Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

SON NOTLAR-7

04 Ocak 2018, 18:57 - Okunma: 1022

Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerinin Mirası ve Vasiyeti...

Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerini tanıdığım günden bugüne değin onunla alakalı temel bir soruya bir cevap bulamakta zorlanıyordum. Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri yazı dizisini yazmaya başladıktan sonra bu soruya doğru bir cevap bulduğumu sanıyorum.

Soru şuydu; İnsanlar Şeyh Hazretlerinin yanına geldiklerinde, onunla aynı havayı teneffüs ettiklerinde inanılmaz bir saygı ve sevgi duygusuna neden giriyorlar? Onun bedeninden yayılan manyetik hava neydi ki bu durum insanları çepeçevre sarıyor?

Bu sorunun cevabının onun duruşunda gizli olduğunu çözümledim. Başı önde eğik, büyük bir tevvekülle öylesine bir duruş sergiliyordu onu tanımayan insanlar bile onun yanında inanılmaz bir saygı dolu ürperti hissine kapılıyorlardı. O duruşun temelinde ise yüce Allah’a teslimiyet fahri alem peygamberimiz Hazreti Muhammed(SAV) ile irtibat olduğunu artık biliyorum.

***

Şeyh hazretlerinden öğrendiğim 3 temel öğretiyi de yazayım

1-Kendinle Yüzleşmek;

2-Meselelere çözüm ararken sorunu özümsemek;

3-Dünyadaki hayatın hiçliğini içselleştirmek;

Onun yemek yediğindeki yavaşlık yukarıdaki bahsettiğim 3 temel öğretinin ana kaynağıdır.

***

Şeyh Hazretlerinin fiziksel duruşundan çıkardığım onunla alakalı gözlem ve sonuçları da şöyle sıralayabilirim.

1-Şeyh Hazretleri kendi içinde tutarlıdır.

2-Liyakat ve emeğe son derece saygılıdır.

3-Gelene kalk, gidene kal demez.

4-Tüm hayatını karar ve istikrar çizgisinde sürdürmüştür.

5-İşbirliği, dayanışma, paylaşım ve yenilikçiliğe açık bir kişiliktir.

6-Keşif ve yenilik doğuran küresel kültüre önem vermiştir.

7-İnsanların sosyal ve ekonomik faydalarını önemsemiştir.

8-Eylem ve Eğitim onun hayat tarzıdır.

9-İkinci nesille doğru irtibatı pratiğe aktarmıştır.

10-Siirt Coğrafyasının insanlarının sosyal hayattaki en temel problemleri olan Dedikodu-Kıskançlık- Yüksek Ego sorununun çözümü için ortaya koyduğu temel reçete ‘Kalbin Hastalıkları’ başlığını taşıyan öğretisinde anlatılmıştır.

***

Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerinin hal dilinden çözümlediğimi sandığım vasiyeti şu temel başlıktan oluşuyor.

‘YÜKSEK SADAKAT’

Bu başlığın kısa açılımından söz edeyim.

Yüksek sadakatte Şeyh Hazretlerinin Peygamberimiz döneminden beri süregelen davaya ölümüne bağlılık söz konusudur.

Şeyh Muhammed Kazım hazretlerinin hal dilinden çözümlediğimi sandığım mirası ise şunlardır.

1-KARDEŞLİK HUKUKU

2-KAZİMİYE KÜLTÜRÜ

Kardeşlik Hukuku Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerine gönülden bağlı olan herkesin güçlü kardeşlik bağlarıyla birbirlerine eklemlemeleri. Bu noktada Şeyh Muhammed Kazım Hazretlerine gönül bağıyla bağlı olanlardan her kim şu veya bu nedenle, haklı veya haksız olsun tarikattaki kardeşine kırılır, küser, diyalogu koparırsa vebal altındadır. Bu bağlamda şeyhin bu dünyada bıraktığı her miras; Gönül Kardeşliğinden, davasına, evlatlarından, Medresesine, türbesine kadar tüm eserler onu gönülden sevenler için çok önemli değerlerdir ve bu değerlere sahip çıkmak kalben yüklenilen büyük bir sorumluluktur.

Elbette bu yukarıda saydığım görev ve sorumluluk ona gönülden bağlı olanlar içindir.

Şeyh hazretleri hayattayken onun yanına gelip ondan maddi, manevi destek arayıp ta onun vefatından sonra arkalarına bakmadan dönüp gidenler için bu yazdıklarım geçerli değil. Çünkü kimlerin kalıcı dost, kimlerin geçici insan olduğunu Şeyh Hazretleri yaşarken çok iyi biliyordu. Şeyh hazretleri yaşarken onun kapısında gerdan kırıp boyun büken çıkarcı, üç kağıtçı, günün adamı, kaypak ve nankör tipleri, bu tiplerden sadece biri olan o günkü siyasileri asla kırmadı, incitmedi ama bu kişiliklerin ne mal olduğunu da çok iyi biliyordu. Kardeşlik hukuku bu tipler için bırakılmış bir vasiyet değildir.

‘KAZİMİYE KÜLTÜRÜ’ ise bir iyilik hareketidir.

Şeyh hazretleri At sırtından Uçağa, yolsuz, elektriksiz bir yaşamdan otoyollara kadar bir sürü sosyal ve toplumsal değişimi yaşamıştır. Bugün bizlerin onun bu büyük değişime uyum sıkıntısı yaşamadığını anlamak onun zihinsel gücünü kavramak onu anlamamız için yeterli birer dönedir. Şeyh Hazretleri, Atatürk’ten, Menderes’e, Demirel’den, Özal’a ve günümüz siyasilerin bütününe yakınını döneminde yaşamış ve ülkenin gidişatıyla alakalı ilgisini her zaman sürdürmüştür.

Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri tüm Allah dostları, Peygamber aşıkları gibi bu aşamaya kolay gelmedi.

Yaşadığı Acılar, çektiği çileler, ödediği bedeller, bilinmeden ne onu ne onun davasını anlamak mümkün değildir.

Onun yüzündeki derin çizgilerin her birinin o kadar yürek yakan öyküsü vardır ki yaşamayan anlamaz. Annesini daha tanıyamadan onu kaybetmiş Şeyh Muhammed Kazım’ın öksüzlüğünü, yetimliğini hissetmeden şeyhi tam sevdiğimizi söylemek sadece insanın kendini kandırmasıdır.

Çocuk yaşta neden Muş iline gittiğini anlamadan onun davasına sadakatini söylemek özde değil sözde kalır.

Yaşadığı sürgünler dönemini unutarak şeyhe çıplak gözle bakmak sadece gözü değil gönlüde aldatır.

***

Özellikle son sözüm şudur;

Konya’da Mevlana’nın kabrini ziyareti sırasındaki onun haleti ruhiyesini bilmeden,  hissetmeden Siirt’te divanda otururken gördüğümüz Şeyh Muhammed Kazımı ne kadar tanıdık diye kendimize soru sormanın zamanı gelmiştir?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
18 saat önce
65 gün önce
105 gün önce
167 gün önce
197 gün önce
198 gün önce
198 gün önce
201 gün önce
203 gün önce
204 gün önce
229 gün önce
301 gün önce
303 gün önce
308 gün önce
313 gün önce
451 gün önce
464 gün önce
465 gün önce
467 gün önce
482 gün önce
482 gün önce
488 gün önce
490 gün önce
576 gün önce
632 gün önce
650 gün önce
691 gün önce
695 gün önce
703 gün önce
715 gün önce
717 gün önce
735 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=