Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

ŞEYH MUHAMMED KAZIM HAZRETLERİ—1

10 Aralık 2017, 12:04 - Okunma: 864

Merhum Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerini anlatacak bir yazı dizsini kaleme almayı onlarca yıldır düşündüğüm halde bir türlü yazmaya cesaret edemiyor, böylesine derin bir kişiliği anlatmaya yüreğim yetmiyor, o zatla yaşadığım anıların, inanılmaz hadiselerin ağırlığı cesaretimi engelliyordu.

Korkuyordum.

Yanlış bir algı oluşturmaktan, bidatta bulunmaktan çekiniyordum.

Yazacağım olayların örgüsüne bir helal gelmesini istemiyordum.

Altı gün sürecek Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri yazı dizisini kaleme almayı düşündüğümde bu zatla yaşadığım bazı hadiselerin artık yazılma zamanı geldiğine karar verdim.

Her saniyesinde ölüm olan yaşamın gerçeği ve zamanın benim için daraldığını gördüğüm anda satırlar yağmur misali küçük damlalar halinde akmaya başladı.

Kendisiyle süregelen altı yıllık dostluğum, arkadaşlığım, müritliğim o denli dolu dolu geçti ki onu anlatacak bir makaleyi kaleme aldığım şu anda dahi yoğun duygusal patlamalar tüm benliğimi ateşten bir gömlek gibi sarıyor.

Ömrüm elverirse Şeyh Muhammed Kazım ile tanışmamla başlayan süreçten onun vefatına kadar süren tüm olayları, yaşadığım anıları anlatan bir kitabı kaleme almak tek muradımdır.

Zihin ve gönül dünyamı derinden etkileyen bir insandı merhum Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri.

***

Allah dostu, Veli bir insan olan Şeyh Muhammed Kazım Hazretleriyle tanışmam çok ilginçtir.

1986 -1987’lı yıllardı. Batman Siirt’te bağlı bir ilçeydi. O yıllarda Batmanda bir Dershane açmıştım. İlçe olarak Siirt’e bağlı olduğumuz için tüm bürokratik işlemleri Siirt’te yapmak zorundaydık.

Özal’lı yıllardı. Milli Eğitim Müdürlüğünün üst düzey yöneticileri Batmandaki Dershaneme ve şahsıma karşı nedenini sonra öğreneceğim olumsuz tavır içindeydiler. Akla hayale gelmeyen engellemeler beni canımdan bezdirmeye başlamıştı. O yıllarda Siirt’li bir dostum bana --Şeyh Muhammed Kazım hazretlerine git Milli Eğitimin tüm üst düzey bürokratları onun müridi o senin bu sorununu hemen halleder demişti. Din konusuyla uğraşanların bürokrasiye ve siyasete karışmasına o denli tepkiliydim ki --Dersahanem kapatılsa dahi ben bu zata gitmem-- demiştim.

Aradan koca 4 yıl geçti. Bin bir sorunu aşarak ama yinede inatla ayakta kalmak adına dershanemi daha küçük bir binaya taşımış, kendi yağımla kavrulacak düzeyde eğitim yoluyla Batmandaki hayatımı idame ettirmeye çalışıyordum.

Bu arada Batman il olmuş Erzurum’dan gelen bir Milli Eğitim Müdürü de her nedense benim eğitimcilik hayatımı zora sokacak bir önyargıyla işime çomak sokmaya çalışıyordu. Sebepte çok basitti. Demokrat bir adam olmam ve o günkü mevcut iktidara yalakalık yapmayı red etmemdi.

Hiç unutmadığım zaman olan 1990 yılı, Nisan ayının son haftası ve günlerden Cumartesi idi. Dershanemde oturmuş kara kara düşünüyordum. Havada kararmaya başlamıştı. Dershanemin kapısı açıldı. Siirt Milli Eğitiminin iki üst düzey ve Batman Milli Eğitim Müdürlüğündeki bir üst düzey bürokrat ki bir dönem bana karşı önyargılı davranan kişiler olan zatlar içeriye girdiler. Şaşırmıştım. Gelen misafirler biraz mahcup biraz tedirgindiler. Bana yaptıkları bürokratik haksızlığın bilincindeydiler. Kendilerine soğuk davranacağımı düşünüyorlardı sanırım. Işığını açık gördük ziyaretine geldik dediler. Doğrusu ben bu ziyarete bir anlam verememiştim ama aldığım terbiye ve genlerimize işleyen misafirperverlikle kendilerini ağırladım. Sanırım bir saatten fazla oturdular. Kalktıklarında içlerinden biri --Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri Batmana geldi. Akşam sohbet toplantısı var, gelmek istersen buyur gel dedi.

***

İçimden niye gideyim ki bir sürü yalaka, iş takipçisi ordadır diye düşündüm. Çünkü 1986 yılından beri Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerine Turgut Özal dahi birçok liderin Bakanın ziyaretine geldiğini ve devletin ona çok itibar ettiğini duyuyordum.

Birçok insanında o zatı sevdiğinden veya onun veliliğine inandıklarından değil sadece çıkar karşılığında ve sırtını güce dayandırmak istediğinden yanında görüntü verdiğine inanıyordum.

Çünkü Güney ve Doğu Anadolu’daki insanın zihin ve ruh dünyasında güce dayanmak, sırtını güçlüye verme duygusu çok gelişmişti.

Dershanemi kapatıp evimin yolunu tuttuğumda değişik, tanımlanamaz bir psikolojinin bedenimi aşırı zorladığını fark ettim.

Adeta ileri doğru bir adım attığımda sanki iki adım geriye düşüyordum.

Fiziksel bir hastalık geçirdiğim duygusuna kapıldım. İnanılmaz bir zorlukla eve geldiğimde terden sırılsıklam durumdaydım.

İç dünyamda tanımlanamaz bir huzursuzluk vardı.

Akşam yemeğini bile yiyecek durumda değildim.

Bir ses sanki beni çağırıyor gibi yerimde duramıyor, duvarlar sanki üstüme üstüme geliyordu.

Ne kadar bir zaman geçti bilmiyorum ama saate baktığımda kadran gecenin 9’unu gösteriyordu.

Vaktin çok geç olduğunu fark etmeyecek kadar istem dışı ve irademi kitleşen bir duyguyla kalktım giyindim. O zatın olduğu yere gitmek için evden çıktım…

(Devamı yarın)

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
19 gün önce
21 gün önce
22 gün önce
22 gün önce
25 gün önce
27 gün önce
28 gün önce
53 gün önce
125 gün önce
127 gün önce
132 gün önce
137 gün önce
275 gün önce
288 gün önce
289 gün önce
291 gün önce
306 gün önce
306 gün önce
312 gün önce
314 gün önce
400 gün önce
456 gün önce
474 gün önce
515 gün önce
519 gün önce
527 gün önce
539 gün önce
541 gün önce
559 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?

sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=