Lütfen bekleyin..

HATİCE TÜRKAN

ACI VE UMUTLAR BİR ALANDAYDI

20 Mart 2015, 17:27 - Okunma: 3630

Efendim, malumunuz üzere Newroz Bayramı nedeniyle “Cumartesi Sohbetlerimiz”e ara verdik bu hafta.

Hep sohbet, hep sohbet, nereye kadar değil mi?

Bahar kapıya dayanmış, doğa kış uykusundan uyanarak yeniden “merhaba” demiş, dağları ve sokakları Nergis kokuları sarmış, binlerce kişi Newroz alanına akın etmiş... Böyle bir günü kaçırmak olmazdı elbette.

Bu coşkuya ortak olmak için alandaki yerimizi aldık.

Kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk, esnaf, işçi, işsiz, binlerce kişi alanı tıka basa doldurmuş, söylenen şarkılara eşlik ediliyor, bol bol halaylar çekiliyordu.

HDP Milletvekili Ayla Akat Ata, konuşuyordu alana girdiğimizde.

Sade ve şık Kürtçesiyle, Kürt halkının özgürlük mücadelesinden bahsediyordu Sayın Akat.

Konuşması ile alkış topluyordu halktan.

Daha sonra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Emine Ayna çıktı platforma.

 “Kürt sorunu yoktur, neyiniz eksik?” sözleriyle gündemi sarsan Cumhurbaşkanı Tayyib Erdoğan’a Batman’dan cevap verdi Sayın Ayna; “bizim çocuklarımız eksik, kimisi cezaevinde, kimisi şehitliklerde yatıyor, kimisinin nerde olduğunu dahi bilmiyoruz” sözleriyle...

Şüphesiz ki alandaki birçok kadının yüreğine dokunmuştu Sayın Ayna’nın bu sözleri...

Ne de olsa coğrafyanın bütün acıları, kadınların yüreğinde birikmişti.

Anlayacağınız yine umut ve acılar, bir alanda buluşmuştu.

Sanırım Mezopotamya’nın kaderiydi buydu; acı yaşarken dahi umut etmek ve umut ettiğin müddetçe acı çekmeye devam etmek...

Hafiften ıslatan bir yağmurun altında halay çeken pırıl pırıl gençler, yöresel kıyafetleriyle alanda renklerin dansını yaşatan kadınlar ve o minik çocuklar...

Siz okurlarıma barış havasında bir Newroz’u yazayım diye bunları tasarlarken kafamda, alanın hemen yanı başında kızıl kıyamet yaşanıverdi bir anda.

Yağan yağmur Newroz’un coşkusunu engelleyemezken, polis-gösterici çatışması ne yazık ki coşkuya gölge düşürmeye yetmiş ve artmıştı bile.

Biber gazları platforma, hatta kadın ve çocukların bulunduğu alana yağıyor, taşlar ise can alıcı bir şekilde bir uçtan bir uca atılıveriyordu.

Peki, her şey bu kadar güzelken, yaşanan olaylar kimin eseriydi?

Çatışmaları kim, nasıl çıkardı bilemem doğrusu.

Lakin yaşananlar tek bir şeyi hedef alıyordu, o da Newroz’un coşkusuydu.

Milletvekilleri ve Belediye Eş Başkanları’nın tüm çabasına ve sağduyu çağrılarına rağmen kontrolden çıkan yüzleri kapalı grup, neyi amaçlıyordu?

Peki ya polis ekipleri, kadın ve çocukların bulunduğu bir alanda biber gazı ve tazyikli su kullanarak binlerce insanın canını tehlikeye attığını gerçekten bilmiyor mu?

Söylenecek çok söz, sorulacak çok fazla soru var aslında, lakin (ilk defa yaşanan çatışmayı görmezden gelerek) Newroz’u iyi hatırlamaya çalışacağım izninizle...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
30 gün önce
82 gün önce
162 gün önce
176 gün önce
183 gün önce
183 gün önce
191 gün önce
205 gün önce
292 gün önce
361 gün önce
378 gün önce
624 gün önce
705 gün önce
708 gün önce
712 gün önce
742 gün önce
842 gün önce
855 gün önce
868 gün önce
938 gün önce
969 gün önce
1016 gün önce
1019 gün önce
1027 gün önce
1048 gün önce
1136 gün önce
1201 gün önce
1209 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=