Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

ŞEYH MUHAMMED KAZIM HAZRETLERİ-3

12 Aralık 2017, 19:11 - Okunma: 1334

Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerinin Siirt’te dönüş tarihini heyecanla bekliyordum.

Bana haksızlık yapan o dönemki Milli Eğitim Müdürüne yönelik tavrı ve şahsıma gösterdiği bu ilgi tesadüfimi dayanıyordu yoksa bir kerametimiydi, sorusu beynimin bir tarafını kemiriyordu.

Siirt’te dönüş haberini aldığımın ertesi gün sabahtan ziyaretine gittim.

Şansım yaver gitmiş o gün dergâhta kimsecikler yoktu.

Şeyh Hazretleri ilerlemiş yaşına rağmen dizüstüne çökmüş genç birine önündeki kitaptan bir şeyler anlatıyor, bazı bilgiler öğretiyordu.

Beni görünce gülümsedi eliyle yanındaki minderi işaret ederek oturmamı söyledi.

Bu arada o gence ders vermeye devam ediyordu.

Ders bittikten sonra genç çıkıp gitti.

Ben ve Şeyh Hazretleri yalnız kalmıştık.

Bana ne işle meşgul olduğumu sordu. Öğretmen olduğumu, dershane işlettiğimi söyleyince branşımı sordu. Edebiyat deyince Türk ve Arap edebiyatından ünlü bazı isimleri söyleyerek ne düşündüğümü öğrenmek istedi.

Yorgun ve yaşlı bedenine rağmen dikkatlice söylediklerimi dinliyor, bazen onaylar şekilde başını öne eğip kaldırıyordu. Konuşmamıza Bilmin değişik dallarında devam ediyorduk. Saatler çok çabuk akıp gitmişti.

O yıllarda Batman’dan Siirt’te az sayıda minibüs gidiyor ve saat akşam 5’ten sonra araç bulmak imkânsızlaşıyordu. Huzursuz bir biçimde kolumdaki saate ara ara bakıyordum.

Son Batman servisini kaçırdığım anda o gece Siirt’te kalmak zorunda kalacaktım.

Şeyh bendeki tedirginliği fark edince -hayırdır acelen mi var- türünden bir soru sordu.

Bende açık yüreklilikle son arabaya yetişmek istediğimi söyledim.

Tatlı ve yumuşak bir ses tonuyla -bu gece burada benim misafirim olarak kalırsan beni çok memnun edersin deyince bir an tereddüt ettim. Gözleriyle kırma beni anlamındaki bakışından etkilendim ve peki dedim. 80 yaşın üstünde olan şeyh hazretleri nezaketinden dolayı beni yalnız bırakmak istemiyordu. Yorgunluğunu fark ettim. Siirt’te biraz gezmek istediğim bahanesini söyleyerek izin isteyip kalktım.

Siirt sokaklarının tozlu topraklı yollarında yürürken bu yaşta bu kadar bilgi, zeka, akıl ve dikkatli dinleme yeteneğinden dolayı şeyh hazretlerine daha bir hayranlık duymaya başladım.

Karşımda bir derya vardı. Mantıktan felsefeye, edebiyattan matematiğe kadar birçok sahada engin bir bilgi birikimine tanık olmuştum.

Akşam namazından sonra şeyh hazretlerinin oturduğu mütevazi 3 katlı eve geldim. Şeyhin hizmetinde bulunan kişi beni küçük bir odaya aldı ve birazdan şeyh hazretlerinin geleceğini söyleyip kapıyı kapatıp gitti. Odanın ortasında yer sofrası kurulmuştu. Türlü, yoğurt ve Siirt’te özgü yapılmış ekmekler yemek sinisinin içindeydi. Üç beş dakika sonra şeyh geldi. Yerde yemeğin başına oturduk. Yerde yemek yemeye pek alışık değildim. Şeyh rahat oturmamı söylerken o dizlerinin üzerinde oturuyordu. Yemek yemesindeki zarafeti hayatım boyunca unutmadım. Kaşığının ucuyla yemekten az bir parça alıyor her lokmayı ağır ağır çiğnedikten sonra elindeki bezle ağzını siliyordu. Şeyh hazretinin yemek yeme temposuna ayak uydurmaya çalışırken o muhteşem edep, ve görgü kurallarına riayet etmesi şaşkınlığımı daha bir arttırıyordu. Yemek faslından sonra çayı dergâhta içelim teklifiyle yan odaya geçtik. Odada çok sayıda mürit vardı ve tümü benim kim olduğumun merakı içindeydi. Sohbet sonrası şeyh hazretleri iyi geceler dileyerek çıktı ve bana ayrılmış odadaki yer yatağına uzandığımda sanki bir rüyanın içinde yüzüyordum.

