AAAA
sex izlebodrum escortalanya escort bayan
sex izle
alanya escortescort antalya
Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

BAŞKALDIRILAR VE TARİH

25 Ekim 2019, 17:08 - Okunma: 3186

Başkaldırının diğer adı toplumsal isyandır.
İçinde yaşadığımız süreçte ve önümüzdeki asırda emperyalizmin kullanacağı en önemli toplumsal silah ülkelerde organize edeceği başkaldırılardır.
Bir ülkedeki Başkaldırının iki temel sebebi vardır.
1-Yönetimin ve Bürokratik oligarşinin bozulması.
2-Yabancı bir devlet desteği.
Başta Ortadoğu coğrafyası ve Afrika’da yaşanan toplumsal kavgaların, iç çatışmaların temelinde emperyalizmin kirli ellerini görmek mümkündür.
Emperyalizmin ülkeleri bölmek, parçalamak dolayısıyla devletleri yıkma veya kendi çıkarlarına hizmet edecek uydu coğrafyalar kurmaları için kullandıkları en önemli ayrıştırma silahı ise üç kalemden oluşmaktadır.
1-Etnik sorunlar
2-Dini ayrışmaları kullanmak
3-Bozulan ekonomik düzen

Emperyalizm tarihin her döneminde toplumsal başkaldırıyı değişik yol ve yöntemleri kullanmıştır.
Tarihteki başkaldırı öykülerini okudukça emperyalizmin nasıl şeytani planlamalar yaptığını dehşetle görürüz.
Teknolojinin bu kadar gelişmediği eski yıllarda halk yalan ve iftiralara aldanarak saraya-yönetime karşı isyan edermiş. 
İsyanı körükleyenler ise zaaflarına yenik düşen, gözlerini iktidar, güç ve para kaplayan devlet içinde yaşayan bazı tipler, ne kadar kara cahil varsa hepsini vakti geldiğinde beslemiş, örgütlemiş ve kullanırmış...
Üç beş akçeye isyan oyunları sahneye konulurken çok insanın kanı dökülmüş, inanılmaz vahşet sahneleri yaşanmıştır.
Toplumsal başkaldırıyı planlayanlar kalabalıkların arasına sızan kara cahillerin bir günde üç beş kahvehaneyi dolaşması ile planlamanın ilk aşamasını hayata geçiriyorlarmış.
Üç günlük dünya nimeti için ruhlarını zevklerinin merkezine oturtanların tek derdi mevcut iktidarı önce kullanmak, bu mümkün olmadığında eskileri yıkıp kendilerinin o koltuğa oturmak.
İşin ilginç yanı Dış-İç destekli tüm başkaldırıların büyük bir bölümünün İslam devletlerinde, toplumlarında ve ülkelerinde görülmesidir.
Akla gelen ilk soru şudur;
Toplumsal başkaldırının ana felsefesi olan büyük inanç krizleri neden İslam coğrafyasında yaşanıyor?
Bu soruya birden fazla cevap var;
1-İslam coğrafyasında başta petrol olmak üzere hayati madenlerin, suyun, bu coğrafyada büyük bir zenginlik oluşturması.
2-Masonlar ve İsevilerin bazılarında İslam’ın büyük bir tehlike olarak görünmesi.
İslam’a fobi adıyla piyasaya sürülen Müslüman ve İslam düşmanlığı doktrini başta ABD ve Avrupa ülkelerinde gittikçe güçlenmektedir. 
Bu bağlamda oluşturulan gizli yapılanmalar, tarikatlar, cemaatler, örgütler ayın ortalama her gününde birçok saldırıyı pratiğe geçirmektedir.
AB ve ABD basını Müslümanlara yönelik birçok münferit olayı görmezden gelmektedir.
Emperyal devletler Müslüman ülkelerdeki başkaldırıları organize ederken o ülkenin siyasi liderlerinin hem zayıf yönleri hem de ailelerinin boşluklarını çok iyi irdelemekte ve organizasyonlarını büyük bir sabırla ve yıllara yayarak ilmik ilmik işlemektedirler.
Saddam ve Kaddafi’nin de kişisel olarak milyarlarca doları vardı. Ve bu kadar servete rağmen yıkılıp gittiler... 

