Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

EKONOMİ VE BASKI

04 Eylül 2018, 19:31 - Okunma: 886

Ülkemizin gündemini meşgul eden, hepimizi etkilemeye başlayan, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan, dövizdeki artış ve neticesi oluşan zamlar can sıkmaya başlamıştır.

Nacizane görüşüme göre ekonomimizdeki bu olumsuz tablonun müsebbibi; OHAL ile başlayan, adalet konusunda sıkıntılı olan, KHK ile oluşan baskı ve korkunun neticesidir.

Hükümet yetkilileri her ne kadar İzmir’de tutuklu bulunan ve Terör örgütüyle bağlantılı olduğu iddia edilen ABD vatandaşı rahibin serbest bırakılmaması ile başlayan gerginlik neticesi olduğunu söylese de bana göre tek başına yeterli gerekçe değildir.

Milli seferberlik şuuru ile ABD dolarına karşı yapılan mücadele veya tüm gelişme ve sıkıntıların sebebini Dolar olarak göstermek de yeterli değildir.

Ekonomik gelişmeler ve etkisi neticesi, sadece Dolar, TL karşısında değer kazanmamış, TL tüm dünya para birimleri ve altın karşısında değer yitirmiştir.

Bizim yaşımız ve üstü olan duyarlı vatandaşlar geçmiş hafızalarını biraz kurcalasa, döviz artışı, zamlar, ekonomik kırız ve irtica ile mücadelenin paralel hareket ettiğini görür.

Medyanın irtica ile mücadele haberleri, yeşil sermaye, ardından dövizin artışı, zamlar bir birini takip ederdi. Ekonomiyi takip etmek için uzman olmaya gerek yoktu, medya haberlerini takip edilmesi, irtica veya yeşil sermaye ile mücadele haberlerini duyulup okunduğunda bilaistisna petrole, dövize ve ardından zam geleceğini herkes bilirdi.

Yine bu dönemlerde, fırsatçılara göz açtırmamak için yapılan denetimlerin hiçbir faydası olmadığı gibi, devlet vergi kaybına uğrarken, oluşan kaos ortamında, karaborsa, yokluk, sahte ürünlerin el altından satılması ve kuyrukların oluşmasına sebebiyet vermişti.

12 Eylül 1980 darbesi sonrası ülkede asayiş berkemal olmasına rağmen, darbenin baskısı, milli birlik komitesinin kararları, halk üzerinde oluşan tedirginlik ve istibdat, ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olmuştu.

Dönemin başbakanı olan Turgut Özal’ın kısmen serbest ekonomiye geçmesi, döviz alım ve satımını serbest bırakması, sıkıntıları gidermeye başlamış, liberal ekonomiye geçişle ülke bir nebze de olsa rahatlamıştı.

 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Sn. Bülent Ecevit’in anayasa kitapçığının fırlatması ile başlayan olaylar, ekonomik krize dönüşmüş, ilk kez dışarıdan ülkenin ekonomisine yön verecek tüm yetkilere sahip Kemal Derviş bakan olarak atanmıştı.

Demem o ki ekonominin bir kuralı var ona göre davranmak lazım. Baskı ve korku ekonominin iyileşmesinde faydası olmadığı gibi zararları hep olmuştur.

Para korktu mu kendine daha güvenilir bir liman bulur. Vatan, bayrak, din ve ezan ile ekonomik gelişmeler üzerine etkisi olsa kesin çözüm değildir.

Aslında ülkenin OHAL ile idare edilmesi ile başlanan fili başkanlık sistemi alınan KHK kararları ve firmalara atanan kayyumlar neticesi ekonomi üzerinde tedirginlik oluşmaya başlanmış, firmalar yavaş yavaş ülkeyi terk etmeye başlamıştı.

Ülkemizin başkanlık sistemine geçmesi de çözüm olmamış, iddia edildiği gibi (şimdilik) ülkenin gelişmesine katkısı olmamıştır.

Elbette her ülke kendi bekası için bazı tedbirler alma hakkı vardır. Ancak aldığı tedbirlerin adil olması gerekir. Adıl olmak; dostlar ve yandaşların adildir demesi iyi ise de en iyi olanı düşmanların dahi adildir demesidir.

Gelelim günümüze; devletin istihdama yönelik yatırım politikalarını bırakması, mevcut fabrikaların satılması ve sadece hizmet sektöründe faaliyet göstermesi bana göre eksiktir.

Devletin, yap işlet devir et modeli ile yaptığı hizmetler kısmı iyileşme (yol, hastane, köprü, tünel) olmuş olsa da kalıcı çözümler olmamıştır.

TL nin değer kayıp etmesiyle, dolarla beraber altın ve diğer paraların değer kazanmasıyla, esnafın kendini koruması, değer kaybını telafi etmesi için zamlar yapmaktadır. Doğru olmasa da bu zamları önlemek için denetim mekanizmasını devreye sokmak, dövizi sabitlemek kısa süreli çözümler olsa da uzun surede daha fazla sıkıntıların olmasına sebebiyet vereceği kesindir.

Olması gereken piyasayı şartlarına göre serbest bırakmak tedirginlik yapmadan, toplumun tüm kesiminin vicdanında hak bulacak fırsatçılara da müsaade etmemektir.

İşte, Devletin bankası olan Halk Bank’ın hatasını fırsat bilenler. Herkesin elini taşın altına koyduğu milli seferberlik şuurunun oluştuğu bu dönemde bu hatayı fırsata çevirenlere gerekli cezayı uygulamak ve bunu kamuoyu ile paylaşmaktır.

Selam ve dua ile

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
7 gün önce
13 gün önce
22 gün önce
28 gün önce
36 gün önce
50 gün önce
88 gün önce
90 gün önce
97 gün önce
100 gün önce
108 gün önce
118 gün önce
123 gün önce
129 gün önce
133 gün önce
135 gün önce
140 gün önce
143 gün önce
146 gün önce
149 gün önce
156 gün önce
157 gün önce
158 gün önce
160 gün önce
162 gün önce
164 gün önce
168 gün önce
170 gün önce
171 gün önce
172 gün önce
175 gün önce
176 gün önce
177 gün önce
178 gün önce
181 gün önce
182 gün önce
183 gün önce
184 gün önce
189 gün önce
195 gün önce
199 gün önce
204 gün önce
209 gün önce
217 gün önce
219 gün önce
224 gün önce
228 gün önce
230 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
247 gün önce
251 gün önce
260 gün önce
261 gün önce
265 gün önce
266 gün önce
269 gün önce
275 gün önce
282 gün önce
284 gün önce
286 gün önce
289 gün önce
290 gün önce
294 gün önce
304 gün önce
307 gün önce
314 gün önce
323 gün önce
335 gün önce
352 gün önce
361 gün önce
378 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=