Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

BİLGİ VE UKALALIK...

07 Kasım 2017, 17:00 - Okunma: 1235

Çok şey öğrenmenin aynı zamanda çok şey bilmek manasında olmadığı söylenir.
Şöyle bir hikâye okumuştum:
Bir gün kedi ile eşek sahilde birlikte yürüyüş yapıyorlarmış. 
Sohbet sırasında kedi: “ Eşek kardeş,  düşünüyorum da karşımıza birden bir kurt çıkarsa ne yapacağız?”  
Eşek kendisinden son derece emin bir şekilde cevap verir: “Valla seni bilmem ama ben yedi çeşit yüzme bilirim. Kurt gelir gelmez suya dalar karşı tarafa yüzerim.”
Yürüyüş devam ederken koyu bir sohbete dalarlar. 
Tam o sırada karşıdan bir kurt onlara doğru gelmektedir. 
Kedi çok korkmuştur. 
Gözüne ilk kestirdiği ağaca doğru hızla koşmaya başlar. 
Kurt yetişmeden ağaca tırmanır. 
Eşek ise, hiç düşünmeden suyun derinliklerine atar kendisini… 
Suyun yüzüne çıkmak için hangi çeşit yüzmeyi kullanacağını düşünmeye başlar. 

Birinci yok, ikinci hayır, üçünce, dördüncü derken nefesi tükenir ve suyun dibinde kalır.
Kedi kurtulmuş, yedi çeşit yüzme bilen eşek kardeş boğulmuştur.
Başka şekilde devam edecektim fakat aklıma bir başka hikâye geldi.
Kral, biri öz, diğeri üvey iki oğlunu, çok iyi yetişsinler diye zamanın en iyi öğretmenine verir. Aradan uzun bir zaman geçer. 
Bir akşam kral, çocuklarının nasıl yetiştiklerini öğrenmek için onlara sorular sorar, cevaplar alır. 
Aldığı cevaplardan sonra, öz oğlunun daha iyi yetiştirildiği kanaatine varır. 
Ertesi gün, öğretmenlerini huzura çağırır ve kanaatini kendisine söyler. 

Öğretmen ise, her ikisini de aynı şekilde yetiştirdiğini, ancak üvey çocuğun aldığı bilgileri doğru kullanamadığını anlatmaya çalışır. 
Fakat kralın ikna olmadığını görünce, huzurunda bir deneme yapmak istediğini söyler. Kraldan, yüzüğünü avucuna alıp saklamasını ister. 
Önce öz olan çocuğu huzura çağırır. 
Kendisine:
-Babanızın avucunda ne olabilir? Sana öğrettiğim metotla bul.
Çocuk babasına bazı sorular sorar, notlar alır, hesaplar yapar. 
Babasına:
-Sizin elinizde yuvarlak ve içi boş bir şey vardır. Kral çocuğa sorar:
-Peki, ne olabilir oğlum? 
Çocuk:
-Yüzük, alyans gibi bir şeydir.  
Çocuk dışarı çıkarılır ve üvey olan çağrılır. O’na da aynı şey sorulur. O’da kardeşi gibi,  babasına aynı soruları sorar, aynı notları alır, aynı hesapları yapar ve aynı sonuca varır:
-Elinizde yuvarlak ve içi boş bir şey vardır. Babasının:

 -Peki, ne olabilir? Çocuk biraz düşünür ve  cevabı patlatır:
-Baba, elinizdeki, değirmen taşı değil mi? 
Kral öğretmene baka kalır. 
Öğretmen:  “işte siz de gördünüz” der gibidir.
Bilgi çağında olduğumuz doğrudur. 
Herkes istediği bilgiye ulaşma imkânına sahiptir. 
Ancak son yıllarda bilim adamları, bilgiye sahip olmanın artık yeterli olamayacağı, bilginin doğru kullanılmasının daha önemli olduğunu söylüyor.
Sadece çok şey okumak, çok şey bilmek değilmiş.
Doğruyu bulan, çok şey bilmiştir.
Geri kalmış ülkelerin, gelişme ve ilerlemesinin önündeki en büyük engelin, yukarıdaki tip kendi aydınları olduğu yıllardır iddia edilir.
Ne dersiniz?

Bunları niye mi anlattım?
Bilmek ile ukalalık arasındaki farkı anlatmak için…
Anlayana sivrisinek saz…

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
12 gün önce
19 gün önce
22 gün önce
35 gün önce
57 gün önce
63 gün önce
89 gün önce
109 gün önce
111 gün önce
137 gün önce
139 gün önce
141 gün önce
209 gün önce
214 gün önce
245 gün önce
274 gün önce
277 gün önce
294 gün önce
301 gün önce
305 gün önce
306 gün önce
322 gün önce
344 gün önce
377 gün önce
378 gün önce
384 gün önce
385 gün önce
414 gün önce
422 gün önce
424 gün önce
444 gün önce
456 gün önce
494 gün önce
545 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?

sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=