Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

ERKEN SEÇİM VE DİN ADAMI

24 Nisan 2018, 17:05 - Okunma: 1094

Günümüz tarafgir siyaset yapan, dini küçük menfaatlerine alet, toplumum tarafından dindarlığı konusunda belli kesim tarafından kabul gören bazı zatların dini bazı söylem ve eylemleri, kabul edilecek cinsten değildir.

Bu kişilerin kelimeyi tevhidi getiren milyonlarca kişiyi sırf siyasi alanda kendisi gibi düşünmediği için onlara “kâfir, münafık” gibi dini terimlerle hakaret etmeleri, dinen doğru değildir ve gibi vebali de büyüktür.

Ülkemizde hayırlısıyla bir seçim yapılacak, yasal şartları taşıyan parti ve liderler bu yarışta yerini alacak vatandaş da demokratik hakkını kullanarak birini seçecek.

Bu seçim; dini değerlerin, emir ve yasaklarının tercihi yapıldığı bir seçim değildir.

Bu seçim ülkemizi idare edecek başkan ve milletvekili seçimidir.

Zaten seçilecek kişi ve kişilerde;  “anayasaya bağlı, laik demokratik, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağına…” seksen milyonu huzurunda namusu ve şerefi üzerine yemin edeceklerdir.

Bir yorumcu: “Allah’ın gönderdiği ve etrafında toplanın dediği bir adamın etrafında toplanmadığın için kıyamette niçin…” gibi olmayan bir ayeti uyduracak kadar sapıtan bu ve buna benzer adamların vebalı ne olacak?

Bir başka yorumcu “Allah ve resullü ile savaştığın…”, “hak ve batıl savaşı”, “bize oy vermeyen kafir”, “Bizimle olmayan hain”… Ve daha nice paylaşım ve hakaretler.

Bu tür kişilerin böyle sapık fikirlere sahip olmalarına katkısı olan hacı ve hocalar mahkeme-i Kübra da haliniz çetin olacaktır.

Tahrif edilen aslılarından uzaklaştırılan ve nihayetinde mensuh olan tüm dinlerin neden bu hale geldiğini hiç araştırdık mı?

 “Hanı biz meleklere: Adem’e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.”

“Biz: Ey Adem! Sen ve eşin beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yiyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.”

“Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (Cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardık, dedik.” (Bakara suresi 34-36 ayetleri)

Yeryüzünde insanlık tarihinin başlangıç noktası, belli bir zamana kadar yaşayacak biz insanların akıl ve baliğ olduktan sonra şeytanla olacak müthiş imtihan süreci.

Allah, biz insanlara gönderdiği peygamberler ve kitaplarla şeytana ve nefse karşı bize doğru yolu göstermiştir.

 Şeytan da, insanı kandırıp sapıtarak, ahretini ve dünyasını cehenneme çevirmek için elinden gelenin fazlasını yapmış/yapacaktır. Başarılı olmuş mu? Maalesef çoğunluk üzerinde hep başarılı olmuştur.

Şeytanin başarılı olduğu konulardan biri de din üzerindeki tahrifatlardır.

Dinler tarihi ve tahrifatlarına bakıldığında, dini inkâr edenlerden çok dindar olanların yaptığı tahrifatın daha büyük olduğudur.

Semavi din olarak kabul edilen Yahudi ve Hıristiyanlık dinleri kaynakları Peygamber ve Kitap olmasına rağmen asli ve orijinali olan Tevrat ve İncilin zaman içinde unutulduğu ve bunların yerine papaz ve hahamların sözlerinin değer bulduğunu görürüz.

Hz. İsa (as) gönderilen ve hak olan İncil, ona iman eden havariler tarafından muhafaza edilse de daha sonra gelen, onların yolundan gittiğini söyleyen, dindarlar tarafında kabul görmüş kişiler olan papazlar tarafında zaman, mekan ve şartları göz önünde bulundurarak değişiklikler yapması sonucu bozulmasıdır.

Hakim güçlerle ilişkilerin gelişmesi, maddi imkanlardan istifade etme arzusu, manevi gücün yanında maddi gücün de elde edilmesi dinlerin bozulmasında ayrı bir katkısı olmuştur.

 

 Zaman içinde bu kişiler dine hizmet edeyim derken kendileri (papazlar) kutsal kabul edilmiş, İncil ve Hz. İsa’nın sözleri unutulmuş papazların sözleri din ve sorgulanamaz kabul edilmiştir.

Belki ilk başta iyi niyetli, masumane ve dindarlığın artması için yapılan bu değişiklikler zamanla ruhban sınıfının oluşmasına, Allah adına karar verme yetkisinin kendilerinde olduğunu söylemesine, Hz. İsa ve teslis inancının oluşmasına sebebiyet vermiştir. İşi Cennet’i satma kişiyi aforoz etmek suretiyle cehenneme göndermeye kadar götürmüşlerdir.

Yahudilik de Hz. Musa(as) ve İncil’e yaptıkları da Hıristiyanlıktan geri kalır tarafı yoktur.

Günümüz ve İslamiyet’te şeytanın bu tuzağına düşürülmeye çalışılmakta ancak “Allah’ın indirdiği ve onun muhafazasında olan” bu dini önceki dinler gibi tahrif ve unutulma çabaları başarılı olamayacaklardır.

Yapılacak bu seçimde toplumun kutuplaşmasını körükleyen, dindar, dinsiz, münafık ve hain ve benzeri suçlamaları yapan kimseler tarih karşısında rezil olacak ve mahşerde Allah’a hesap verecektir.

Selem ve Dualarla…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
7 gün önce
13 gün önce
22 gün önce
28 gün önce
36 gün önce
50 gün önce
72 gün önce
88 gün önce
90 gün önce
97 gün önce
100 gün önce
108 gün önce
118 gün önce
123 gün önce
129 gün önce
133 gün önce
135 gün önce
140 gün önce
143 gün önce
146 gün önce
149 gün önce
156 gün önce
157 gün önce
158 gün önce
160 gün önce
162 gün önce
164 gün önce
168 gün önce
170 gün önce
171 gün önce
172 gün önce
175 gün önce
176 gün önce
177 gün önce
178 gün önce
181 gün önce
182 gün önce
183 gün önce
184 gün önce
189 gün önce
195 gün önce
199 gün önce
204 gün önce
209 gün önce
217 gün önce
219 gün önce
224 gün önce
228 gün önce
230 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
247 gün önce
251 gün önce
260 gün önce
261 gün önce
265 gün önce
266 gün önce
269 gün önce
275 gün önce
282 gün önce
284 gün önce
286 gün önce
289 gün önce
290 gün önce
294 gün önce
304 gün önce
307 gün önce
314 gün önce
323 gün önce
335 gün önce
352 gün önce
361 gün önce
378 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=