Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

CANER DALKALI- ŞEGAFED VE 15 TEMMUZ HİKÂYESİ

03 Aralık 2019, 15:34 - Okunma: 1107

Gazetemizin yöneticileri olarak yolumuz bir toplantı vesilesiyle Ankara’ya düşmüştü. Başkentteki günlerimizden birinde tamamen tesadüfle Caner Dalkalı’yla tanıştık.
Caner Dalkalı, Şehit Yakınları Gaziler ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Federasyonu Genel Başkanı (ŞEGAFED) Caner Dalkalı’yı tanıdıkça, onun ilginç, çarpıcı yaşam öyküsünü ve şehit-gazi ve korunmaya muhtaç çocuklar için yaptığı hizmetleri araştırdıkça kendisiyle bir röportaj yapmayı, kendisini ve federasyonunun insanlar tarafından bilinmesini bir görev olarak gördük.
Hemen şunu belirtelim; Röportaj, olayları büyütmek, şişirmek değil. Röportaj, olayların, önemli kimliklerin, kişiliklerin gerçeğine inebilmektir. 
Gerçeğe inebilmek de ancak o kişiliği, o karakterin dünyasını anlamaya çalışmak, sonra o öyküyü sade bir dille aktarmakla mümkündür. 
Caner Dalkalı’ya sorduğumuz tüm sorulara açık yüreklilikle cevap veren Caner Dalkalı mütevazı kişiliği samimi ve içten duruşuyla aslında her türlü takdiri ve övgüyü hak ediyor.
Caner Dalkalı’nın bizde bıraktığı ilk izlenim şuydu; Efendiliği, tevazuyu, samimiyeti, içtenliği yaşam tarzına yansıtan ve bazen insanların bencil davranışlarına rağmen ‘kendisi’ olmaktan asla vazgeçmeyen çizgi dışı bir insan.
Caner Dalkalı’yla ilgili son sözümüz şudur:
Kimi insanlar sadece yaşar, yaşantısı söz olur; kimi sözünü söyler, sözü yaşantı olur.
Caner Dalkalıyla yaptığımız röportajı ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz. 
***
* CANER DALKALI KİMDİR 
-Bize kendi hayat öykünüzden bahseder misiniz?   
1980 yılında Kayseri Tomarza’da doğdum. Evli ve 1 kız çocuğu babasıyım. Tomarza İmam Hatip Lisesi Mezunuyum. 1998 yılında Ankara’ya yerleştim ve iş hayatına atıldım. 2001 yılında vatani görevimi tamamladım. Askerlik sonrası “Medya ve Organizasyon” alanında işlere başladım. 2003 yılında medya sektöründe ve organizasyon faaliyetlerinde bulunmak üzere kendi şirketimi kurdum. Ulusal TV kanallarında program yapımcılığı, prodüksiyon hizmetleri ve program sunuculuğu yaptım. Akabinde de özel aldığım olur ile EDOG Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’na bağlı askeri acemi birliklerinde Mehmetçiklerimize moral motivasyon desteği için tiyatro etkinlikleri ve konserler düzenledim. TGRT Tele kritik (Anadolu Magazin) programında sunuculuk yaptım. Flash Tv’de her cumartesi-pazar10:30-11:30 arası yayınlanan “Caner’le Anadolu” TV programı ile 81 ilimiz ve binden fazla ilçemizin tarihi ve kültürel özelliklerini tanıtan seviyeli bir programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yapıtım. Aynı zamanda şahsıma ait ulusal ve uluslar arası proje ve organizasyonlar üzerine ticaret yapan bir şirketim var. Devletimizin Resmi Kurum ve Bakanlıklarında birçok önemli projelerin organizasyonunu gerçekleştirmeye devam etmekteyim.
15 Temmuz hain darbe girişiminde Genel Kurmay Başkanlığı içerisine Genel Kurmay Başkanımızı kurtarmak amacı ile Genelkurmayın içine girip hain fetöcüler tarafından sol bacağımdan kurşunlanarak yaralandım ve Allah’ın izniyle yaşam mücadelesinde nefesimizi almaya devam ederek 15 Temmuz Gazilik şerefine nail oldum. 
Yine, 15 Temmuz sonrası ise çeşitli Resmi Kurum ve Bakanlıklarımızın önemli projelerinin organizasyonlarını gerçekleştirdim. 
Bu organizasyonlara da örnek olarak da ecdada minnet ve vefa borcumuzu azda olsa göstermek için en son 24-26 Nisan 2018 tarihleri arasında Çanakkale’de düzenlenen 57. Alay Vefa Yürüyüşü isimli Gençlik ve Spor Bakanlığının bir projesini üstlenerek bu manevi duygulu organizasyonu da başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş bulunmaktayım. 
Şehit yakınları Gaziler ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Federasyonu oluşumu ve (ŞEGAFED) kurarak Ülkemizde Şehit yakınları ve Gazilerimiz ile ilgili yasal düzenlemelerdeki karşılaşılan sıkıntıların tüzel kişilik noktasında dile getirilerek çözümlenmesi, Şehit yakınlarından yetim ve öksüz kalmış çocuklara ve Devlet korumasında büyüyen çocuklar dahil hedef kitlemize her türlü maddi ve manevi destek sağlamaya çalışıyorum.
Şehit Yakınları ve Gaziler ile birlikte kimsesizlere de kol kanat olmak için Türkiye’de ilk olacak bir oluşumun bir Sivil Toplum Kuruluşu altında birleşme suretiyle zorunluluğu ortaya çıktığından ve toplumun bu önemli hedef kesimlerine destek olmak için Şehit Yakınları Gaziler Ve Korunmaya Muhtaç Çocukların destekleri ile bu isimle kısa adı ŞEGAFED olan Federasyonumuz 28 Aralık 2018 Tarihi itibarı ile kurulmuş olup bu oluşuma önderlik yapmış bulunmaktayım. Genel merkezi Ankara Çankaya Çukurambar semtinde tam teşekküllü bir ofis olarak hizmete hazırdır. Yüce Rabbim birliğimizi daim, Yolumuzu açık ve işlerimizi kolaylaştırsın.
***

