Lütfen bekleyin..

FATİH YOKUŞ

CAMİLER HAFTASI

10 Ekim 2018, 17:49 - Okunma: 540

Çalışan bir İmam-Hatip olarak, 2000’nin ilk yıllarında Bedi-ü zaman’ın Van mevlidine gitmiştim. Orada tanıştığım Yeni Asya gazetesinden Mehmet Kutlular abı elimi tutarak “Hocam Risale-i nuru en fazla sizin bilmeniz, öğrenmeniz ve sahip çıkmanız gerekir…” demişti.

Emekli imam olduktan yıllar sonra ilk kez müftülük tarafından bir etkinliğe davet edilmiştim. Hatırlanmak yıllar sonra da olsa güzel bir duygu idi.

Bu duyguyu yaşamak eski çalışma arkadaşlarımı görmek için, Diyarbakır il müftülüğünün Hz. Ali Cami konferansa salonundaki Din görevlileri ve Camiler haftası programına katıldım.

İl müftüsü Sayın Yavuz Selim Karabayır ve konuşmacı Sn. Doç. Dr. Şaban Karasakal mükemmel konuşmalarında, “imam’ın Öneminin Cami ve cemaatten daha önde…”, “fedakârlık gerektiren bir meslek…”, “haftanın 7gün ve 24 saat mesailerinin” olduğunu, günün mana ve önemini salonda bulunan dinleyicilere detaylı biçimde anlattılar.

Her şeyi ile hoş ve güzeldi bir toplantı idi. Ancak benim dikkatimi “Camiye gelen cemaatin azalması, gençler arasındaki dinden uzaklaşma ve ahlaki çöküntünün artığı” hakikatini dile getirmeleri idi.

Daha önceki bir tarihte ilçe Milli Eğitimi Müdürü ziyaretimde de, yetkilinin; “İmam Hatiplere tercihlerin çok az olması, okullara öğrenci bulmada sıkıntı çektiklerini, milli ve manevi bozukluğun giderek arttığı” söylemesi.

Yine İHL ziyaretimde de bir okul müdürünün “Hanı o eski öğrenciler, idealist, ahlaklı, milli ve manevi değerlere önem öğrenciler nerede? Ah be hocam eski İHL lileri mumla arıyoruz? Ne oldu/oluyor?” demesi.

Bir öğrenciye, ilin fiziki ve eğitim şartları en iyi oklulardan biri olan İHL fen lisesine tercih etmesini istediğimde bana “Hocam dışarıda görüldüğü ve sizin döneminizdeki İHL benzemiyorlar.”  Olumsuzlukları söylemesi.

Benim gördüğüm, başını örtüp tesettüre riayet etmeyen, namaz kılıp yalan söyleyen, hacca gidip kul hakkını yiyen, yeni bir ahlak ve din anlayışını varlığı.

Mehmet Kutlular abının bana söylediklerini üzerinde on yıldan fazladır geçmesine rağmen ne kadarda haklı bir tespit olduğu idi.

Konferansta konuşmacı, eski dönemlerdeki Kur’an eğitiminin zorlukları, Ezanın Türkçe okunması, kolluk küvetlerinin hocalar ve din üzerindeki baskılarını; “Günümüzde bu kadar imkânlara rağmen…” ahlaki çöküntü, milli ve manevi değerlere önem verilmemesi yani manevi hastalığın arttığı gerçeği idi.

Bilinen hastalığın tedavi edilmesi için alınan tedbirlerin fayda etmediği ve hastalığın giderek artığı bir gerçekti. Demek ki tedavi yöntemi yanlış olduğudur.

Oysa yıllar önce Ustad Bedi-ü hastalığı bilmiş tedavi için uygun reçeteyi risale-i nur külliyatında yazmıştı.

Ustad bediü-zaman: “Bilirsiniz ki, eğer delalet cehaletten gelirse, izalesi kolaydır. Fakat dalalet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikincisi binde bir bulunuyordu. Bulunanlarda binde biri irşadla yola gelebiliyordu.”(Metubat 5 mektup)

“Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkadir Geylanı(r.a.) ve Şah-ı Nakşebendi(r.a.) ve İmam-ı Rabbani (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslamiyenin takviyesine sarf edeceklerdi.” (mektubat beşinci mektup)

Şu bir gerçektir ki günümüzde eski klasik metotlarla İslam’ı yeni nesillere anlatmak doğru olsa da yeterli olmadığı gerçeğidir. Allah’a inanmayan birisine Hz. Musab B. Umeyr, Hz. Ali (ra), Bedrin aslanlarını, Mekke dönemini, Hicreti, Hz. Bilal, Hz. Ebubekir, Hz. Sümeyyeyi ve nicelerini anlatmanın bir önemi yoktur.

Veya bu değerlerin, bu makama gelmeden önceki durumlarını ve onları bu denli yücelten değeri bilmeden de o zatları anlamanın imkanı da kısıtlıdır.

Köle, sıradan insan veya belli imkana sahip olan bu insanların hayatının değişmesinde mihenk taşı görevini yapan şeyin iman olduğunu ve birinci önceliğin tahkiki iman olduğunu anlamadan da dini bilmemiz ve İslam’a hizmet etmenin de imkanı yoktur.

Okullarda, öğrenciye her şeyden önce hakaiki imaniye anlatılmalı ve tahkiki bir imana sahip olması içinde tüm eğitim kurumlarında risale-i nur okutulmalıdır.

“Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Halıkı tanıttırıyorlar” (Asyaı musa 5 mesele)

Selam ve dua ile

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Yavuz çakal
61 gün önce
Doğrudan doğruya kuran dan alıp ilhamı asrın idrakine söylemeliyiz İslamı. Risale yokken kuranı kerim vardı hocam.
Yazarın Diğer Yazıları
4 gün önce
8 gün önce
14 gün önce
15 gün önce
19 gün önce
22 gün önce
32 gün önce
38 gün önce
47 gün önce
53 gün önce
75 gün önce
97 gün önce
113 gün önce
115 gün önce
117 gün önce
122 gün önce
125 gün önce
133 gün önce
143 gün önce
148 gün önce
154 gün önce
158 gün önce
160 gün önce
165 gün önce
168 gün önce
171 gün önce
174 gün önce
181 gün önce
182 gün önce
183 gün önce
185 gün önce
187 gün önce
189 gün önce
193 gün önce
195 gün önce
196 gün önce
197 gün önce
200 gün önce
201 gün önce
202 gün önce
203 gün önce
206 gün önce
207 gün önce
208 gün önce
209 gün önce
214 gün önce
220 gün önce
224 gün önce
229 gün önce
234 gün önce
242 gün önce
244 gün önce
249 gün önce
253 gün önce
255 gün önce
258 gün önce
265 gün önce
272 gün önce
276 gün önce
285 gün önce
286 gün önce
290 gün önce
291 gün önce
294 gün önce
300 gün önce
307 gün önce
309 gün önce
311 gün önce
314 gün önce
315 gün önce
319 gün önce
329 gün önce
332 gün önce
339 gün önce
348 gün önce
360 gün önce
377 gün önce
386 gün önce
403 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=