Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

FITIR SADAKASI 2

06 Haziran 2018, 18:19 - Okunma: 1092

Ramazan Ayına özel olan bayram namazından önce doğan çocukları da kapsayan maddi bir ibadet olan Fıtır Sadakası, Hanefi mezhebine göre nisap miktarına malik olan diğer mezheplerde herkes üzerine farzdır.

Bu ibadeti yerine getirirken uyulması gereken ölçü ve miktar fıkıh kitaplarında detaylı biçimde açıklanmıştır.

Bu kitaplarda yazılı olan kıstasları baz alarak miktarı belirlemek veya günün şartlarına göre tespit etmek başta Müftülerin ve işin erbabı kimselerin görevidir.

Din işlerini yürütmekle görevli diyanet işleri başkanlığı bölgeler ve kişiler arasındaki ekonomik dengeleri göz önünde bulundurarak en üst seviye değil alt tabakadaki kişilerin verebileceği miktarı belirleyerek topluma duyurmaları doğru olandır.

Bütün mezhepler, fıtır miktarını belirlemede Sa’ kabul etmişler. Sa’ ise ortalama 3350- 4000 gr.)

Hanefi mezhebi: Sadaka-i fitir ancak dört şeyden verilir: Buğday, arpa, hurma ve üzümdür. Çünkü bu dördü de kut özelliğindedir. Fakirlerin ana gıda maddesidir. (Hizanetül müftin,- Şerh-i Tahavi,- Fetava-yi Hindiye)

Buğday ve Camiussiğar adlın kitapta Kuru üzüm’de yarım Sa’,  arpa ve diğerlerini ise bir Sa’ olarak. Ancak bunun hesaplanılıp kıymeti parada da verilebirir. (kay. İsl. Fık. C. Yıldırım)

Hanefi mezhebinde, fitrede bütün sayılan yiyecek maddeleri için dirhem, dinar veya fülüs cinsinden yahut ticari yahut istenilen maddelerden kıymet ödemek caizdir. (İsl. Fık ansç Züheyli. 3- 390)

Şafii mezhebine göre; fitrenin bir belde yahut bir mahallenin genel yiyecek maddelerinden verilmesi gerekir. Daha ucuzunu yerine daha pahalısından vermek caizdir. (age) fıtrenin miktarı ise bir Sa’ dır.

Bu saydıklarım fıtrenin alt sınırıdır. İmkanları olanların daha fazla vermeleri daha iyi onladır. Ekmeğin gramaj bilinip onu fiyat üzerine hesaplanılarak alt sınır belirlenebilir.

Önceki yazımda değindiğim gibi, DİB.

Üst makamdaki merkez ve taşra teşkilatındaki kişilerin (özür dileyerek) halkın tümüyle ilişki kurma, dertlerini dinleme, sıkıntı ve ekonomik durumlarını bilme konusunda yetersiz olduğudur.

Olması gereken, din hizmetinin siyası parti ayırımı yapılmadan herkese sunulması, talep bekleme yerine talep oluşturma yönünde çaba harcanmasıdır.

Kahvehaneler, hastaneler, iş merkezleri, STK ziyaretleri kısaca daha fazla insanlarla irtibata geçilip hasbihal edilerek dini konuda onlara yardımcı olunmaya çalışılmalı, sıcaklık hissi verilmeli imkanlar dahilinde imkanlar sunulmaya çalışılmalıdır.

Sön dönemlerden ihtiyaca göre değil ihtişama dayalı camilerin olması, inşa edilmeye çalışılmaya çalışılması, her hafta para toplamalar, bitmeyen inşaatlar, ihtiyaç olup da olmayan camiler sıkıntılara sebebiyet vermektedir.

Doğa boşluğu kabul etmediği için oluşan bu boşlukta nefis, insi ve cini şeytanların gayret ve çabaları sonucu dine karşı ilgi, dinin direği olan namazı kılanların sayısı azalmakta, kocaman camilerde Cuma Namazı dışında cemaat bulmak zorlaşmaktadır.

Bir de meşhur olmak, toplumda kendine yer edinmek, nefsini tatmin için ortaya çıkan bazı hoca, şeyh ve liderler, sünneti önemsiz görmekte, kabul etmemekte, sahabeler hakkında ileri geri konuşmakta, mezhep imamlarını ve büyük emek sonucu oluşan fıkıh kitaplarını yok saymaktadırlar.

Bize Kur’an yeter diyenler, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selemle salavat getirmeyi önemsiz görüp O’nu itibarsızlaştırma çabaları ise bir başka garabettir.

Bazı hocaların, namahrem ve tesettür kurallarına uymayan, nefis ve şehvi duyguların oluşmasına sebep veren kadınlı hatta dans ile dini anlatmaya çalışması ise ayrı bir derttir.

Bediü-zaaman:

“Bana ızdırap veren,” dedi. Yalnız İslam’ın maruz kaldığı tehlikelerdir.

Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi ona karşı mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor.

Kurt gövdenin içine girdi.

Şimdi mukavemet güçleşti.

Korkarım ki, cemiyetin bünyesi bunu dayanmaz.

Çünkü düşmanı sezmez.

Cam damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.

Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım yegâne budur.”(tarihçe-i hayat)

Üstat ne güzel izah etmiş, siyasetle uğraşıp taraftar bulma, oy alma ve iktidar hırsı birçoğumuzun basiret gözünü kör etmiş en büyük tehlike olan imansızlık la mücadele veya dini doğru tebliğ etmeyi unutmuşuz.

Kurt’a kuzuyu teslim” etme misali nesil, başıboş bırakılmış veya siyaset, tarikat ve cemaatlerin aralarındaki çekişmelere feda edilmiştir.

Allah bize ve neslimize yardım etsin.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
16 gün önce
18 gün önce
27 gün önce
40 gün önce
45 gün önce
46 gün önce
62 gün önce
67 gün önce
75 gün önce
83 gün önce
86 gün önce
90 gün önce
94 gün önce
100 gün önce
103 gün önce
108 gün önce
112 gün önce
114 gün önce
118 gün önce
119 gün önce
123 gün önce
126 gün önce
132 gün önce
135 gün önce
141 gün önce
150 gün önce
157 gün önce
164 gün önce
178 gün önce
187 gün önce
192 gün önce
192 gün önce
200 gün önce
216 gün önce
219 gün önce
220 gün önce
226 gün önce
228 gün önce
236 gün önce
247 gün önce
252 gün önce
258 gün önce
261 gün önce
263 gün önce
268 gün önce
271 gün önce
275 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
286 gün önce
286 gün önce
288 gün önce
293 gün önce
296 gün önce
298 gün önce
299 gün önce
300 gün önce
303 gün önce
304 gün önce
305 gün önce
306 gün önce
310 gün önce
310 gün önce
311 gün önce
313 gün önce
318 gün önce
323 gün önce
328 gün önce
332 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
347 gün önce
352 gün önce
356 gün önce
358 gün önce
361 gün önce
368 gün önce
375 gün önce
379 gün önce
388 gün önce
389 gün önce
393 gün önce
394 gün önce
397 gün önce
403 gün önce
410 gün önce
412 gün önce
414 gün önce
417 gün önce
418 gün önce
422 gün önce
432 gün önce
435 gün önce
442 gün önce
452 gün önce
464 gün önce
480 gün önce
489 gün önce
506 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=