Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

İSLAM VE ADALET

10 Nisan 2018, 20:06 - Okunma: 1415

Adalet, İslam’ın özü ve İnsanı yüceltmenin adıdır. 

Müslümanların yoğun yaşadıkları ve yönetimde oldukları memleketlerde, adalete güven azaldığı anda, İslam ve din sorgular hale gelir.

Çünkü memleketlerin ekonomik ve siyası başarıları liderlerine verilirken, yanlışları İslam’a mal edileceğidir.

Adalet ve onun eseri olan emniyet ile güven İslamiyet’in şiarıdır. Peygamberimiz sallallahu alyehi ve sellem, Mekke’den Medine’ye hicret sırasında dahi onu öldürmeye gelen düşmanları değerli eşyalarını ona teslim edecek kadar güvenlerini kazanmıştı.

Hz. Ömer Allah ondan razı olsun “Adalet mülkün temelidir.”

Almanlar :”Adaletsiz bir memleket, güneşsiz bir dünyaya benzer.”

Araplarda: “Eğer ruhta sevginin ışığı olursa, insanda güzellik olur. Eğer insanda güzellik olursa, evde uyum ve yardımlaşma olur.

Eğer evde uyum ve yardımlaşma olursa, ülkede huzur ve devlet olur. Ve eğer ülkede düzen ve adalet olursa, dünyada sulh ve barış olur.

Cuma hutbesinde Kur’an’dan bir ayet okumak farz. Geçmişten günümüze kadar İslam âlimlerinin adalet vurgusu yapan Nahl suresi 90 ayetini icma ile hutbelerde okumaları, tesadüf değil bir hakikatin ta kendisidir.

“Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya yardım etmeyi emreder, Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size öğür veriyor.” (nahl 90)

Bireylerin adil olması önemli olsa da devletin adil olması daha önemlidir. Özellikle idare makamında olanların aleyhlerinde de olsa adalete önem vermeleri ve adil olmaları ise en önemli olanıdır.

“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi, işitici, her şeyi görücüdür.” (Nisa 58)

Dini hassasiyeti olan idarecilerin, adalet konusunda bir değil bin defa hassas olmalıdırlar. Çünkü onların tüm başarıları  hanelerine yazılırken en ufak bir adaletsizlik durumunda ise “Müslüman dır, yaptığına bak”, “Müslümanlar işte böyledir” gibi sözlerle yanlışları dine mal edileceğidir. Hem adaletsizlik, hem de onun yüzünden dine saldırı ve eleştiri vebalı büyük olacaktır.

Adalet; taviz verilemez, hatır gönül için feda edilemez, akraba ve dost için kenara bırakılamaz, İslam’ın olmazsa olmazıdır.

“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutun, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettiğiniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker(doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa 135)

Kişiyi, düşüncesini, ırkını, tipini, davranışını, siyasi duruşunu, tavrını, yaptıklarını beğenmeye bilir, karşı olabilir, nefret ve kin besleyebilirsin ancak ona karşı adaletsiz asla olamazsın.

Nefsine, duyguna, hissine, çevre baskısına, şeytanın tuzağına her ne sebep olursa olsun adalette taviz verdimi Ahrette Allah bunun hesabı soracağı gerçeğidir.

“Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alı koymasın. Adaletli olun.

O takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.” (Maide 8)

Adaletin kaynağı İnsan hak ve hukukuna riayet etmekle başlayıp tüm doğayı, hatta evreni kapsadığıdır.

Adalet; belli kesim, din, mezhep, meşrep için değil herkes için elzemdir. Tarafgir adalet haksızlıkların kaynağı zulmün ta kendisidir.

Küvet, adaletten yana değil de siyasetten yana olursa o zaman mazlumun feryadını Allahtan başkası duyamaz, mağduriyeti giderilemez, onun bedduası arşı alayı gazaba getirip “Yaş ile kuru bir arada” yana bilir.

Ebu hureyreden rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

“(Allah’ın kabul ettiği) üç müstecab dua vardır, bunların icabette mazhariyetleri hususunda hiçbir şek yoktur. Mazlumun duası misafirin duası, babanın evladına duası.” (tirmizi, Birr)

İbnu Abbas(ra) Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem:

“Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira Allah la bu dua arasında perde mevcut değildir.” (Buhari Zekat.)

Onun içindir ki atalarımız: “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.” Demişlerdir.

Selam ve Dua İle.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
16 gün önce
18 gün önce
27 gün önce
40 gün önce
45 gün önce
46 gün önce
62 gün önce
67 gün önce
75 gün önce
83 gün önce
86 gün önce
90 gün önce
94 gün önce
100 gün önce
103 gün önce
108 gün önce
112 gün önce
114 gün önce
118 gün önce
119 gün önce
123 gün önce
126 gün önce
132 gün önce
135 gün önce
141 gün önce
150 gün önce
157 gün önce
164 gün önce
178 gün önce
187 gün önce
192 gün önce
192 gün önce
200 gün önce
216 gün önce
219 gün önce
220 gün önce
226 gün önce
228 gün önce
236 gün önce
247 gün önce
252 gün önce
258 gün önce
261 gün önce
263 gün önce
268 gün önce
271 gün önce
275 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
286 gün önce
286 gün önce
288 gün önce
290 gün önce
293 gün önce
296 gün önce
298 gün önce
299 gün önce
300 gün önce
303 gün önce
304 gün önce
305 gün önce
306 gün önce
310 gün önce
310 gün önce
311 gün önce
313 gün önce
318 gün önce
323 gün önce
328 gün önce
332 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
352 gün önce
356 gün önce
358 gün önce
361 gün önce
368 gün önce
375 gün önce
379 gün önce
388 gün önce
389 gün önce
393 gün önce
394 gün önce
397 gün önce
403 gün önce
410 gün önce
412 gün önce
414 gün önce
417 gün önce
418 gün önce
423 gün önce
432 gün önce
435 gün önce
442 gün önce
452 gün önce
464 gün önce
480 gün önce
489 gün önce
506 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=