Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

BİLGİ VE UKALALIK...

07 Kasım 2017, 17:00 - Okunma: 1445

Çok şey öğrenmenin aynı zamanda çok şey bilmek manasında olmadığı söylenir.
Şöyle bir hikâye okumuştum:
Bir gün kedi ile eşek sahilde birlikte yürüyüş yapıyorlarmış. 
Sohbet sırasında kedi: “ Eşek kardeş,  düşünüyorum da karşımıza birden bir kurt çıkarsa ne yapacağız?”  
Eşek kendisinden son derece emin bir şekilde cevap verir: “Valla seni bilmem ama ben yedi çeşit yüzme bilirim. Kurt gelir gelmez suya dalar karşı tarafa yüzerim.”
Yürüyüş devam ederken koyu bir sohbete dalarlar. 
Tam o sırada karşıdan bir kurt onlara doğru gelmektedir. 
Kedi çok korkmuştur. 
Gözüne ilk kestirdiği ağaca doğru hızla koşmaya başlar. 
Kurt yetişmeden ağaca tırmanır. 
Eşek ise, hiç düşünmeden suyun derinliklerine atar kendisini… 
Suyun yüzüne çıkmak için hangi çeşit yüzmeyi kullanacağını düşünmeye başlar. 

Birinci yok, ikinci hayır, üçünce, dördüncü derken nefesi tükenir ve suyun dibinde kalır.
Kedi kurtulmuş, yedi çeşit yüzme bilen eşek kardeş boğulmuştur.
Başka şekilde devam edecektim fakat aklıma bir başka hikâye geldi.
Kral, biri öz, diğeri üvey iki oğlunu, çok iyi yetişsinler diye zamanın en iyi öğretmenine verir. Aradan uzun bir zaman geçer. 
Bir akşam kral, çocuklarının nasıl yetiştiklerini öğrenmek için onlara sorular sorar, cevaplar alır. 
Aldığı cevaplardan sonra, öz oğlunun daha iyi yetiştirildiği kanaatine varır. 
Ertesi gün, öğretmenlerini huzura çağırır ve kanaatini kendisine söyler. 

Öğretmen ise, her ikisini de aynı şekilde yetiştirdiğini, ancak üvey çocuğun aldığı bilgileri doğru kullanamadığını anlatmaya çalışır. 
Fakat kralın ikna olmadığını görünce, huzurunda bir deneme yapmak istediğini söyler. Kraldan, yüzüğünü avucuna alıp saklamasını ister. 
Önce öz olan çocuğu huzura çağırır. 
Kendisine:
-Babanızın avucunda ne olabilir? Sana öğrettiğim metotla bul.
Çocuk babasına bazı sorular sorar, notlar alır, hesaplar yapar. 
Babasına:
-Sizin elinizde yuvarlak ve içi boş bir şey vardır. Kral çocuğa sorar:
-Peki, ne olabilir oğlum? 
Çocuk:
-Yüzük, alyans gibi bir şeydir.  
Çocuk dışarı çıkarılır ve üvey olan çağrılır. O’na da aynı şey sorulur. O’da kardeşi gibi,  babasına aynı soruları sorar, aynı notları alır, aynı hesapları yapar ve aynı sonuca varır:
-Elinizde yuvarlak ve içi boş bir şey vardır. Babasının:

 -Peki, ne olabilir? Çocuk biraz düşünür ve  cevabı patlatır:
-Baba, elinizdeki, değirmen taşı değil mi? 
Kral öğretmene baka kalır. 
Öğretmen:  “işte siz de gördünüz” der gibidir.
Bilgi çağında olduğumuz doğrudur. 
Herkes istediği bilgiye ulaşma imkânına sahiptir. 
Ancak son yıllarda bilim adamları, bilgiye sahip olmanın artık yeterli olamayacağı, bilginin doğru kullanılmasının daha önemli olduğunu söylüyor.
Sadece çok şey okumak, çok şey bilmek değilmiş.
Doğruyu bulan, çok şey bilmiştir.
Geri kalmış ülkelerin, gelişme ve ilerlemesinin önündeki en büyük engelin, yukarıdaki tip kendi aydınları olduğu yıllardır iddia edilir.
Ne dersiniz?

Bunları niye mi anlattım?
Bilmek ile ukalalık arasındaki farkı anlatmak için…
Anlayana sivrisinek saz…

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
9 gün önce
12 gün önce
16 gün önce
101 gün önce
109 gün önce
112 gün önce
125 gün önce
136 gün önce
147 gün önce
153 gün önce
179 gün önce
199 gün önce
200 gün önce
226 gün önce
228 gün önce
230 gün önce
298 gün önce
303 gün önce
335 gün önce
364 gün önce
367 gün önce
383 gün önce
391 gün önce
394 gün önce
395 gün önce
412 gün önce
434 gün önce
466 gün önce
468 gün önce
474 gün önce
474 gün önce
504 gün önce
511 gün önce
513 gün önce
534 gün önce
546 gün önce
584 gün önce
634 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=