Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

CAMİLER HAFTASI

10 Ekim 2018, 17:49 - Okunma: 358

Çalışan bir İmam-Hatip olarak, 2000’nin ilk yıllarında Bedi-ü zaman’ın Van mevlidine gitmiştim. Orada tanıştığım Yeni Asya gazetesinden Mehmet Kutlular abı elimi tutarak “Hocam Risale-i nuru en fazla sizin bilmeniz, öğrenmeniz ve sahip çıkmanız gerekir…” demişti.

Emekli imam olduktan yıllar sonra ilk kez müftülük tarafından bir etkinliğe davet edilmiştim. Hatırlanmak yıllar sonra da olsa güzel bir duygu idi.

Bu duyguyu yaşamak eski çalışma arkadaşlarımı görmek için, Diyarbakır il müftülüğünün Hz. Ali Cami konferansa salonundaki Din görevlileri ve Camiler haftası programına katıldım.

İl müftüsü Sayın Yavuz Selim Karabayır ve konuşmacı Sn. Doç. Dr. Şaban Karasakal mükemmel konuşmalarında, “imam’ın Öneminin Cami ve cemaatten daha önde…”, “fedakârlık gerektiren bir meslek…”, “haftanın 7gün ve 24 saat mesailerinin” olduğunu, günün mana ve önemini salonda bulunan dinleyicilere detaylı biçimde anlattılar.

Her şeyi ile hoş ve güzeldi bir toplantı idi. Ancak benim dikkatimi “Camiye gelen cemaatin azalması, gençler arasındaki dinden uzaklaşma ve ahlaki çöküntünün artığı” hakikatini dile getirmeleri idi.

Daha önceki bir tarihte ilçe Milli Eğitimi Müdürü ziyaretimde de, yetkilinin; “İmam Hatiplere tercihlerin çok az olması, okullara öğrenci bulmada sıkıntı çektiklerini, milli ve manevi bozukluğun giderek arttığı” söylemesi.

Yine İHL ziyaretimde de bir okul müdürünün “Hanı o eski öğrenciler, idealist, ahlaklı, milli ve manevi değerlere önem öğrenciler nerede? Ah be hocam eski İHL lileri mumla arıyoruz? Ne oldu/oluyor?” demesi.

Bir öğrenciye, ilin fiziki ve eğitim şartları en iyi oklulardan biri olan İHL fen lisesine tercih etmesini istediğimde bana “Hocam dışarıda görüldüğü ve sizin döneminizdeki İHL benzemiyorlar.”  Olumsuzlukları söylemesi.

Benim gördüğüm, başını örtüp tesettüre riayet etmeyen, namaz kılıp yalan söyleyen, hacca gidip kul hakkını yiyen, yeni bir ahlak ve din anlayışını varlığı.

Mehmet Kutlular abının bana söylediklerini üzerinde on yıldan fazladır geçmesine rağmen ne kadarda haklı bir tespit olduğu idi.

Konferansta konuşmacı, eski dönemlerdeki Kur’an eğitiminin zorlukları, Ezanın Türkçe okunması, kolluk küvetlerinin hocalar ve din üzerindeki baskılarını; “Günümüzde bu kadar imkânlara rağmen…” ahlaki çöküntü, milli ve manevi değerlere önem verilmemesi yani manevi hastalığın arttığı gerçeği idi.

Bilinen hastalığın tedavi edilmesi için alınan tedbirlerin fayda etmediği ve hastalığın giderek artığı bir gerçekti. Demek ki tedavi yöntemi yanlış olduğudur.

Oysa yıllar önce Ustad Bedi-ü hastalığı bilmiş tedavi için uygun reçeteyi risale-i nur külliyatında yazmıştı.

Ustad bediü-zaman: “Bilirsiniz ki, eğer delalet cehaletten gelirse, izalesi kolaydır. Fakat dalalet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikincisi binde bir bulunuyordu. Bulunanlarda binde biri irşadla yola gelebiliyordu.”(Metubat 5 mektup)

“Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkadir Geylanı(r.a.) ve Şah-ı Nakşebendi(r.a.) ve İmam-ı Rabbani (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslamiyenin takviyesine sarf edeceklerdi.” (mektubat beşinci mektup)

Şu bir gerçektir ki günümüzde eski klasik metotlarla İslam’ı yeni nesillere anlatmak doğru olsa da yeterli olmadığı gerçeğidir. Allah’a inanmayan birisine Hz. Musab B. Umeyr, Hz. Ali (ra), Bedrin aslanlarını, Mekke dönemini, Hicreti, Hz. Bilal, Hz. Ebubekir, Hz. Sümeyyeyi ve nicelerini anlatmanın bir önemi yoktur.

Veya bu değerlerin, bu makama gelmeden önceki durumlarını ve onları bu denli yücelten değeri bilmeden de o zatları anlamanın imkanı da kısıtlıdır.

Köle, sıradan insan veya belli imkana sahip olan bu insanların hayatının değişmesinde mihenk taşı görevini yapan şeyin iman olduğunu ve birinci önceliğin tahkiki iman olduğunu anlamadan da dini bilmemiz ve İslam’a hizmet etmenin de imkanı yoktur.

Okullarda, öğrenciye her şeyden önce hakaiki imaniye anlatılmalı ve tahkiki bir imana sahip olması içinde tüm eğitim kurumlarında risale-i nur okutulmalıdır.

“Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Halıkı tanıttırıyorlar” (Asyaı musa 5 mesele)

Selam ve dua ile

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Yavuz çakal
8 gün önce
Doğrudan doğruya kuran dan alıp ilhamı asrın idrakine söylemeliyiz İslamı. Risale yokken kuranı kerim vardı hocam.
Yazarın Diğer Yazıları
1 saat önce
22 gün önce
44 gün önce
60 gün önce
62 gün önce
69 gün önce
72 gün önce
80 gün önce
95 gün önce
101 gün önce
105 gün önce
107 gün önce
112 gün önce
115 gün önce
118 gün önce
121 gün önce
128 gün önce
129 gün önce
130 gün önce
132 gün önce
134 gün önce
136 gün önce
140 gün önce
142 gün önce
143 gün önce
144 gün önce
147 gün önce
148 gün önce
149 gün önce
150 gün önce
153 gün önce
154 gün önce
155 gün önce
156 gün önce
161 gün önce
167 gün önce
171 gün önce
176 gün önce
181 gün önce
189 gün önce
191 gün önce
196 gün önce
200 gün önce
202 gün önce
205 gün önce
212 gün önce
219 gün önce
223 gün önce
232 gün önce
233 gün önce
237 gün önce
238 gün önce
241 gün önce
247 gün önce
254 gün önce
256 gün önce
258 gün önce
261 gün önce
262 gün önce
266 gün önce
276 gün önce
279 gün önce
286 gün önce
295 gün önce
307 gün önce
324 gün önce
333 gün önce
350 gün önce

BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?

sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=