Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

CAMİLER HAFTASI

10 Ekim 2018, 17:49 - Okunma: 786

Çalışan bir İmam-Hatip olarak, 2000’nin ilk yıllarında Bedi-ü zaman’ın Van mevlidine gitmiştim. Orada tanıştığım Yeni Asya gazetesinden Mehmet Kutlular abı elimi tutarak “Hocam Risale-i nuru en fazla sizin bilmeniz, öğrenmeniz ve sahip çıkmanız gerekir…” demişti.

Emekli imam olduktan yıllar sonra ilk kez müftülük tarafından bir etkinliğe davet edilmiştim. Hatırlanmak yıllar sonra da olsa güzel bir duygu idi.

Bu duyguyu yaşamak eski çalışma arkadaşlarımı görmek için, Diyarbakır il müftülüğünün Hz. Ali Cami konferansa salonundaki Din görevlileri ve Camiler haftası programına katıldım.

İl müftüsü Sayın Yavuz Selim Karabayır ve konuşmacı Sn. Doç. Dr. Şaban Karasakal mükemmel konuşmalarında, “imam’ın Öneminin Cami ve cemaatten daha önde…”, “fedakârlık gerektiren bir meslek…”, “haftanın 7gün ve 24 saat mesailerinin” olduğunu, günün mana ve önemini salonda bulunan dinleyicilere detaylı biçimde anlattılar.

Her şeyi ile hoş ve güzeldi bir toplantı idi. Ancak benim dikkatimi “Camiye gelen cemaatin azalması, gençler arasındaki dinden uzaklaşma ve ahlaki çöküntünün artığı” hakikatini dile getirmeleri idi.

Daha önceki bir tarihte ilçe Milli Eğitimi Müdürü ziyaretimde de, yetkilinin; “İmam Hatiplere tercihlerin çok az olması, okullara öğrenci bulmada sıkıntı çektiklerini, milli ve manevi bozukluğun giderek arttığı” söylemesi.

Yine İHL ziyaretimde de bir okul müdürünün “Hanı o eski öğrenciler, idealist, ahlaklı, milli ve manevi değerlere önem öğrenciler nerede? Ah be hocam eski İHL lileri mumla arıyoruz? Ne oldu/oluyor?” demesi.

Bir öğrenciye, ilin fiziki ve eğitim şartları en iyi oklulardan biri olan İHL fen lisesine tercih etmesini istediğimde bana “Hocam dışarıda görüldüğü ve sizin döneminizdeki İHL benzemiyorlar.”  Olumsuzlukları söylemesi.

Benim gördüğüm, başını örtüp tesettüre riayet etmeyen, namaz kılıp yalan söyleyen, hacca gidip kul hakkını yiyen, yeni bir ahlak ve din anlayışını varlığı.

Mehmet Kutlular abının bana söylediklerini üzerinde on yıldan fazladır geçmesine rağmen ne kadarda haklı bir tespit olduğu idi.

Konferansta konuşmacı, eski dönemlerdeki Kur’an eğitiminin zorlukları, Ezanın Türkçe okunması, kolluk küvetlerinin hocalar ve din üzerindeki baskılarını; “Günümüzde bu kadar imkânlara rağmen…” ahlaki çöküntü, milli ve manevi değerlere önem verilmemesi yani manevi hastalığın arttığı gerçeği idi.

Bilinen hastalığın tedavi edilmesi için alınan tedbirlerin fayda etmediği ve hastalığın giderek artığı bir gerçekti. Demek ki tedavi yöntemi yanlış olduğudur.

Oysa yıllar önce Ustad Bedi-ü hastalığı bilmiş tedavi için uygun reçeteyi risale-i nur külliyatında yazmıştı.

Ustad bediü-zaman: “Bilirsiniz ki, eğer delalet cehaletten gelirse, izalesi kolaydır. Fakat dalalet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikincisi binde bir bulunuyordu. Bulunanlarda binde biri irşadla yola gelebiliyordu.”(Metubat 5 mektup)

“Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkadir Geylanı(r.a.) ve Şah-ı Nakşebendi(r.a.) ve İmam-ı Rabbani (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslamiyenin takviyesine sarf edeceklerdi.” (mektubat beşinci mektup)

Şu bir gerçektir ki günümüzde eski klasik metotlarla İslam’ı yeni nesillere anlatmak doğru olsa da yeterli olmadığı gerçeğidir. Allah’a inanmayan birisine Hz. Musab B. Umeyr, Hz. Ali (ra), Bedrin aslanlarını, Mekke dönemini, Hicreti, Hz. Bilal, Hz. Ebubekir, Hz. Sümeyyeyi ve nicelerini anlatmanın bir önemi yoktur.

Veya bu değerlerin, bu makama gelmeden önceki durumlarını ve onları bu denli yücelten değeri bilmeden de o zatları anlamanın imkanı da kısıtlıdır.

Köle, sıradan insan veya belli imkana sahip olan bu insanların hayatının değişmesinde mihenk taşı görevini yapan şeyin iman olduğunu ve birinci önceliğin tahkiki iman olduğunu anlamadan da dini bilmemiz ve İslam’a hizmet etmenin de imkanı yoktur.

Okullarda, öğrenciye her şeyden önce hakaiki imaniye anlatılmalı ve tahkiki bir imana sahip olması içinde tüm eğitim kurumlarında risale-i nur okutulmalıdır.

“Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Halıkı tanıttırıyorlar” (Asyaı musa 5 mesele)

Selam ve dua ile

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Yavuz çakal
135 gün önce
Doğrudan doğruya kuran dan alıp ilhamı asrın idrakine söylemeliyiz İslamı. Risale yokken kuranı kerim vardı hocam.
Yazarın Diğer Yazıları
10 gün önce
15 gün önce
16 gün önce
32 gün önce
37 gün önce
46 gün önce
53 gün önce
56 gün önce
61 gün önce
64 gün önce
70 gün önce
74 gün önce
78 gün önce
82 gün önce
88 gün önce
89 gün önce
93 gün önce
96 gün önce
102 gün önce
106 gün önce
112 gün önce
121 gün önce
127 gün önce
149 gün önce
157 gün önce
162 gün önce
163 gün önce
171 gün önce
187 gün önce
189 gün önce
191 gün önce
196 gün önce
199 gün önce
207 gün önce
217 gün önce
222 gün önce
228 gün önce
232 gün önce
234 gün önce
239 gün önce
242 gün önce
245 gün önce
248 gün önce
255 gün önce
256 gün önce
257 gün önce
259 gün önce
261 gün önce
263 gün önce
267 gün önce
269 gün önce
270 gün önce
271 gün önce
274 gün önce
275 gün önce
276 gün önce
277 gün önce
280 gün önce
281 gün önce
282 gün önce
283 gün önce
288 gün önce
294 gün önce
298 gün önce
303 gün önce
308 gün önce
316 gün önce
318 gün önce
323 gün önce
327 gün önce
329 gün önce
332 gün önce
339 gün önce
346 gün önce
350 gün önce
359 gün önce
360 gün önce
364 gün önce
365 gün önce
368 gün önce
374 gün önce
381 gün önce
383 gün önce
385 gün önce
388 gün önce
389 gün önce
393 gün önce
403 gün önce
406 gün önce
413 gün önce
422 gün önce
434 gün önce
451 gün önce
460 gün önce
477 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=