Lütfen bekleyin..

AHMET KIZILBULUT

HASTA TOPLUMLAR

05 Kasım 2018, 17:36 - Okunma: 984

Bir toplumun gelenek ve görenekleri her zaman ve her yerde o toplumun yararına mı çalışır?

Bu soruya önceleri “Evet” cevabını verir ve şöyle savunurdum;

Gelenek ve görenekler toplumun yararına olmasa devam edemezler, zamanla ortadan kaybolurlar.

Devam ettiklerine göre toplumsal yaşamda gördükleri bir hizmet, bir işlev vardır.

O nedenle kuşaktan kuşağa doğal olarak aktarılmış gelenek ve göreneklere saygılı olmalı, aile ve eğitim kurumlarında onların öğretilmesine özen gösterilmelidir.

Robert Edgerton’un “Hasta Toplumlar” kitabını okuyunca “Bir toplumun gelenekleri ve görenekleri her zaman ve her yerde o toplumun yararına mı çalışır sorusu üzerinde yeniden düşünmem gerektiğini” anlattı doğrusu.

Los Angeles’taki Kalliforniya Eyalet Üniversitesi`nde (UCLA) psikoloji ve kültür antropolojisi alanında ders veren Profesör Edgerton, toplumların devam eden gelenek ve göreneklerinin her zaman toplumun yararına olmadığını, bazı durumlarda gelenek ve göreneklerin bir toplumu hasta edip yok ettiğini gözlemlemiştir.

Her toplumun, tanımlama ve değerlendirme sistemleri vardır.

Tanımlama sistemleri o toplumun olaylar karşısında “Ne” sorusunun cevabını temelinde toplumun “iyi” ve “doğru”ları yani ahlak nizamı vardır.

Bazı ahlak nizamları zamanla hasta toplumlar, bazı ahlak nizamları ise zamanla güçlü ve sağlıklı toplumlar inşa ederler.

Hasta toplumların “iyi” ve “doğru”ları insanın özünden kopuk bir değerlendirme sistemi üzerine kurulu.

Bu demek oluyor ki, gelenek ve göreneklerle kuşaktan kuşağa taşınan toplumun ahlak nizamı, iyi ve doğruları insanın doğasıyla ahenk içinde ise toplum sağlıklı, insanın doğasıyla uyumsuz ise tolum hastalıklı olmaktadır.

Bu bir bilim insanının kanaati mi?

Hayır, yıllarca süren bir araştırma ve gözlemlerin sonucunda varılmış bir bilimsel sonuç.

Şimdi gelelim bizim gelenek göreneklerimize.

Son dönemde çok fazla değişim dönüşüm yaşansa da gelenek ve göreneklerimizde, ısrarla bazı huylarımızı, alışkınlıklarımızı değiştiremiyoruz maalesef toplum olarak.

Bu alışkanlıklar, dinsel veya ananesel olabiliyor elbette.

Şu konuda anlaşalım mı ne dersiniz, biraz da olaya pragmatist (faydacı) bakarak.

Hangi alışkanlık ya da gelenek, bizim toplumumuzda kısa veya uzun vadede bize faydalıysa devam ettirelim ve fakat bu alışkanlıklardan ciddi zarar görüyorsak, e bir zahmet terk edelim. Zaten emin olun, kuşaklar ve jenerasyonlar değiştikçe de değişim kaçınılmaz olacaktır.

Bu değişim ve dönüşümü en basit örneğiyle kültürel ve sosyal alanlardaki ortamlardan çok net gözlemleyebiliyorum.

Eskiden, evinde kapalı veya kısıtlı bir hayat süren muhafazakâr kadınlarımız daha çok sosyalleşmeye ve daha bir gözle görünür olmaya başladılar.

Biliyorum, daha çok yolun başındayız ama bu değişim ve dönüşüm biz istesek de istemesek de sürecek.

Değişim bir buldozer gibidir, önünde ne var ne yok alır götürür güçlü bir şekilde, şimdi soruyorum bu dev buldozerin önünde ne kadar durabiliriz?

Bu değerli ve dikkat çeken kitabı okumanızı salık veririm sevgili okurlar.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
18 gün önce
49 gün önce
67 gün önce
74 gün önce
122 gün önce
129 gün önce
165 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
294 gün önce
305 gün önce
340 gün önce
347 gün önce
354 gün önce
375 gün önce
396 gün önce
445 gün önce
465 gün önce
494 gün önce
508 gün önce
513 gün önce
513 gün önce
529 gün önce
563 gün önce
592 gün önce
606 gün önce
659 gün önce
676 gün önce
711 gün önce
714 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=