Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

SON NOTLAR -2

27 Aralık 2017, 18:13 - Okunma: 553

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri yazı dizisinin 6. makalesinin son cümlesinde şöyle demiştim;

Allah’ım onun ruhaniyetine içimden geçen şu duygularımı ilet

Apo Şeyh bil ki ben seni çok ama çok özledim…

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri yazı dizisi yayınlandıktan sonra başta oğlu şeyh Muiniddin olmak üzere onu sevenlerin telefondaki seslerinde duyduğum boğukluktan, boğazlarına takılan düğümlerden, hatta gözyaşı dökenlerin yüreklerinden akan sızıyı hissettiğimde Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerinin ruhaniyetine şu sözleri söylemek bir görev oldu.

Apo Şeyh; 

Seni, benden, çok ama çok daha fazla, özleyenlerin var.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri gibi Allah dostlarını anlamak zor, anlatmak çok zor, yazmak ise bu ikisinden çok daha zordur.

Şeyh Muhammed Kazım hazretleri gibi velileri çözümlemek, analitik analizlerini yapmak ve bunu diğer insanlara aktarmak çok büyük bir yük ve vebaldir.

Yanlış algılanacak veya yanlış aktarılacak tek bir sözün hem bu dünyada hem öteki dünyada hesabını vermek çok çetin bir imtihana neden olacaktır.

Özenle belirtmeye çalıştığım bu ağır sorumluluğu iliklerime kadar hissettim.

Sabahlara dek süren yazma çalışmalarımda her bir sözcüğün üzerinde doğru ifade bumudur biçiminde saatlerce düşünceler girdabında boğuşurken tıkandığım anlarda Başkentin soğuk ve insanı hücrelerine kadar üşüten gecelerinin öteki yüzünde evimin balkonunda oturup semaya bakarak anlatımlarımda bir hata yapıyor muyum sorusunu yüzlerce kez kendime sorarak iç muhasebemi yaptım.

Tevfik Fikret bir şiirinde şöyle der;

Hayır, hayal ile yoktur bir alışverişim

İnan ki ne söylemişsem görüp de söylemişim.

***

Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerini anlattığım yazılarımın tümünde aklın, somut verilerin ışığında, yaşananları, hamasete kaçmadan, abartı tuzağına düşmeden, duyguların esiri olmadan nesnel bir tarzda anlatma gayretime okurun şahit ve emin olmasını isterim.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri yazı dizisi ve Son Makaleleri okuyan kişilere bir bilgi notu vereyim.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri gibi bir veliyi anlatırken okuyucu onun bana saatlerce bazı şeyler anlattığı gibi yanlış bir izlenim ve yargıya ulaşmasın.

Şeyh Hazretleriyle dünyevi veya ilmi herhangi bir konuşmamız öyle sanıldığı kadar uzun boylu asla olmamıştır. Hazret zaten çok konuşmayı sevmezdi.

Sorulara kısa, kesin, net ve basit cevaplar verirdi.

Şeyh Muhammet Kazım gibi veliler gözleriyle konuşur, davranışlarıyla mesaj verir, duruşlarıyla çözümü gösterir.

Aslolan bu sistematiği çözümlemedir.

Şeyh Muhammed Kazımın yerine vekalet eden oğlu Şeyh Muiddin başta olmak üzere, şeyh hazretlerine gönülden bağlı olanlara sözünü ettiğim sistematiğin sadece bir yolu ile alakalı naçizane ipucu vereyim;

Herhangi bir dünyevi meseleyle veya insanla alakalı bir sorunla karşılaştığınızda, şeyh hazretleri şimdi aramızda olsaydı bu soruna karşı ne yapardı sorusunu sormayın.

Bu sorunun tersini sorarsanız yani şeyh hazretleri bu sorunu çözerken ne yapmazdı sorusunu sorarsanız onu anlamaya başlarsınız.

Bu noktada sözünü ettiğim sistematiğin sadece bir yolu olan ipucunun şifresi, veliyle kuracağınız empatidir.

Çağımız Bilişim ve İletişim çağıdır.

Halkın anlayacağı dille bu yüzyıl internet ve sosyal medya çılgınlığının insanlığı kendine esir bıraktığı bir döneme tanıklık ediyoruz.

Bu manada insanlar, özellikle gençler Bilgisayar ve cep telefonuna bağımlı bir halde yaşamaktadır.

O zaman bu gençlerle Şeyh Muhammed Kazım gibi Allah Dostlarını bir noktada buluşturup, tanıştırmanın bir yolu var.

Şeyh hazretlerini yeni nesilin yanına getirmek yerine yeni nesil gençliği ve bunalımlar girdabına giren orta yaş insan grubunu şeyhe götürmek bence en doğru yoldur.

Bunu yaparken ağır bir dil kullanmadan, muğlak, belirsizlik kokan sözcüklere başvurmadan, algıda seçicilik metodunu öne çıkarmadan gençliğin duygu ve düşünce dünyasındaki tüm sorunlara Allah Dostu olan şeyh Muhammed Kazım gibi velilerin çözümlerini teknoloji vasıtalarını kullanarak ulaştırmak insanımıza yapılacak büyük bir hizmet olacaktır.

Allah’a, onun Habibi olan Peygamberimiz Hazreti Muhammede(SAV), KUTSAL Kitabımız Kuran Işığında Yürüyen Evliyalara karşı görev ve sorumluluğumuzu ‘sınırlarımız bu kadar’ ’ancak ibadet elimizden geliyor’ bahanesinin arkasına saklamak sadece kendimizi kandırmaktır.

Devam Edecek…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
18 gün önce
80 gün önce
108 gün önce
110 gün önce
111 gün önce
111 gün önce
115 gün önce
117 gün önce
142 gün önce
214 gün önce
216 gün önce
221 gün önce
226 gün önce
365 gün önce
378 gün önce
379 gün önce
380 gün önce
395 gün önce
395 gün önce
402 gün önce
404 gün önce
489 gün önce
546 gün önce
564 gün önce
604 gün önce
609 gün önce
616 gün önce
628 gün önce
631 gün önce
648 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=