Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

EKONOMİ VE BASKI

04 Eylül 2018, 19:31 - Okunma: 1272

Ülkemizin gündemini meşgul eden, hepimizi etkilemeye başlayan, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan, dövizdeki artış ve neticesi oluşan zamlar can sıkmaya başlamıştır.

Nacizane görüşüme göre ekonomimizdeki bu olumsuz tablonun müsebbibi; OHAL ile başlayan, adalet konusunda sıkıntılı olan, KHK ile oluşan baskı ve korkunun neticesidir.

Hükümet yetkilileri her ne kadar İzmir’de tutuklu bulunan ve Terör örgütüyle bağlantılı olduğu iddia edilen ABD vatandaşı rahibin serbest bırakılmaması ile başlayan gerginlik neticesi olduğunu söylese de bana göre tek başına yeterli gerekçe değildir.

Milli seferberlik şuuru ile ABD dolarına karşı yapılan mücadele veya tüm gelişme ve sıkıntıların sebebini Dolar olarak göstermek de yeterli değildir.

Ekonomik gelişmeler ve etkisi neticesi, sadece Dolar, TL karşısında değer kazanmamış, TL tüm dünya para birimleri ve altın karşısında değer yitirmiştir.

Bizim yaşımız ve üstü olan duyarlı vatandaşlar geçmiş hafızalarını biraz kurcalasa, döviz artışı, zamlar, ekonomik kırız ve irtica ile mücadelenin paralel hareket ettiğini görür.

Medyanın irtica ile mücadele haberleri, yeşil sermaye, ardından dövizin artışı, zamlar bir birini takip ederdi. Ekonomiyi takip etmek için uzman olmaya gerek yoktu, medya haberlerini takip edilmesi, irtica veya yeşil sermaye ile mücadele haberlerini duyulup okunduğunda bilaistisna petrole, dövize ve ardından zam geleceğini herkes bilirdi.

Yine bu dönemlerde, fırsatçılara göz açtırmamak için yapılan denetimlerin hiçbir faydası olmadığı gibi, devlet vergi kaybına uğrarken, oluşan kaos ortamında, karaborsa, yokluk, sahte ürünlerin el altından satılması ve kuyrukların oluşmasına sebebiyet vermişti.

12 Eylül 1980 darbesi sonrası ülkede asayiş berkemal olmasına rağmen, darbenin baskısı, milli birlik komitesinin kararları, halk üzerinde oluşan tedirginlik ve istibdat, ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olmuştu.

Dönemin başbakanı olan Turgut Özal’ın kısmen serbest ekonomiye geçmesi, döviz alım ve satımını serbest bırakması, sıkıntıları gidermeye başlamış, liberal ekonomiye geçişle ülke bir nebze de olsa rahatlamıştı.

 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Sn. Bülent Ecevit’in anayasa kitapçığının fırlatması ile başlayan olaylar, ekonomik krize dönüşmüş, ilk kez dışarıdan ülkenin ekonomisine yön verecek tüm yetkilere sahip Kemal Derviş bakan olarak atanmıştı.

Demem o ki ekonominin bir kuralı var ona göre davranmak lazım. Baskı ve korku ekonominin iyileşmesinde faydası olmadığı gibi zararları hep olmuştur.

Para korktu mu kendine daha güvenilir bir liman bulur. Vatan, bayrak, din ve ezan ile ekonomik gelişmeler üzerine etkisi olsa kesin çözüm değildir.

Aslında ülkenin OHAL ile idare edilmesi ile başlanan fili başkanlık sistemi alınan KHK kararları ve firmalara atanan kayyumlar neticesi ekonomi üzerinde tedirginlik oluşmaya başlanmış, firmalar yavaş yavaş ülkeyi terk etmeye başlamıştı.

Ülkemizin başkanlık sistemine geçmesi de çözüm olmamış, iddia edildiği gibi (şimdilik) ülkenin gelişmesine katkısı olmamıştır.

Elbette her ülke kendi bekası için bazı tedbirler alma hakkı vardır. Ancak aldığı tedbirlerin adil olması gerekir. Adıl olmak; dostlar ve yandaşların adildir demesi iyi ise de en iyi olanı düşmanların dahi adildir demesidir.

Gelelim günümüze; devletin istihdama yönelik yatırım politikalarını bırakması, mevcut fabrikaların satılması ve sadece hizmet sektöründe faaliyet göstermesi bana göre eksiktir.

Devletin, yap işlet devir et modeli ile yaptığı hizmetler kısmı iyileşme (yol, hastane, köprü, tünel) olmuş olsa da kalıcı çözümler olmamıştır.

TL nin değer kayıp etmesiyle, dolarla beraber altın ve diğer paraların değer kazanmasıyla, esnafın kendini koruması, değer kaybını telafi etmesi için zamlar yapmaktadır. Doğru olmasa da bu zamları önlemek için denetim mekanizmasını devreye sokmak, dövizi sabitlemek kısa süreli çözümler olsa da uzun surede daha fazla sıkıntıların olmasına sebebiyet vereceği kesindir.

Olması gereken piyasayı şartlarına göre serbest bırakmak tedirginlik yapmadan, toplumun tüm kesiminin vicdanında hak bulacak fırsatçılara da müsaade etmemektir.

İşte, Devletin bankası olan Halk Bank’ın hatasını fırsat bilenler. Herkesin elini taşın altına koyduğu milli seferberlik şuurunun oluştuğu bu dönemde bu hatayı fırsata çevirenlere gerekli cezayı uygulamak ve bunu kamuoyu ile paylaşmaktır.

Selam ve dua ile

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
16 gün önce
18 gün önce
27 gün önce
40 gün önce
45 gün önce
46 gün önce
62 gün önce
67 gün önce
75 gün önce
83 gün önce
86 gün önce
90 gün önce
94 gün önce
100 gün önce
103 gün önce
108 gün önce
112 gün önce
114 gün önce
118 gün önce
119 gün önce
123 gün önce
126 gün önce
132 gün önce
135 gün önce
141 gün önce
151 gün önce
157 gün önce
164 gün önce
178 gün önce
187 gün önce
192 gün önce
192 gün önce
216 gün önce
219 gün önce
220 gün önce
226 gün önce
228 gün önce
237 gün önce
247 gün önce
252 gün önce
258 gün önce
261 gün önce
263 gün önce
268 gün önce
271 gün önce
275 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
286 gün önce
286 gün önce
288 gün önce
290 gün önce
293 gün önce
296 gün önce
298 gün önce
300 gün önce
301 gün önce
303 gün önce
304 gün önce
305 gün önce
306 gün önce
310 gün önce
310 gün önce
311 gün önce
313 gün önce
318 gün önce
323 gün önce
328 gün önce
332 gün önce
337 gün önce
345 gün önce
347 gün önce
352 gün önce
356 gün önce
359 gün önce
361 gün önce
368 gün önce
375 gün önce
379 gün önce
388 gün önce
389 gün önce
393 gün önce
394 gün önce
397 gün önce
403 gün önce
410 gün önce
412 gün önce
414 gün önce
417 gün önce
418 gün önce
423 gün önce
432 gün önce
435 gün önce
442 gün önce
452 gün önce
464 gün önce
480 gün önce
489 gün önce
506 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=