Peki, Ne içindi bu kadar para? 
İktidarda kalabilmek uğrunaydı. 
Hem iktidarı hem de paraları gitti.
Neden yıkıldılar sorusunun cevabı basitti. Çünkü onların bu zayıflıklarını bilenler için inanılmaz bir alt yapı ülke içinde oluşmuştu.
Ülkelerini yangın yerine çevirenlerin, insanlarını ölüme sürükleyenlerin ruhları İslam medeniyetinden beslenmiş olsaydı bu rezalet ve bu rezil olaylar ve sonuçlar yaşanmazdı.
Son yıllarda ülkemizde yaşanan başkaldırı girişimlerinin altını tarihteki başkaldırılar ışığında irdelemek gerekir. 
Zira tarihteki toplumsal başkaldırılardan vardığımız sonuçlardan çıkarılacak çok da ders var...
Toplum bilimciler “Dünyada statülerin eşitlendiği bir çağ olmayacaktır!” diyor... 
Yani eşitlik büyük bir yalan ve masaldan ibaret. 
Kentler kalabalıklaştıkça tüm değerler erozyona uğruyor. Dalgaları çekiçle düzeltmeye çalışanlar geriye dönüşün çok zor olduğunu da artık fark ediyor... 
Yaşanmaz hale geliyor şehirler... 
Kentleri yönetenlerin hoyratlığı gökdelenlerin tepesine kadar çıktı... 
Hayatı otelleştirdik... 
İş ile ev arasında geçen bir hayatın içerisinde büyük boşluklar var. 
Robotlaştırılan insanların özel hayatı yok gibi... 
Rutin bir yaşam insanları bıkıp usandırmış...
*
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Ritz Carlton Oteli dünyanın en lüks cezaevine dönüştürülmüş... 
Kral Selman’ın bu uygulamaları adalet dışı müdahale olduğundan tasvip etmiyoruz elbette... 
Lakin, vardığımız bu sonuçtan çıkarılacak çok da ders var...
Bu servetin bir kısmı halkın refahı ve günlük hayatı kolaylaştırmak için harcanmış olsaydı böylesine bir tabloyla karşı karşıya kalma-yacaklardı...

*
Milyarlarca dolara hükmedenlerin lüks otelin içinde yerlerde battaniyelere sarılarak selfie çektirmeleri ise komedinin vardığı son nokta..

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
107 gün önce
145 gün önce
149 gün önce
207 gün önce
234 gün önce
247 gün önce
249 gün önce
250 gün önce
257 gün önce
263 gün önce
268 gün önce
325 gün önce
328 gün önce
336 gün önce
342 gün önce
348 gün önce
352 gün önce
410 gün önce
432 gün önce
438 gün önce
439 gün önce
452 gün önce
454 gün önce
457 gün önce
459 gün önce
461 gün önce
462 gün önce
524 gün önce
601 gün önce
601 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
624 gün önce
626 gün önce
659 gün önce
754 gün önce
794 gün önce
856 gün önce
884 gün önce
886 gün önce
887 gün önce
887 gün önce
891 gün önce
892 gün önce
893 gün önce
918 gün önce
990 gün önce
992 gün önce
997 gün önce
1002 gün önce
1141 gün önce
1154 gün önce
1155 gün önce
1156 gün önce
1171 gün önce
1171 gün önce
1178 gün önce
1180 gün önce
1264 gün önce
1265 gün önce
1322 gün önce
1340 gün önce
1381 gün önce
1385 gün önce
1393 gün önce
1404 gün önce
1407 gün önce
1424 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=