Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

SON NOTLAR -5

01 Ocak 2018, 21:44 - Okunma: 960

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleriyle yaşadığım anılar;

Dünya hayatınızı yaşarken bir veliyle, Allah Dostu’yla tanışmışsanız elbette onunla yaşadığınız ve asla unutamayacağınız bazı anılarınız, hatıralarınız vardır.

Tanıdığınız Veli vefat edip bu alemden ayrıldığından sonraki hayatınızda yaşadığınız veya yaşayacağınız birçok olay size onunla yaşamış olduğunuz hatıraları anımsatır.

Veliyle yaşadığınız her hatıra ondan sonra yaşayacağınız birçok olayla irtibatlı ve iltisaklıdır.

Bu anlatımımı somutlaştıran bir olaydan bahsedeyim.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri yazı dizisi yayınlandıktan bir süre sonra onun yerine vekaleten eden oğlu Şeyh Muiniddin beni telefonda aramış bir süre sohbet etmiştik.

Şeyh Muiniddin tam telefonu kapatacağında –dur sana bir olay anlatayım da başlayan bir cümle kurdu ve Bilali Habeşle alakalı bir menkibeden söz etmeye başladı.

Şeyh Muiniddin konuşurken ben şeyh Muhammed Kazım Hazretleriyle yaşadığım bir hatıraya gittim.

Şeyhin talebi üzerine bir kış günü Siirt’te gitmiş, o gece şeyh hazretlerinin misafiri olarak orada kalmıştım.

Sabahın erken saatinde şeyh hazretleri birlikte kahvaltı yapmak için aşağıya inmiş ve onunla divanda sohbet etmeye başlamıştık.

Tam o esnada içeri genç bir kişi girdi. Başında bir takke vardı ve yüzünde güven veren bir bakışla son derece saygın bir biçimde şeyh hazretlerinin karşısındaki mindere oturdu.

Şeyhe bazı konularda brifinge benzer bilgi veriyordu.

Şeyh bu genci dikkatle dinlerken bir gözüyle de bana baktığını hissettim.

Genç izin isteyip ayağa kalktığında şeyhin dikkatlice bana bakmaya devam ettiğini fark ettim.

Genç gittikten sonra şeyh hazretleri bana dönerek –Sen bu genci tanıyormusun- sorusunu yöneltti.

Başımı iki tarafa sallayarak tanımıyorum anlamında bir hareket yaptığımda şeyh gülümseyerek,

Oğlum Muiniddin dedi.

Aradan tam tamına 21 yıl geçtikten sonra telefonda şeyh Müiniddinin anlattığı Bilali Habeş menkibesi bu anıyla o kadar örtüşen bir konuydu ki Şeyh Muiniddinin bu menkibeden bahsederken ‘tesadüfün bu kadarı da fazla’ diyordum kendi içimden.

Şeyh Muiniddinin telefonu kendisiyle alakalı bir başka bir anıya daha beni götürdü.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerinin bana oğlum Muiniddin dediği olaydan sonra aylar geçmişti Batmanda görev yapan ve din dersi veren öğretmen ağabeyimizle bir araya gelmiş sohbet ediyorduk.

Konu tasavvufa gelmişti.

O ağabey bölgedeki şeyhlerle alakalı olumsuz bazı fikirlerini paylaşıyor, bu dini kişiliklerin olumsuz bazı tavırlarını aktarıyordu.

Onun aktardığı olumsuz düşüncelere karşı bende örneklemlerinin bazı veli kişiliklere haksızlık olduğunu söyledim ve Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerinden söz ettim.

Tam o anda öğretmen ağabey aniden: Şeyh Muhammed Kazımın oğlu Muiniddin bir zamanlar benim talebemdi. Babası bir gün bana bir selam gönderip oğlunun durumunu sormadı sözlerini söyleyince dayanamayarak, kendisine, gelirsen bu hafta sonu arabamla seni şeyh hazretlerine götüreyim dedim.

Öğretmen arkadaşım Şeyhi duymuş ama tanışmamıştı.

Olabilir gidebiliriz dedi.

O hafta sonu şeyh hazretlerine gittik.

Divan bayağı kalabalıktı. Öğretmen arkadaşımla içeri girdik.

 

Şeyh her zamanki incelik ve nezaketle beni yanındaki mindere oturmamı işaret etti. Öğretmen arkadaşta köşedeki boş bir yere ilişti.

Şeyh Hazretleri kulağıma eğilerek arkadaşın kimdir, necidir sorusunu yöneltince, bir zamanlar oğlunuz Muiddinin öğretmenliğini yapmış dedim.

Şeyh Hazretleri aniden ayağa kalktı ve cübbesini ilikleyerek öğretmen arkadaşıma yöneldi.

Ben dahil odadakiler çok şaşırmıştık ve şeyh kalkınca odadaki bizler hep birlikte gayriihtiyari bir biçimde ayağa kalktık.

Şeyh Hazretleri son derece saygılı bir ifadeyle --hoş geldiniz mademki benim oğlumun öğretmenliğini yaptınız bizde hakkınız çoktur türünden bir kısa konuşma yaptı ve öğretmen arkadaşımı yanına davet etti.

Şeyh hazretleri bir süre o öğretmen arkadaşla sohbet etti.

Vakit geç olmadan izin isteyip ayrılacağımızda şeyh hazretleri dış kapıya kadar çıkıp o öğretmen arkadaşımla beni uğurladı. Bu olağandışı davranışla eğitimciye ne kadar önem verdiğini aslında anlatıyordu.

Batmana dönüş yolun tamamında o öğretmen arkadaşım şeyhle alakalı o kadar güzel şeyler söyleyince anladım ki veliler ve Allah Dost’ları kendilerini tanımayanların üzerinde bile çok derin izler bırakabiliyordu.

Devam Edecek….

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Beşir Demirel
197 gün önce
Yazılarınızı takip ediyoruz . Yaşadığınız her hatırada mürşidimizin incelikleri ,hassasiyetleri olaylara yaklaşım tarzlarını insanlarla olan münasebetinlerini anlatırken bize peygamber efendimiz( sav) mi hatırlatıyor. onu ne kadar taklit ettiklerini ortaya koyuyor.onun varisi olduklarının işaretini veriyorlar. Mürşit ararken Peygamber efendimiz (sav) ne kadar tabi olduklarna bakmak lazım. saygılarızla....
Yazarın Diğer Yazıları
18 saat önce
65 gün önce
105 gün önce
167 gün önce
195 gün önce
197 gün önce
198 gün önce
201 gün önce
203 gün önce
204 gün önce
229 gün önce
301 gün önce
303 gün önce
308 gün önce
313 gün önce
451 gün önce
464 gün önce
465 gün önce
467 gün önce
482 gün önce
482 gün önce
488 gün önce
490 gün önce
576 gün önce
632 gün önce
650 gün önce
691 gün önce
695 gün önce
703 gün önce
715 gün önce
717 gün önce
735 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=