* ŞEGAFED NEDİR, MİSYONU, VİZYONU KONUSUNDA BİLGİ VERİRMİSİNİZ?

Kısa adı ŞEGAFED olan Şehit Yakınları, Gaziler ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Federasyonu’muz, Vatan savunmasında Şehit olan Şehitlerimizin Yakınlarına, Gazilerimize ve Korunmaya Muhtaç Çocuklara hiçbir ayrım gözetmeksizin her anlamda maddi ve manevi destek sağlamak amacıyla; bu kapsamda olan çeşitli Derneklerimizin biraraya gelmesiyle Şehit Yakını ve Gazilerimiz öncülüğünde 28.12.2018 tarihinde Ankara’da kurulmuş olup, “Şehit Yakınları”, “Gaziler”, “Korunmaya Muhtaç Çocuklar”, başlığı altında faaliyet gösteren çeşitli Dernekleri tek çatı altında biraraya getirmiş bir Federasyondur.
Vatan savunmasında hayatını kaybeden şehitlerimizin yakınlarını, gazilerimizi ve korunmaya muhtaç çocuklarımızı, her türlü mağduriyet ve mahrumiyetten korumak öncelikli asli görevimizdir. Bizim için her şehit yakınımızın, her gazimizin, her yetim ve öksüzümüzün en ufak bir problemini çözmek dünyalara bedeldir. Dünyanın herhangi bir noktasında, Türk vatanı ve milletinin varlığını, büyük Türk Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü korurken, kamu görevlisi olarak ya da 15 Temmuz’da olduğu gibi sivil halktan o yüce mertebeye erişen şehitlerimiz ile birlikte gazilerimizin hatıralarının yaşatılması ve toplumumuzun bilinçlendirilmesi, bize emanetleri olan ailelerinin maddi manevi mağduriyet yaşamamaları ve çocuklarının eğitim kalitelerinin arttırılması hedeflerimizdendir.
ŞEGAFED; şehit yakınlarımız, gazilerimiz, korunmaya muhtaç çocuk ve gençlerimizin hayat kalitelerini yükseltmek adına kalıcı çözümler üreterek, sürekli mağduriyet durumundan kurtarılmaları ve onlara müreffeh ve kaliteli bir hayat sunmak için çalışmaktadır. Bu çalışmalar www.segafed.org.tr sitemizden medyaya servis edilecek ve artarak devam edecektir. Bu vesile ile kurduğumuz Şehit Yakınları, Gaziler ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Federasyonu’nun şehit yakınlarımız, gazilerimiz, yetim ve öksüzlerimiz başta olmak üzere tüm halkımıza ait olduğunu belirtiyor ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.
***

* ŞEHİTLİK-GAZİLİK ÜZERİNE DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİZİ NEDİR?

