası ABD yönetimlerine hiç güvenmedi, inanmadı. 
ABD’ye karşı duyulan bu güvensizlik duygusunun altı elbette boş değil. 
Milletimiz ülkemizdeki bütün askeri darbelerin altında ABD parmağının olduğunu gayet iyi biliyor. 
Yine Kıbrıs barış harekâtı sırasında ABD yönetiminin ülkemize karşı aldığı olumsuz tutum ve davranışlar hala halkın belleğindeki tazeliğini koruyor.
1973 Kıbrıs barış harekâtı sonrası ABD’in ülkemize uyguladığı ambargonun etkilerini tam olarak üstümüzden atmış değiliz. Ülkemizi ve liderlerimizin cevaplanmasını beklediği soru ise ülkemiz içinde faaliyet göstermiş, darbe yapmış, hain FETÖ elebaşını ve beyin takımını kendi ülkelerinde tutan ABD’in ne yapmak istediğidir.
İnsanlar, toplumlar, devletler, liderler bazen kendi aralarında üslup yönünden sertleşir, bu sertleşmenin dozu arttıkça artar ve sonunda restleşme dediğimiz kopuş arkadan gelir. Restleşme sertleşmenin son sürecidir. 
Sertleşme gerilimdir, kutuplaşmadır, ayrışmadır. 
Restleşme ise diplomasinin bittiği ve mücadelenin başladığı andır. 
Restleşme kaostur, huzursuzluktur.
ABD’nin aldığı vizeleri askıya alma kararı uluslar arası hukuka aykırıdır. 
Binlerce öğrenci eğitimde sıkıntı çekecek. 
Yine ABD tedavi görecek binlerce hastanın sağlığı sıkıntıya uğrayacak. 
Neresinden bakarsanız bakın bu hadisede milletimiz hedef alınmıştır.
Suriye’deki iç savaş sürerken, bu yetmezmiş gibi Kuzey Irak’ta referandum süreciyle başlayan Irak ve İran’ın bu bölgeye yönelik sert tavırları arkasında Irakta yaşanacak yeni bir iç savaşın tüm bölgeyi bir cehenneme çevireceği ortadayken ABD neden ülkemize karşı olumsuz tavrını artıyor?
Burada şu soruyu soralım
Kaç ABD var?
Görünen ABD dışında bu ülkenin uzun vadeli politikalarını belirleyen derin bir ABD söz konusudur. 
Trump ise ülkesinin politikasına tam olarak hâkim değil ve siyaseten deprenecek hali yok.
ABD nedir ne değildir sorusunun cevabı halkımızın kafasında hala netleşmiş değil. 
ABD içinde yüzyıllardır varlığını sürdüren ve ülkeyi yöneten gizli bir güç var. 
Trilyonlarca dolara hükmeden ve dünyada emperyal davasını sürdürme gayretindeki bu görünmeyen yapılar bugüne değin ülkemizi yandaş ve devşirme yöneticilerimizle hep bir arka bahçe olarak görmüş, istedikleri gibi ülkemiz siyasetinde ve ekonomisinde at oynatmışlardı.
Karşılarında her talebe evet demeyen bir lider ve ülke bu emperyal devi hayli kızdırmış görünüyor.
ABD ile Cumhur reis Erdoğan arasındaki ilk gerilim kaynağı 15 Temmuz hain FETÖ işgal hareketidir. 
ABD İngiliz ortak yapımı olan ve Almanya’dan da rol kapan FETÖ harekâtının ana hedefi aslında salt manada Erdoğan’ı siyaseten devre dışı bırakmak değildir. 
Ülkemizi ABD ve Avrupa emperyal sisteminde bir manda yapmak isteyen bu kukla yapının oyunu bozulup makyajlar döküldükten sonra adeta “kral çıplak” sendromu FETÖ’yü kullanmak isteyen devletleri hayal kırıklığına uğrattı.
Rusya ile devam eden siyasi uyum birlik İran’ın katılımıyla ABD yönetimini hayli sıkıntıya soktu. 
İdlib’e giren ordumuz Suriye’deki akan kanın bir nebze durmasını sağlar ve bu ülkenin toprak bütünlüğünü sağlayacak bir durum oluşursa ABD, İngiliz ve Almanya’nın bu coğrafyadaki tüm hesapları ters yüz olacaktır.
Son olarak hukukun yaptığı ABD elçiliğinde taşeron olarak çalışan bir türkün FETÖ elemanı çıkması ve tutuklanmasıyla sonuçlanan operasyonun boyutları ABD ile ülkemiz arasında siyasi bir sertleşme noktasına evrilirdi. 
Kendi iç sorunlarımızla boğuşmamız yetmezmiş gibi ABD ve Avrupa’nın bazı emperyal ülkelerinden iç işlerimize müdahaleler sonucunda sözlü tehditler akması bardağı taşıran son damla oldu.
Son günlerde ABD ve ülkemiz arasında yaşanan tüm kutuplaşmalarda gerilimlerde dikkatimi çeken en önemli nokta bu gerilimlerde FETÖ ihanet şebekesi özne durumunda olmasıdır. 
Öncelikle şunu belirteyim hukuk herkes için ve özellikle devletlerarasında geçerli bir kurallar bütünüdür. 
Yani demokratik bir ülkede hiçbir kimsenin suç işleme özgürlüğü olamaz. 
ABD taşeron çalışanı ajanlık yapıp ülkesine ihanet etmiyorsa yani hukuki bir hatası yoksa elbette bu ortaya çıkacaktır. 
ABD’nin niyeti üzüm mü yemek bağcı mı dövmek? 
Yakında ortaya çıkacaktır.
Kasım ayını 25 ‘ine kadar ABD vizesi kalkmazsa ülkemizle ABD arasındaki siyasi kriz içinden çıkılamayacak bir duruma dönüşecektir.

Etiketler : abd, sedat eriş
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
19 gün önce
21 gün önce
22 gün önce
22 gün önce
25 gün önce
27 gün önce
28 gün önce
53 gün önce
125 gün önce
127 gün önce
132 gün önce
137 gün önce
275 gün önce
288 gün önce
289 gün önce
291 gün önce
306 gün önce
306 gün önce
312 gün önce
314 gün önce
400 gün önce
456 gün önce
474 gün önce
515 gün önce
519 gün önce
527 gün önce
539 gün önce
541 gün önce
559 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?

sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=