Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

ŞEYH MUHAMMED KAZIM HAZRETLERİ – 4

13 Aralık 2017, 20:48 - Okunma: 1750

(Dünden Devam)

Yıllar çok çabuk geçiyordu.

Şeyhimi tanıdıkça onun insanlara karşı sevgi ve sıcaklık dolu yaklaşımına tanık oldukça hayranlığım artık şeyhe bağımlılığa dönüşmüştü.

Siirt’te her gidişim büyük bir heyecan her dönüşümde hüzünlüydü. Şeyh Muhammed Kazım Hazretleriyle geçirdiğim tüm yıllar içinde onun kimseye kızdığını, ters ters baktığını, sert bir sözcük kullandığına şahit olmadım.

Onu tanıdığım tüm süreçte ‘Emir Cümleleri’ kurduğunu görmedim. Yani yap, kalk, git türünden emredici hiçbir cümle ağzından düşmemişti.

Namaz kılarken duruşu ölene dek bilinçaltımdan silinmeyecek.

Secdede Allah’ın huzurundaki teslimiyeti, rükudaki duruşu onlarca dakikalık dizlerinin üstünde başı önüne eğik hali belleğimde hep kalacak.

Cahil bazı müritlerinin cehaletlerinden dolayı şeyhi çok üzdüklerine birebirde tanık olduğum halde onun hiç kızgınlık göstermemesine ve yüksek bir sabır ve hoşgörü göstermesine bazen ben bile dayanamıyordum.

Onunla geçen çok kısa sürede her meseleye soğukkanlı, mantıklı, tutarlı ve dikkatli yanıtlar vermesine bugün dahi akıl sır erdiremiyorum. İnsanlar arasındaki sınıfsal farklılıklara asla önem vermezdi. Fakiri de Zengini de onun yanında aynı değerdeydi. Hatta fakir fukaraya daha bir sıcak olduğunu da bir iki olayda tanıklık etmiştim.

Yüksek merhametin kaynağının da Fahri Alem Peygamberimiz Hazreti Muhammed(SAV) olduğundan da adım kadar emindim.

Tüm üniversite hayatım boyunca kendimi Diyalektik Düşünebilme konusunda eğitmiştim. Bilmeyen okurları aydınlatmak için diyalektiğin sade ve basit tanımını yapayım. Olayın veya nesnenin her zaman önündeki ile irtibatlı olduğunu düşünebileme diye kısaca özetlenebilir. Halk deyimiyle diyalektik düşüncenin temel şifresi şudur. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Şeyh hazretlerinin tüm eylem, söylem ve zihni yapısını diyalektik sistem dahilin de yorumlamış ve her bir analizimde şeyhin aslında bir Sistematiğin adamı olduğunu keşfetmiştim.

***

Baharın bitimi yazın başında Şeyh Hazretleri başta İstanbul olmak üzere civar illere de İrşada gidiyordu. Yani iki üç ay şeyhi görme şansım olmuyordu.

1996 yılının ilk aylarının içerisine girmiştik. Gece 10 sularında evimin telefonu çaldı. Hayrıdır inşallah demeye kalmadan şeyhin yakın bir müridi bana nasılsın iyimisin sorusunu yöneltince heyecan ve korkuyla şeyhe bir şey mi oldu dedim. Telefondaki şahıs yok yok şeyh hazretleri biraz rahatsızlandı yarın İstanbul’a götüreceğiz seni görmek istedi. Müsaitsen havaalanına gel.

Tabi ki geleceğim dedim.

O yıllarda güneydoğudaki tek havaalanı Diyarbakır’daydı ama Batman askeri hava alanına da uçak seferleri başlamıştı. Yolcular bir ofiste toplanıyor oradan asker denetiminde hava alanına götürülüp uçağa bindiriliyordu.

Batman’dan uçak saat 13.00’te havalanıyordu. Saat 12.00’de yolcuların toplandığı ofise gittim. Kapının önünde şeyhin bir müridi vardı. Kendisine şeyhi sordum. Eliyle içeride işaretini yaptı. Ofisin içine girdiğimde şeyhin en köşede bir koltukta oturduğunu gördüm. Yanına gittim elini öptüm. Benzi solmuştu. Dik durmaya çalışıyordu ama belli ki hastalığı bedenini çok zorluyordu. Gülümseyerek başıyla selam verdi. Yanına oturdum. Hastalığı ona konduramıyordum. Çünkü onu hep tok ve dik görmüş, yanında sonsuz bir güven ve huzur duymuştum. İyeleşeceksin şeyhim dedim büyük bir coşku ve sevinçle.

Başını kaldırdı gözlerime baktı. İlk kez bu bakıştan irkildim. Sanki bir veda, sanki bir son görüş, sanki bir sonsuz ayrılışı anlatan mana vardı gözbebeklerinde. Konuştuğum söze bir cevap vermedi, başını önüne eğdi. O anda ne diyeceğimi bilemiyordum. Sert ve gür bir ses dalgınlığıma kurşun sıktı adeta. -Yolcular gidiyoruz.        

Bir erdi konuşan

Şeyhim ağır ağır yerinden doğruldu.

O arada onunla gideceklerde yanımıza geldi ama şeyh hiç kimsenin yardımına gerek kalmadan ağır adımlarla araca doğru yürüdü.

Araç hareket edince cama yasladığı başını bana çevirip baktı. Son bir güçle gülümseyen bakışlarına sağ elimi kaldırarak güle güle işaretini yaptım ama o anda boğazıma bir şey düğümlendi.

Aracın arkasından koşmak bende seninle geleyim diye bağırmak gibi çeşitli duygular girdabına giriyordum.

Şeyhi taşıyan araç gözden kaybolana kadar ardından baktım. İçimden iyeleşmesi için dua ediyordum.

(Devam Yarın)

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
18 gün önce
80 gün önce
108 gün önce
110 gün önce
111 gün önce
111 gün önce
115 gün önce
116 gün önce
117 gün önce
142 gün önce
214 gün önce
216 gün önce
221 gün önce
226 gün önce
365 gün önce
378 gün önce
379 gün önce
380 gün önce
395 gün önce
395 gün önce
402 gün önce
404 gün önce
489 gün önce
546 gün önce
564 gün önce
604 gün önce
609 gün önce
616 gün önce
628 gün önce
631 gün önce
648 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=