Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

ŞEYH MUHAMMED KAZIM HAZRETLERİ – 5

14 Aralık 2017, 17:50 - Okunma: 945

(Dünden Devam)

Zaman 1996 yılının sonlarına doğru ilerliyordu. Şeyh’in İstanbul’a tedavi olmak için gittiğini duymuştum.

O yıllarda iletişim imkanları çok sınırlıydı. Bugünkü gibi cep telefonları yoktu. Şeyhin sağlığıyla ilgili bilgi alacağım hiçbir bağlantım yoktu. Bir gece evimin telefonu geç saatte çaldı. Şeyhle irtibatımı bilen Batmanlı bir dostumdu arayan. Hal hatır sordu ve bana aniden –Galiba haberin yok cümlesiyle başlayan bir soru yöneltti.

Neden haberim yok cevabımın ardından Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri vefat etmiş; Yarın Siirt’ten cenazesi kalkacak cümlesini kurduğu anda telefon elimden düştü.

Telefonun yanındaki koltuğa yığıldım kaldım.

Ruhuma, beynime, bedenime bir pıhtı atmış adeta felç olmuştum.

Boş gözlerle karşımdaki duvara, bakıyor bu kötü bir rüyamı, acı bir düş mü görüyorum sorusunu yarım yamalak düşünmeye çalışıyor ölüm haktı ve her can ölümü mutlaka tadacaktır gerçeğini bilebile ruhumu sakinleştiremiyordum;

Bu arada “ey insanlar hepiniz ona döndürüleceksiniz” ayetiyle kendimi teskin etmeye çalışıyordum.

Şok halim devam ederken şeyh hazretlerini son gördüğüm Havaalanına gitmeden önceki hali gözlerimin önüne oturdu. Bu fotoğraf yanan ruhumu daha alevlendirmeye başlamıştı.

Şeyh Muhammed Kazım hazretlerinin atası merhum Şeyh Hazin hazretleri gibi hüzünlü hali gözbebeklerimde resmigeçit yapıyordu.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerinin hüznü insanlığın kötü gidişatına, Ümmetin parçalanmışlığına ve Siirt’in kötü kaderine duyduğu üzüntüydü.

Birandan belki de çok kısa bir sürede şeyhle yaşadığım bazı olaylar film şeridi gibi gözlerimde canlandı.

Şeyh hazretleriyle tanışmam sonrası diyalogum altı aydan daha kısa bir süreye dayanmıştı. Bir sabah aniden şeyh hazretlerine gitme duygum kabarmıştı.

Siirt’e gitmek için Batman’daki otogara gittim. Siirt’e araba yeni kalkmıştı ve ikinci servisi beklemek zorundaydım.

O gün her nedense Siirt’e gidecek yolcu sayısı çok azdı ve minibüs şoförü araba dolmadan hareket etmiyordu. Vakit bayağı gecikmişti.

Öğlene doğru Siirt’e doğru yol almaya başladık. Öğleden sonra kente varmıştık.

Hiç beklemeden şeyhin oturduğu eve gittim.

Şeyh hazretlerinin hizmetine bakan kişiyle kapıda karşılaştım.

Bana dönerek Şeyh yukarıya çıktı sen ikindi namazından sonra gel dedi. İkindi namazından sonra araba bulmam zor olacak cevabı dilimin üzerine geldi ama şeyhi de rahatsız etmemek adına bir şey söylemedim.

Biraz üzgün biraz hayal kırıklığıyla geri döndüm ve şeyhin evinin önündeki hafif rampadan aşağıya doğru yürümeye başladım. Batmana geri dönecektim Yolun sonuna doğru arkamdan birinin seslendiğini duydum. Döndüğümde şeyhin hizmetine bakan kişinin koşarak bana doğru geldiğini fark ettim.

O zat yanıma geldiğinde nefes nefeseydi ve gözlerinde saygıdan kaynaklı bir korku ve tedirginlik vardı. Şeyh seni bekliyor deyince şaşırma sırası bana geldi.

Beraber evin yolunu tutarken ne olduğunu sordum.

Ben dönüş yoluna girince şeyhin onu çağırdığını ve bir gelip gidenin olup olmadığını sorduğunu kendisinin de Batmanlı o genç geldi, ben ona git ikindi namazından sonra gel dediğimi söyleyince beni senin arkandan gönderdi cevabını verdi. Ama belli ki şeyh hazretleri ona biraz tatlı sert bakmıştı.

Tedirginliği ondandı. Dergâha girdiğimde şeyhin odaya girmek üzere olduğunu gördüm.

Beni gülümseyerek karşıladı ve içeride oturduğumuzda ilk sözü “kusura bakma ben bunlara hep söylüyorum kimseyi geri çevirmeyin diye ama bazen böyle oluyor” dedikten ben utanmaya başladım.

Çünkü Şeyh Hazretleri dinlenemeden tekrar aşağıya inmişti.

Biraz konuştuktan sonra şeyh dinlensin diye kalkmak için izin istedim.

Gülümseyerek “sohbetimizden inşallah sıkılmadın” esprili cevabını verdi.

Belli ki benim o andaki utancımı fark etmiş ve hemen kalkıp gitmeme gönlü razı gelmemişti. Şeyh hazretleri böylesine naif bir ruha sahipti.

Hazreti Ali (R.A) güzel bir sözü vardır.

Şöyle der Allah’ın kılıcı;

Önce insan ol, adam ol, sonra ne olursan ol.