Vatan sevgisi, sevgilerin en güzeli ve kutsalıdır. 
Vatan sevgisi imandan sayılır. 
Ancak bu sevgi laf ile olmaz. 
Vatanını seven, onun uğrunda canını, malını feda etmekten çekinmez.
Çünkü Vatan olmadan bir milletin ayakta durması mümkün değildir. 
Bir milletin var olması, hayatiyetini devam ettirebilmesi ancak vatanına sahip olmasıyla mümkündür. 
Bizler vatan uğrunda kanlarıyla destanlar yazan, şehitler ve gazilerle dolu bir milletin çocuklarıyız. 
Ecdadımızın bu vatan topraklarını bizlere nasıl emanet ettiğinin bilinci içerisindeyiz. 
Vatan, uğrunda her fedakârlığı göstereceğimiz en değerli varlığımızdır.
Bizi şefkatli bir ana kucağı gibi bağrına basan bu toprakları yabancılara çiğnetmemek, ay yıldızlı bayrağımızı ebediyen göklerde dalgalandırmak, semayı çınlatan ezanı, gönülleri yeşerten Kur’an seslerini susturmamak, toprağın altındakileri rahatsız etmemek, üstündekileri de zillete ve esarete düşürmemek için canla başla çalışmak hepimizin görevidir.
Şunu da söylemekte yarar var; Vatan için yaşamasını bilmeyen, vatan için ölmesini de bilemez. 
Önce bu vatan için, gelecek nesiller için, kısacası aziz milletimiz için yaşamalıyız. 
Millet ve vatanımızı seviyorsak, ama gerçekten seviyorsak, şu mübarek Anadolu toprakları üzerinde milli bütünlük, barış içinde ve kardeşçe ilelebet yaşamak istiyorsak, öz nefislerimiz de bulunan duygularımızı paylaşmalıyız.
Hepimiz çok iyi bilmeliyiz ki, bu vatan her şeyiyle bizimdir. 
Maddi manevi sıkıntılarımızı gidermek, millet fertlerini inançta, keder ve kıvançta birbirleriyle kaynaştırmak için el ve gönül birliği ile çalışıp, iç ve dış düşmanlara karşı vatanımıza sahip çıkmalıyız.
Vatanını seven gerçek bir Müslüman, milli birlik ve beraberliğe özen gösteren, bunu bozacak davranışlardan kaçınan insandır. Ecdadımızın bizlere aziz bir emaneti olan bu vatanı, sonuna kadar en iyi şekilde korumalı ve bizden sonraki nesillere tertemiz olarak emanet etmeliyiz.
***

*GECENİZİ GÜNDÜZÜNÜZE KATIYOR, MADDİ VE MANEVİ HEER TÜRLÜ FEDAKARLIĞI ŞEHİT-GAZİ VE KORUNMAYA MUHTAÇLAR İÇİN YAPIYORSUNUZ NİÇİN BU KADAR YOĞUN ÇABA?

Caner Dalgalı, bu sorumuz üzerine hüzünleniyor; Makam masasındaki çekmeceyi açıp özenle sakladığı bir kağıdı titreyen elleriyle önümüze koyuyor. Önümüzdeki kağıda göz attığımızda bunun bir mektup olduğunu anlıyoruz. Şehit bir kız evladının babasına yazdığı mektubu okumaya başlıyoruz.
Şöyle başlıyor mektup;
“Baba, Tam bu gün gidişinin dokuzuncu ayı. Canını bizim için feda edişinin, cennete girişinin dokuzuncu ayı. Seni çok özledim baba. Bazen suçluyorum seni neden bizi bıraktın, diye. Sonra bir bayrak görüyorum, gülen bir çocuk. Kalbim yeniden sevgiyle dolup taşıyor senin için. Bazen özlemimden yazıyorum sana. Sanki okuyabilirmişsin gibi yazıyorum işte. İyi geliyor ama. Sana daha da yakınlaşıyorum gibi. Şimdi annem kurabiye pişiriyor. Kokusu da pek güzel. Senin sevdiğinden hem de! Tereyağlı olandan. Hani bir keresinde en çok kim yiyecek, diye yarış yapmıştık da sonra midemiz bozulmuştu ya… Orada mutlu musun baba? İzliyor musun bizi? Peygamberi gördün mü? Sahabeyi, Çanakkale’deki şehitleri gördün mü? Selam söyle hepsine olur mu? Peygambere de sarıl ne olursun! Orya gitmek kolay değil ya, tadını çıkart. Bazen nasıl öldüğünü canlandırıyorum zihnimde. Nasıl şehit düştüğünü düşünüyorum. Üniformandaki kanı, şehadet getirirken kuruyan dudaklarını düşünüyorum baba. Keşke onlara su verebilseydim. Silahının elinden düşüşünü hayal ediyorum. Kurşunu hissettiğinde büyüyen gözlerini… Çok güzelsin baba. Teşekkür ederim. Bizleri gururlandırdığın için teşekkür ederim. Biz iyiyiz, sen de iyi ol. Şimdi gitmem gerekiyor. Kurabiye yiyeceğim malum. Seni seviyorum baba. Hem de çok…”

