Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

FITIR SADAKASI 2

06 Haziran 2018, 18:19 - Okunma: 745

Ramazan Ayına özel olan bayram namazından önce doğan çocukları da kapsayan maddi bir ibadet olan Fıtır Sadakası, Hanefi mezhebine göre nisap miktarına malik olan diğer mezheplerde herkes üzerine farzdır.

Bu ibadeti yerine getirirken uyulması gereken ölçü ve miktar fıkıh kitaplarında detaylı biçimde açıklanmıştır.

Bu kitaplarda yazılı olan kıstasları baz alarak miktarı belirlemek veya günün şartlarına göre tespit etmek başta Müftülerin ve işin erbabı kimselerin görevidir.

Din işlerini yürütmekle görevli diyanet işleri başkanlığı bölgeler ve kişiler arasındaki ekonomik dengeleri göz önünde bulundurarak en üst seviye değil alt tabakadaki kişilerin verebileceği miktarı belirleyerek topluma duyurmaları doğru olandır.

Bütün mezhepler, fıtır miktarını belirlemede Sa’ kabul etmişler. Sa’ ise ortalama 3350- 4000 gr.)

Hanefi mezhebi: Sadaka-i fitir ancak dört şeyden verilir: Buğday, arpa, hurma ve üzümdür. Çünkü bu dördü de kut özelliğindedir. Fakirlerin ana gıda maddesidir. (Hizanetül müftin,- Şerh-i Tahavi,- Fetava-yi Hindiye)

Buğday ve Camiussiğar adlın kitapta Kuru üzüm’de yarım Sa’,  arpa ve diğerlerini ise bir Sa’ olarak. Ancak bunun hesaplanılıp kıymeti parada da verilebirir. (kay. İsl. Fık. C. Yıldırım)

Hanefi mezhebinde, fitrede bütün sayılan yiyecek maddeleri için dirhem, dinar veya fülüs cinsinden yahut ticari yahut istenilen maddelerden kıymet ödemek caizdir. (İsl. Fık ansç Züheyli. 3- 390)

Şafii mezhebine göre; fitrenin bir belde yahut bir mahallenin genel yiyecek maddelerinden verilmesi gerekir. Daha ucuzunu yerine daha pahalısından vermek caizdir. (age) fıtrenin miktarı ise bir Sa’ dır.

Bu saydıklarım fıtrenin alt sınırıdır. İmkanları olanların daha fazla vermeleri daha iyi onladır. Ekmeğin gramaj bilinip onu fiyat üzerine hesaplanılarak alt sınır belirlenebilir.

Önceki yazımda değindiğim gibi, DİB.

Üst makamdaki merkez ve taşra teşkilatındaki kişilerin (özür dileyerek) halkın tümüyle ilişki kurma, dertlerini dinleme, sıkıntı ve ekonomik durumlarını bilme konusunda yetersiz olduğudur.

Olması gereken, din hizmetinin siyası parti ayırımı yapılmadan herkese sunulması, talep bekleme yerine talep oluşturma yönünde çaba harcanmasıdır.

Kahvehaneler, hastaneler, iş merkezleri, STK ziyaretleri kısaca daha fazla insanlarla irtibata geçilip hasbihal edilerek dini konuda onlara yardımcı olunmaya çalışılmalı, sıcaklık hissi verilmeli imkanlar dahilinde imkanlar sunulmaya çalışılmalıdır.

Sön dönemlerden ihtiyaca göre değil ihtişama dayalı camilerin olması, inşa edilmeye çalışılmaya çalışılması, her hafta para toplamalar, bitmeyen inşaatlar, ihtiyaç olup da olmayan camiler sıkıntılara sebebiyet vermektedir.

Doğa boşluğu kabul etmediği için oluşan bu boşlukta nefis, insi ve cini şeytanların gayret ve çabaları sonucu dine karşı ilgi, dinin direği olan namazı kılanların sayısı azalmakta, kocaman camilerde Cuma Namazı dışında cemaat bulmak zorlaşmaktadır.

Bir de meşhur olmak, toplumda kendine yer edinmek, nefsini tatmin için ortaya çıkan bazı hoca, şeyh ve liderler, sünneti önemsiz görmekte, kabul etmemekte, sahabeler hakkında ileri geri konuşmakta, mezhep imamlarını ve büyük emek sonucu oluşan fıkıh kitaplarını yok saymaktadırlar.

Bize Kur’an yeter diyenler, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selemle salavat getirmeyi önemsiz görüp O’nu itibarsızlaştırma çabaları ise bir başka garabettir.

Bazı hocaların, namahrem ve tesettür kurallarına uymayan, nefis ve şehvi duyguların oluşmasına sebep veren kadınlı hatta dans ile dini anlatmaya çalışması ise ayrı bir derttir.

Bediü-zaaman:

“Bana ızdırap veren,” dedi. Yalnız İslam’ın maruz kaldığı tehlikelerdir.

Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi ona karşı mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor.

Kurt gövdenin içine girdi.

Şimdi mukavemet güçleşti.

Korkarım ki, cemiyetin bünyesi bunu dayanmaz.

Çünkü düşmanı sezmez.

Cam damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.

Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım yegâne budur.”(tarihçe-i hayat)

Üstat ne güzel izah etmiş, siyasetle uğraşıp taraftar bulma, oy alma ve iktidar hırsı birçoğumuzun basiret gözünü kör etmiş en büyük tehlike olan imansızlık la mücadele veya dini doğru tebliğ etmeyi unutmuşuz.

Kurt’a kuzuyu teslim” etme misali nesil, başıboş bırakılmış veya siyaset, tarikat ve cemaatlerin aralarındaki çekişmelere feda edilmiştir.

Allah bize ve neslimize yardım etsin.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
7 gün önce
13 gün önce
22 gün önce
28 gün önce
36 gün önce
50 gün önce
72 gün önce
88 gün önce
90 gün önce
97 gün önce
100 gün önce
108 gün önce
118 gün önce
123 gün önce
129 gün önce
133 gün önce
135 gün önce
140 gün önce
143 gün önce
146 gün önce
149 gün önce
156 gün önce
157 gün önce
158 gün önce
160 gün önce
164 gün önce
168 gün önce
170 gün önce
171 gün önce
172 gün önce
175 gün önce
176 gün önce
177 gün önce
178 gün önce
181 gün önce
182 gün önce
183 gün önce
184 gün önce
189 gün önce
195 gün önce
199 gün önce
204 gün önce
209 gün önce
217 gün önce
219 gün önce
224 gün önce
228 gün önce
230 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
247 gün önce
251 gün önce
260 gün önce
261 gün önce
265 gün önce
266 gün önce
269 gün önce
275 gün önce
282 gün önce
284 gün önce
286 gün önce
289 gün önce
290 gün önce
294 gün önce
304 gün önce
307 gün önce
314 gün önce
323 gün önce
335 gün önce
352 gün önce
361 gün önce
378 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=