Şeyh Muhammed Kazım hazretleri İnsan olmayı, Adam olmayı başarmış ilmi, bilgisi ise sonradan onu takip etmişti. Kürtleri, Arapları, Türkleri kendi kalp dünyasında birleştirmiş adam gibi bir zattı.

Onun, sevenlerine insan olmayı, adam olmayı öğretme gayretine yakından tanıklık ettim.

Adam olmayı, İnsan olmayı becermiş merhum şeyh bu vasfının yanına çok önemli ve değerli bir yön daha katmıştı. O değerin adı Liderlikti.

Bu liderlik dünyevi değil maneviydi.

Her seveniyle birebirde ilgilenir, Dergâha ara ara gelen birini bile uzun süre görmese mutlaka onun durumunu sorgular, sağlığını sorar, bir sıkıntısının olup olmadığını araştırırdı.

Anılarda yolculuğum devam ediyordu.

Çok soğuk bir kış günüydü.

Dışarıdaki hava, insanın nefesini kesiyordu. Şeyhle sohbet ediyordum.

Bir anda bir kedinin acı acı miyavlaması duyuldu.

Şeyh sözünü kesti, dikkat kesildi. Kedinin miyavlaması devam ediyordu…

Şeyh Hazretleri biraz üzgün biraz tedirgin bir edayla “Dışarıya bir baksaydınız bu kedi aç mı hastamı soğuktan mı üşümüş acaba” diye söze devam etti.

Odadakilerden biri dışarı fırladı bir süre sonra içeri girdi.

Gayet saygılı bir sesle “evet şeyhim üşümüş içeri aldık” dedi.

Şeyh teşekkür etti ve “keşke önüne biraz süt, yemek konsaydı” diye konuşmasını sürdürdü. Önerisi yerine gelmişti.

Şeyh Hazretleri sadece insanlara değil hayvanlara da merhametliydi.

Şeyh Muhammed Kazıma gönül gözüyle bakanlar onun duruşunda Yunus Emre’nin izlerini, konuşmasındaki üslupta ise Hz. Mevlana’yı görürdü.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri Munisti. Sakindi.

Hayatının tüm kesitlerinde kendini ön plana çıkarma gayreti asla olmadı.

Devrindeki tüm şeyhlere, âlimlere saygı ve hürmette kusur edecek kinayeli bir lafı, davranışı kimse duymadı, Siirt tarihi buna tanıklık etmedi.

Bakışlarında samimiyet, gözlerinde sevgi, giyiminde sadelik, sözlerinde dürüstlük, eylemlerinde şeffaflık vardı.

Karanlığı delen bakışları, toprağın altındaki cevheri keşfedecek kadar keskin nazarları vardı.

Anılarımda tekrar bir yolculuğa çıktım

Dergâhtaydık.  Ogün odadaki insan kalabalığı bir hayli fazlaydı. İçeri bir genç girdi.

Elinde bir sürahi su vardı…

Şeyh Hazretlerinin yanı da diz çöktü. Derdini anlatmaya başladı. Ağır bir hastası vardı ve Şeyhin, bu suya okuyup üflemesini rica ediyordu.

Şeyhin hemen yanında oturmuş ve dikkatlice yüzüne bakıyordum.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri tedirgin bir sesle gence dönerek “Evladım hastanızı doktora götürün” cevabını verdi.

Genç, hastasını doktorlara götürdüğünü ama hiçbir sonuç alamadığını söyleyip bir daha ısrar etti.

Şeyh hazretleri gülümseyerek başını iki yana salladı.

Yumuşak bir tonla ve tane tane bir sesle Şifayı veren cenabı Allah’tır.

İnşallah hastana şifa verecektir.

Cümlesiyle konuşmaya nokta koymak istedi ama genç ısrarla Şeyhin bu suya okuyup üflemesi için dayatıyordu.

Şeyh Hazretleri gencin kalbini kırmamak adına sürahiyi önüne koydu ve herkesin duyacağı şekilde yüksek sesle Fatiha Suresini okudu.

Genç, büyük bir sevinçle sanki mucize bir ilaç bulmuş gibi kalkıp gitti.

Misafirlerin çoğu da kalkıp gittikten sonra Şeyh, bana dönerek İslam bir ilim ve bilim dinidir türünden bazı şeyler anlattı.

Şeyh Hazretleri ilime, bilime ve realiteye sonsuz derecede saygı duyan bir kişilikti.

Şeyh Hazretleriyle yaşadığım yüzlerce anı sırayla akıyorken, Okunan sabah ezanıyla daldığım anılardan uyandım.

Yanağımda donmuş iki damla yaşı silerek koltuktan kalktım. Abdest alıp sabah namazını kılacak ve Şeyhime son vazifemi yapmak adına Siirt’e doğru yol alacaktım…

(Devamı Yarın)

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
18 gün önce
80 gün önce
108 gün önce
110 gün önce
111 gün önce
111 gün önce
115 gün önce
116 gün önce
117 gün önce
142 gün önce
214 gün önce
216 gün önce
221 gün önce
226 gün önce
365 gün önce
378 gün önce
379 gün önce
380 gün önce
395 gün önce
395 gün önce
402 gün önce
404 gün önce
489 gün önce
546 gün önce
564 gün önce
604 gün önce
609 gün önce
616 gün önce
628 gün önce
631 gün önce
648 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=