Buzun da bir besin olduğunu ve zararlı mikroorganizmaları barındırabileceğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Buz dondurulurken kullanılan su temiz değilse, buzlar bardaklara konulurken çıplak el ile dokunuluyorsa ve buzlar uygun koşullarda depolanmıyorsa zararlı mikroplar için de bir yaşam alanı haline gelebilir.” dedi. Buzların çözdürülüp tekrar dondurulmaması ve buz yapımı için temiz su kullanılması gerektiğine dikkat çeken Yiğit, besin zehirlenmelerinin bozulmuş besinin tüketiminden birkaç saat veya birkaç gün sonra ortaya çıkabildiğini hatırlattı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yaz aylarında özellikle içeceklere konulan ve uygun koşullarda depolanmayan buzlardan kaynaklı olarak ortaya çıkabilecek besin zehirlenmeleri hakkında bilgi verdi.
“BUZ DA BİR BESİNDİR VE ZARARLI MİKROORGANİZMALARI BARINDIRABİLİR”
Yaz sıcaklarının artması ile birlikte besin zehirlenmeleri daha sık yaşanmaya başladığını hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Ancak son zamanlarda soğuk içecek tüketiminin artması ile birlikte besin zehirlenmelerinin yanı sıra buz zehirlenmeleri ile de karşılaşmaktayız. Buz da bir besindir ve zararlı mikroorganizmaları barındırabilir.” dedi.
Buzlar dondurulurken genellikle çeşme sularının kullanıldığını kaydeden Yiğit, “Eğer buz dondurulurken kullanılan su temiz değilse, buzlar bardaklara konulurken çıplak el ile dokunuluyorsa, buza dokunan kişinin elleri temiz değilse ve buzlar uygun koşullarda depolanmıyorsa zararlı mikroplar için de bir yaşam alanı haline gelebilir.” açıklamasını yaptı.
BUZ, HİJYEN KOŞULLARINA UYGUN OLARAK DEPOLANMALI!
Buz kullanılırken, buzların çözdürülüp tekrar dondurulmadığından ve temiz sudan yapıldığından emin olunması gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “İşletmeler buz yapmak için kullandığı makinelerin temizliğine özen göstermeli. Evde ise buz kalıplarını temizlerken koku oluşmaması için karbonatlı su kullanılabilir.” dedi.
Besin zehirlenmelerinin bozulmuş besinin tüketiminden birkaç saat veya birkaç gün sonra ortaya çıkabildiğini aktaran Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı: