Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

İHTİYAR TOPLUMLAR

07 Ağustos 2018, 18:35 - Okunma: 1156

Yapılan son istatistiklere göre; dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde aileler tek kişiye inmiş durumdadır.

Amerika’da tek kişilik aile oranı yüzde 26, Avrupa ülkelerinde ortalama yüzde 10 ile yüzde 20 arasında görünmektedir.

Tek kişilik aile olur mu?

Ya da, tek kişinin yaşadığı ortama aile ocağı demek doğru mu?

Belki de, istatistik sonuçlarını açıklayanların söylemeye dili varmıyor olabilir ama,  biz söylemiş olalım; batı, aile yapısını kaybetmekle yüz yüze gelmiş durumdadır.

Maddenin temel taşı sayılan atomun çekirdeğinin bozulması halinde,  evrende neler olabileceğini bir düşünün. Sosyolojik manada da toplumun çekirdeği kabul edilen aile ocağının dağılması halinde,  toplumun ne hale gelebileceğini daha iyi anlamak mümkün olabilecektir.

Gazetelerin manşetlerine yansıyan aşağıdaki başlıklar neyin sinyallerini veriyor?

Batıda, genç nüfus oranı ve evlilikler gittikçe azalırken, boşanmalar sürekli artıyor. Çocuk doğumları gittikçe düşüyor. Kısacası batı, ihtiyarlıyor.

Gelişmiş ülkelerden öğreneceğimiz çok şeylerin olduğu muhakkaktır. Bilgi, teknoloji, demokrasi, insan hakları vs. Bu arada,  onların başına gelmiş ve halen uğraştıkları problemleri de öğrenip, bizlerin başına gelmeden tedbir almak zorunda olmalıyız. Çünkü yüzümüzü batıya çevirmişiz ve iyi de etmişiz. Ancak, onların kaybettikten sonra farkına vardıkları bazı değerleri,  bizler dahi kaybetmeden bunları koruma yollarını şimdiden aramalıyız. İşte, aile ocağı bunlardan en önemlisidir.

Ailenin,  toplumun birliği ve gelişmesi ile çocuklar için ne kadar hayati bir önem arz ettiğini yazmaya gerek yok sanırım. Her yetişkin insanın geriye dönüp çocukluk yıllarını biraz hatırlaması bu konuda yeterli olacaktır.

Son yıllarda Batıda çekilen Cosby Ailesi ve Küçük Ev  gibi dizilerle,  sıcak ve büyük aile ortamlarının anlatıldığını ve bilhassa teşvik edildiğini biliyoruz. Batı, büyük aile modellerini (dede, nine, anne, baba ve çocuklar) ihya etmeye çalışmaktadır. Fakat bu, öyle kolay görünmemektedir. Bu arada, evlenenlere ve çocuk sahibi olanlara verilen maddi destekleri unutmamak gerekir.

Batı, şimdilik bu açığını psikologlarla gidermeye çalışmaktadır. Fakat bu profesyonellerin bile,  dede, nine, anne ve babaların sıcak kucağının verdiği içten ruhi desteği ne kadar sağlayabildikleri tartışma konusudur. Sıcak aile ortamı dışında,  sevgi ve kalbi yaklaşımı sağlamak ne kadar mümkündür? Buraların dışında ruhi manada sığınma yeri bulunabilir mi?

Ailenin büyükleri, ocağın çimentosu gibidir. Onlar denge unsuru ve sıcak ortamların teminatı olmuşlardır.

Bu ihmalin sonuçlarını Batıda görmekteyiz. Maalesef bizde işaretleri başlamıştır.

Yapılmış ve kötü sonuç vermiş şeylerin tekrar edilmesi aklın ve ilmin yolu değildir.

Anne…

Baba…

Dede…

Nineciğim…

Oğlum…

Kızım…

Ne sıcak sözler değil mi?

Ben, bu yaşımda bile söylemeyi çok özledim; 

Babacığım…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
5 gün önce
12 gün önce
110 gün önce
176 gün önce
209 gün önce
220 gün önce
222 gün önce
248 gün önce
251 gün önce
255 gün önce
340 gün önce
347 gün önce
350 gün önce
363 gün önce
374 gün önce
385 gün önce
391 gün önce
417 gün önce
437 gün önce
439 gün önce
465 gün önce
467 gün önce
469 gün önce
537 gün önce
542 gün önce
573 gün önce
602 gün önce
605 gün önce
622 gün önce
629 gün önce
633 gün önce
634 gün önce
650 gün önce
672 gün önce
704 gün önce
706 gün önce
712 gün önce
713 gün önce
742 gün önce
750 gün önce
752 gün önce
772 gün önce
784 gün önce
822 gün önce
873 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=