Sabah kahvaltısı ve şeyhten ayrılıp Batmana geri dönüşe geçtiğimde şeyhin her meseleye gönül gözüyle baktığını, hiçbir eylemi ve söyleminin tesadüfi olmadığına kanaat getirmiştim.

Batman’a vardıktan bir süre sonra yaptığım ilk iş şeyh hazretlerinin hayat öyküsünü araştırıp öğrenmekti. Şeyh hazretlerinin hayat öyküsünün derinliğine indikçe gördüm ki Şeyh Muhammed Kazım hazretleri yaşayan bir tarihti. 1906 yılında dünyaya gelmişti. 1900 yıllar ülkemiz tarihinin en çetin en zor yıllarıydı. Osmanlı devleti yıkılmak üzereydi. Şeyh hazretleri Birinci dünya savaşında çocuk yaştaydı. Tarihe şanla şerefle yazılan Çanakkale Zaferi o dönemde yaşanmıştı. Rusların Doğu illerini işgal hareketine karşı savaşa katılan babası çocuk yaştaki oğlunu ilim öğrensin diye savaş alanından Siirt’te göndermişti. Ardından Kurtuluş Savaşını yaşayan şeyh hazretleri kurtuluş savaşında bölgede cereyan eden ayaklanmalara da birebir tanıklık etmişti Şeyhin gençlik yıllarındaki dönemde birçok din alimi, ünlü şair hayattaydı. Bediüzaman Hazretleri, İstiklal marşı şairi Mehmet Akif ve daha niceleri bu yıllarda ülkemizin zengin değerleriydi. 

Cumhuriyet ilan edilmiş; yeni bir devlet doğmuştu. Yine bu yüzyılda Anadolu’daki dini ayaklanmalar sonucunda yaşanan sürgünleri şeyh hazretleri yaşamıştı.

***

Şeyhin hayatını kısaca tanımlarsam yokluklarla ve yoksulluklarla geçen çileli hayat derim. 

Savaş yorgunu ve bitap düşmüş bir milletin ferdi olan şeyh hazretleri geri kalmış o günkü ülkemizde hayatın tüm zorluklarına rağmen kendine olan inanç ve iradesini asla kaybetmemiş bilgi darağacını zenginleştirmek yeni imanlı nesiller yetiştirmek ve insanlara faydalı olmak adına her türlü zorluğa göğüs germişti.

İnsanlığın felaketlerinden biri olan ikinci dünya savaşına da şeyh hazretleri tanıklık etmişti. O acı dolu, sıkıntı dolu yılları bugünün Türkiyesinde yaşayan bizlerin anlaması mümkün değil.

Tarihi okuyarak değil yaşayarak anlamak mümkündür.

Sık sık, her fırsatta Siirt’te gidiyor şeyh hazretlerini görüyor ve onunla ilmi konularda konuştuktan sonra kafamdaki her türlü soruya cevap arıyordum.

Şeyh hazretlerinin duruş, konuşma üslubunu, insanlara davranış modellerinin kaynağını da araştırarak öğrenmiştim. Şey hazretleri Son peygamber, Fahri Alem peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV) tüm Sünnetini hayatına rehber etmişti. Tüm söylem ve eylemlerinin alt yapısını Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) Efendimizin hayatından oluşturmuştu. Peygamberimizin hayatındaki tüm davranış biçimlerini uygulamaya çalışan Şeyh Muhammed Kazım hazretlerinin bunu çok yüksek bir disiplinle ve belli bir plan dahilinde yaptığını da çözümlemiştim.

Şeyh Muhammed Kazım İslami yaşayışında Şeriat-Hakikat-Tarikat Üçlemesini tüm benliğine sindirmiş ve bu kaideleri zihin dünyasının potasında eritmişti.

(Devamı Yarın)

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
18 gün önce
80 gün önce
108 gün önce
110 gün önce
111 gün önce
111 gün önce
115 gün önce
116 gün önce
117 gün önce
142 gün önce
214 gün önce
216 gün önce
221 gün önce
226 gün önce
365 gün önce
378 gün önce
379 gün önce
380 gün önce
395 gün önce
395 gün önce
402 gün önce
404 gün önce
489 gün önce
546 gün önce
564 gün önce
604 gün önce
609 gün önce
616 gün önce
628 gün önce
631 gün önce
648 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=