Kızın
...
Son satırlar dudaklarımızdan döküldüğünde odayı derin bir hüzün kaplıyor. Bizim ve Caner Dalkalı’nın gözleri nemli.
Ağır ağır konuşmaya başlıyor.
Bende bir kız evladı babasıyım. Her gece kızımın yüzüne baktığımda aklıma o şehit ve kızının yazdığı mektup gelirdi. Bu benim için bir işaret fişeği oldu ve ŞEGAFED yoluyla şehit çocuklarına sahip çıkmayı bir kutsal görev olarak kabullendim. Maddi ve Manevi tüm emeklerim, çabalarım, bu duygulardan kaynaklanıyor ve bu konudaki tempomun yorgunluğu bana huzur veriyor.
***                                                                     
*SİZİN 15 TEMMUZ GAZİSİ OLDUĞUNUZU BİLİYORUZ. O GECE YAŞADIKLARINIZDAN KISACA BAHSEDERMİSİNİZ?
O geceki benim hikâyem şöyledir; 15 temmuz akşamı ilk şiddetli uçak sesleriyle ürperip aile reisliği babalık duygusuyla önce evime koştum darbe girişiminin şiddeti artıp sokağa çıkmanın bir vatan görevi olduğu inancı içindeyken değerli eşimde aynı duyguyla ‘yeter artık darbelerle geldik bu günlere birileri buna dur diyecekse bunlar bizleriz’ dedi ve bende Ya Allah deyip ailemle helalleşerek fırladım Tandoğan alanına orada benim gibi aynı his ve düşünce içindeki kardeşlerimle birlikte tanklardan fetöcü asker subayları ve silahlarını teslim alarak polislere teslim ederek genel kurmay önüne kadar geldik ama oraya gelene kadar en az 5 şehid,100 den fazla çeşitli yerlerinden yaralanan kardeşlerim oldu ve genel kurmay önünde helikopter tarafından tarandık ve o arada bizler ön giriş sürgülü kapısını kırmıştık amacımız Hulusi Akar paşayı rehin olduğu makamında kurtarıp yönetimi bu hainlerden almaktı. Sonra  ana kapıya yaklaştığımızda ben ana kapıya yöneldim. Tekbir getirip insanlara yön veriyordum ki hain fetöcü askerler silahlarla yine ateş etmeye başladı bende hemen yan taraftaki  pimapen camlı pencereyi kırarak içeri atladım ve arkamdan herkes içeri daldı. 
Ne olduğunu anlamadan bir anda merdiven başında yalnız kaldım ve karşımda hain bir fetö subayı senin ananı vs küfür ederek bana ateş etti. Beni vuran fetöcü uzman rütbeli ateş ettiğinde bacağımdan vuruldum, düştüm sonra aynı hain kafama basarak beni dövdü.
Bu arada çok ağır küfürleri hatırladıkça insanlıktan çıkıyorum. 
Sonra o hain tam beni öldürecekken ne olduğunu anlamadan bir anda yukarı doğru koştu o ara bir kardeşimizin yanımda kalbinin üstünden vurulduğunu farkettim. Yaralı halimi unutarak  onu vurulduğu alandan çekerek karşıdaki tuvaletlere sığındım. Tuvaletin tam kapısında girdiğimizde o kardeşim orda kucağımda şehid oldu.
O anları anlattığında Caner Dalkalı’nın boğazı düğümleniyor, nefesi kesiliyor, zor yutkunuyordu. Biz ise gazeteciliğin verdiği refleksle hikâyenin geri kalanını dinlemek adına sabırsızlanıyorduk.
Caner Dalkalıya ''ya sonra ne oldu diye soru sormaktan kendimizi alamadık;
Caner Dalkalı o gecenin öyküsüne devam etmeye başladı;
