Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

SİVİL TOPLUM, BÜROKRASİ VE ÜNİVERSİTE İLİŞKİLERİ

10 Kasım 2017, 18:29 - Okunma: 1178

Vikipedi’nin STK tanımlaması aynen şöyle:

“Sivil toplum kuruluşları, resmi kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan. Politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi faaliyetleri, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini gönüllülük usulüyle alan, kar amacı gütmeyen toplumun faydasına çalışan kuruluşlardır.”

Bürokrasi ise şöyle tanımlanır; Devlet işlerinin yürütülmesi için yapılan işlemlerin tümü veya Devlet görevlileri topluluğu.

Üniversite ise; Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan öğretim kurumudur.

Ülkede STK’lar sivil mi sorusu halen tartışılan bir konudur. Çünkü sivilliği olmayınca gayesi de ortadan kalkar.

Ülkemizde sivil toplum örgütleri henüz gelişme aşamalarını tamamlayamadıklarından ya da ideolojik sebeplerden birbirlerine sırt dönüp uzak durmaktadırlar. Yaklaşmak için birbirlerini görmeleri, tanımaları gerekir. Bu sebepten dolayı ortak yanlarını keşfedip bir araya gelemiyorlar, sürekli bir çekişme içerisindeler. 

Bürokratlar ise kendilerini fildişi kulelerde sanıyorlar. Fildişi kulelerde oturarak insanlara faydalı olamazlar, onların içinde olmalılar.

Bürokrasi devletin üst yöneticileri demektir.  Eğer bu seviyede iyi iseniz idare etmede, milletler arası ilişkilerde, diplomaside, sporda, edebiyatta, basında, ekonomide, sanayide, tarımda vs. iyisiniz demektir. Bu konuların hepsi “bürokrasinin” başının altından çıkıyor. Maalesef bürokratik engeller konusu Başbakanların bile halen şikâyet ettikleri bir husustur. 

Planlamanın, yönetimin görülmeyen sessiz ayağı ise üniversitelerdir. Medeni bir ülkenin olmazsa olmazıdır üniversiteler yani yüksek eğitim. Burası gelişim alanının mutfağıdır. Malzemenin derlenip, toplanıp, işlenip şekillendiği; bilginin yoğrulup, harmanlandığı ve arşivlendiği sonra da servis yapıldığı yer olmalı üniversiteler. 

Üniversitelere önerimiz; Sonuna kadar kapılarınızı açın insanlar girsin içeri. Etrafınıza örülen duvarları yıkın. Aydın insanlar ile iç içe hayatınızı devam ettirin. Üniversitelerin o kapalı köşklerden çıkmaları gerekir. Bizim onlara onların da bize ihtiyacı var. Yönetimde yer alan, klasik devlet memurluğu anlayışından uzak, devleti tanıyan, çağı iyi analiz eden yöneticilerle görüşüp planlar yapılıp tabana ulaşılabilir. Her zaman başkalarının sizin kapınızı çalmasını beklemeyin. Bazen sizler çalarsınız o kapıları. Yeter ki siz o kapıyı çalmasını becerin.

Bürokrasi, üniversite ve sivil toplum örgütlerinin durdukları yerleri çok iyi belirlemesi gerekir. Ortak çalışmalar yapabilecekleri gibi hiçbir zaman sınırlarını aşmamalılar. 

Kurum ve kuruluşlar bağımsız olmak zorunda. Bunun diğer ayağı medyadır ki ülke meselelerinde çok önemli rol oynar. Bunu başka bir yazıda anlatırız.

İdareciler her yaptıkları işin doğru, her kapılarını çalanın hizmetçi olduğu düşüncesinden vazgeçtikleri zaman aradaki engeller kalkmaya başlayacaktır. Yapılan her işte samimiyet beklenir. En azından şahsı çıkarlar için insanlar kullanılmaz. Devletin arabasıyla pazar işlerini gören, devletin lojmanında oturan, devletin memuruna faturalarını ödeten kişiler halkın içine girmekten ürker. Bizim işimiz bunların dışında kalanlar ile.  Onun için idareciler sosyal, kültürlü, aydın insanlardan seçilmeli.

İnsanları çeşitli sebeplerle ayrıştıran, öteleyen idareciler topluma zarar verir. Biz Türkiye’de kültür adına harç karıştıracaksak, Türk Milletini çok iyi tanımak bu coğrafyada yaşayan insanları her yönüyle (kültür, edebiyat, adet, anane, gelenek, görenek, töre, alışkanlıklar vs.) bilmek zorundayız. Çok iyi bildiğimiz konulara tekrar tekrar değişik açılardan bakmak gerekir.

Sivil toplum kuruluşlarında bencilliğe asla yer yok. Sivil toplum kuruluşları siyasetin arkasındaki güç değil milletin önünde yerini almalı. Sivil toplum örgütleri halkı temsil etmeli. Gücü temsil ettiği insanlardan almalı.

Bürokrasi devletin devamlılığı ve milleti için hizmet vermeli. Beyin olduğunu unutmayıp “Devlet Baba” şefkatiyle bütün insanları kucaklamalı.

Üniversiteler bağımsız olmalı. Surların içine hapsedilmemeli. Bilgiyi ihtiyacı olanlar ile paylaşmalı.

İşte bu kurumlar sınırlarını doğru bilip rahat hareket edebilirseler ülkenin çok faydasına olacağı kanısındayız.

Konuşmaktan, eleştirmekten, eleştirilmekten korkmayın. Seviyeli, samimi ve yapıcı olduktan sonra çoğunluk tahammül gösteriyor. Karşıt fikirleri dinlemek sizleri ürkütmesin mutlaka sonuna kadar sabrederseniz önünüze bir kapı açılacaktır. Unutmayın sizin ötekileştirdiğinizin ötekisi de sizsiniz.

 Konuşmadan toplumun doğrularını bulmamız mümkün değil. Halkın bütün katmanlarındaki insanları tek tek dinleyeceğiz. İlk amacımız, kendimizi eğitmek ve toplumda saygı gören insan olmak.

Bunun için, gücümüz yettiğince, doğru bildiklerimizi yapmaya, yazmaya, söylemeye çalışacağız…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
9 gün önce
12 gün önce
16 gün önce
101 gün önce
109 gün önce
112 gün önce
125 gün önce
136 gün önce
147 gün önce
153 gün önce
179 gün önce
199 gün önce
200 gün önce
226 gün önce
228 gün önce
230 gün önce
298 gün önce
303 gün önce
335 gün önce
364 gün önce
367 gün önce
383 gün önce
391 gün önce
394 gün önce
395 gün önce
412 gün önce
434 gün önce
466 gün önce
468 gün önce
474 gün önce
474 gün önce
504 gün önce
511 gün önce
513 gün önce
534 gün önce
546 gün önce
584 gün önce
634 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=