Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

SÖZÜN BİTTİĞİ AN

28 Ocak 2018, 13:31 - Okunma: 1240

Bazen kaybettiğimiz, öyle büyük olur ki “Aman Allah’ım”, “Eyvah eyvah” diye yanarız ya ve bazen de bu sözler bile cılız kalır. “Tam bir yıkım”, “Söylenecek söz bulamıyorum” dediğimiz ve tükenişliğimizi anlatmaya çalıştığımız halimiz.
Kişi kul hakkıyla öbür dünyaya gitmişse inanın göreceği cezayı anlatmak için kelimeler kifayet etmeyecek, söz ve anlatım yetersiz kalacak belki “Keşke…” ile başlayan ve faydası olmayan pişmanlıklar, dinmeyen acısı ile cehennem azabı.
Kişi uzun süre gafletle yaşamış, ömrün sonunda tövbe etmiş, üzerinde namaz, oruç, hac, zekât gibi yerine getirmediği ve kazaya kalan nice ibadetleri olabilir, tövbe edip, kaza etme imkânı bulmadan ölmüş olabilir, Allah af edebilir, çünkü tövbe etmiştir, kazaya başlamış, ama ömrü, kifayet etmemiş.
Peki, kul hakkı böyle mi?
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Ben, Rabbimin huzuruna, üzerimde kul hakkı olmadan varmak istiyorum.” Demesi, hayır öyle değil dememize sebep olarak yeter.
Namaz, Oruç, Hac, Zekât ve nice ibadeti kabul olmuş, amel defterine kaydı yapılmış, ölmüş, sevap ve günahları teraziye konulmuş, tartısı ağır basmış, her şey normal. Hayatta iken pek önem vermediği kul hakkı, sıra o hesaba gelmiş, “keşke…” denilecek durum.
İslamiyet kemale ermiş, devlet kurulmuş, insanlar fevce fevc Müslüman olmaya başlamış, asrısaadet, devlet başkanı, başkomutan, aile reisi, 63’nu bulmuş yaşlı ve hasta halı ile âlemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve selem, helalleşmek için Mescide sahabesini çağırır ve:
“Ey insanlalar! Sizden ayrılma vaktim yaklaşmıştır! Sizden birisine vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun! Birinizin malını almışsam, gelsin, hakkını alsın! Sakın hak sahibi, şayet kısas talebinde bulunursam, “Resulullah bana darılır” diye düşünmesin! Bilmelisiniz ki benden hakkını isteyene darılmak, benim fıtratımda yoktur. Benim yanımda en sevimliniz, hakkı varsa gelip benden onu isteyen kimsedir veyahut helal edendir. Ben Rabbime, üzerimde kul hakkı olmadan varmak istiyorum.” (İbn saad c.2 s. 255, taberi, c.3 s 191. İbn Kesir. Sire c.4 457)
Kul hakkı, bu dünyada ödenmez helâlık alınmadan ölünüp Allah huzuruna gidilirse inanın kıldığımız namaz, tutuğumuz oruç, ödediğimiz zekât, gittiğimiz hac, sünnetler, tembihatlar ve daha nice hayır ve haseneler, bizi kurtarmaya yetmeye bilir.
Önem vermediğimiz hakaret dolu sözler, gıybet, dedikodu, iftira, dalavere, masum gördüğümüz tatlı yalanlar, kısaca kul hakkı ihlalleri, mahkeme-i kübrada başımıza iş açabilir. Ummadığımız taşlar başımızı yardığı gibi, kul hakkı da cehenneme girmemize sebep olabilir. Tam cennet derken, hak sahiplerinin biri, namazımızı, diğeri orucumuzu, zekâtımızı, haccımızı, sünnet, tesbihat ve diğer hayır ve hasanelerimizi alır, elde bir şey kalmayınca işlemediğimiz halde, kul hakkı nedeniyle günahlar da bize yüklenir cenneti beklerken cehenneme giriveririz.
İşte “sözlerin kifayet etmediği”, “Keşke …” diyeceğimiz an, galiba bu andır.
İman sahibi kişi, ibadete verdiği değerden daha fazlasını, muamelata da vermelidir. Farzları eksiksiz yerine getirme çabası içinde olunduğu gibi, ondan daha fazlasını kul hakkına dikkat edilmeli, zalim olmaktan ziyade, mazlum olmayı uygun görmelidir.
Günümüz medya iletişim araçları ve imkânlarının fazlalığı ve kolaylığı ile yaptığımız paylaşım ve yazılara dikkat edilmezse, birden fazla, dolaylı olsa dahi kul hakkı ihlalleri ve sorumluluğumuz.
Seçtiğimiz, vekâlet verdiğimiz, siyasiler ve çıkardıkları yasalarla oluşacak/oluşmuş kul hakkı ihlalleri, hele birde partimiz adına etkilemiş olduğumuz insanlar, oluşan haksızlıklar.
İşimiz zor hem de çok zor.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in, kul hakkıyla ahrete gidenler için “Müflis” dediği düşünüldüğünde gerçekten zor bir durum.
Çıkar ve menfaatin en yüksek bir değer olarak karşımıza çıktığı, her yolun mubah görüldüğü, üçkâğıtçı, dalavereci, düzenbaz gibi yüz kızartıcı suçların; işi bilen, uyanık, köşeyi dönen gibi pirim ve cazibesi düşünüldüğünde ayrı bir sıkıntı söz konusu.
Selam ve dua ile

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
16 gün önce
18 gün önce
27 gün önce
40 gün önce
45 gün önce
46 gün önce
62 gün önce
67 gün önce
75 gün önce
83 gün önce
86 gün önce
90 gün önce
94 gün önce
100 gün önce
103 gün önce
108 gün önce
112 gün önce
114 gün önce
118 gün önce
119 gün önce
123 gün önce
126 gün önce
132 gün önce
136 gün önce
141 gün önce
151 gün önce
157 gün önce
165 gün önce
178 gün önce
187 gün önce
192 gün önce
192 gün önce
200 gün önce
216 gün önce
219 gün önce
220 gün önce
226 gün önce
228 gün önce
237 gün önce
247 gün önce
252 gün önce
258 gün önce
261 gün önce
263 gün önce
268 gün önce
271 gün önce
275 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
286 gün önce
286 gün önce
288 gün önce
290 gün önce
293 gün önce
296 gün önce
298 gün önce
300 gün önce
301 gün önce
303 gün önce
304 gün önce
305 gün önce
306 gün önce
310 gün önce
310 gün önce
311 gün önce
313 gün önce
318 gün önce
324 gün önce
328 gün önce
332 gün önce
337 gün önce
346 gün önce
347 gün önce
352 gün önce
356 gün önce
359 gün önce
361 gün önce
368 gün önce
375 gün önce
379 gün önce
388 gün önce
389 gün önce
393 gün önce
394 gün önce
397 gün önce
403 gün önce
410 gün önce
412 gün önce
414 gün önce
417 gün önce
418 gün önce
423 gün önce
432 gün önce
435 gün önce
442 gün önce
452 gün önce
464 gün önce
480 gün önce
489 gün önce
506 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=