 Kısa süre sonra fetöcü hainler bana bağıramaya başladı ‘çıkın buradan öldürmeyeceğiz sizi terkedin burayı’ dediler. Bende zaten yaşam ümidi olmadığı için çıktım ve bağıra çağıra dayak yiyerek ordan merdivenlere attılar.  O gece yediğim tüfek dipçiği yumruk tekmeyi sanırım kimse yememiştir. Merdivenlerden sürünerek ve bacağımı atletle Kan kaybından ölmeyeyim diye sarmış bir vaziyette sürünerek gitmeye çalışıyordum. Kızılay semti tam bir cehennem gibiydi. Helikopterlerin açtığı yoğun ateşi altında şehidlerimin yaralılarımın arasına kadar zor bela ulaştım. Fizik olarak bitmiş artık derman kesilmişti. On sonrasını hatırlamıyorum. Kızılay semtindeki duyarlı kardeşlerim beni hastaneye götürdü sonrası malum rabbim bu vatana bir daha böyle hainlikler yaşatmasın.
*** 
* SON OLARAK SÖYLEMEK İSTEDİKLERİNİZ NELERDİR?
Bu güzel vatanımızda bizlerin huzur içinde yaşaması için, geçmişte ve günümüzde, görevleri uğruna, gözlerini kırpmadan, canlarını feda eden; Şehitlerimize Allahtan gani gani rahmet, geride kalanlarına, eşlerine, dostlarına, meslektaşlarına sabır diliyorum. Mekânları cennet olsun. Zannetmeyin ki siz öldünüz, siz vatan toprağında açan güldünüz, ruhunuz şad olsun, siz toprağa değil, kalbimize gömüldünüz.
Bizim için ”Vatan” yürekte başlayıp ”Şehadetle” biter!
Her gece evimde uykuya yatmadan önce kendi kendime şöyle mırıldanırım; Utanıyorum şehidim utanıyorum yemekten içmekten senin annen ağlarken gülmekten utanıyorum! Sanma ki; unutuyor, unutturuyoruz.
ŞehitῘerimize ‘Rahman ve Rahim’ İsminle, Gazilere ‘Şafi’ İsminle Tecelli Et yarabbii.
Topluma şu mesajı vermek isterim; Şehitlerin gidişi, sızlatmıyorsa içimizi, zaten ne hükmü var ki, fani dünyanın doldursak içini.
Şehitlerimiz için son cümlem şudur;
Ey şehidim; kanınla yoğruldu bu kutsal topraklar. 
Senin kanınla yeşerdi nefes aldığımız bu ağaçῘar, 
Bizim çocuklarımız gülsün diye kendi çocuklarını yetim bırakmayı göze alan tüm şehitlerim
gözünüz arkada kalmasın...

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
29 gün önce
56 gün önce
69 gün önce
71 gün önce
72 gün önce
85 gün önce
90 gün önce
147 gün önce
151 gün önce
158 gün önce
164 gün önce
170 gün önce
174 gün önce
232 gün önce
254 gün önce
260 gün önce
261 gün önce
274 gün önce
276 gün önce
279 gün önce
281 gün önce
283 gün önce
284 gün önce
347 gün önce
423 gün önce
424 gün önce
431 gün önce
437 gün önce
447 gün önce
449 gün önce
482 gün önce
577 gün önce
617 gün önce
679 gün önce
707 gün önce
709 gün önce
710 gün önce
710 gün önce
713 gün önce
715 gün önce
716 gün önce
741 gün önce
813 gün önce
815 gün önce
820 gün önce
825 gün önce
963 gün önce
976 gün önce
977 gün önce
979 gün önce
994 gün önce
994 gün önce
1000 gün önce
1002 gün önce
1087 gün önce
1088 gün önce
1144 gün önce
1162 gün önce
1203 gün önce
1207 gün önce
1215 gün önce
1227 gün önce
1229 gün önce
1247 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=