Tüzün “2023 yılında Türkiye’de 100 bin kişiye düşen ebe-hemşire sayısı 356, AB’de 890 ve OECD’de 1002 kişidir. Ebe ve hemşirelerin nüfus payına düşen sayıları AB ve OECD ülkelerine göre yetersizdir. İş yükleri de AB ve OECD ülkelerine göre daha fazladır. Sağlık kurumlarına başvuru sayıları AB ve OECD ülkelerinde yılda 6,2 civarı iken Türkiye’de bu rakam kişi başı yıllık 11,4 civarına yükselmiştir. Yani AB ve OECD ortalamasının yarısından az personel ile onların iki katı başvurucuya hizmet etmek zorunda kalıyoruz. Ülkemizde ki bir hemşire AB ve OECD ülkelerinde ki meslektaşlarının 4 katı çalışmakta ve neredeyse onların yarısı ücret almaktadır. Performans, döner sermaye, ek ödeme ve şimdi de teşvik diye adlandırılan gelir güvencesi olmayan ve emekliliğe yansımayan ücretlendirme yerine yoksulluk sınırı üzerinde ve emekliliğe yansıyacak temel ücret verilsin” dedi.
HEMŞİRELİK KANUNU MESLEĞİN ÖZÜNE YAKIŞIR, GÖREV TANIMINA UYGUN ŞEKİLDE DÜZENLENSİN
Tüzün, hemşirelerin beklentilerini açıklarken “Temel ücret üzerine eğitim durumu, yapılan işin niteliği ve riski, kıdem yılı gibi kriterler ile giydirilmiş ücret belirlensin. Bu gerçekleşinceye kadar bağımsız bir meslek grubu olan hemşirelerin yaptığı her işlem (enjeksiyon, serum, tansiyon ölçme, hasta bakımı vb.) kendi adlarına işlem puanı olarak işlenip karşılığı olan teşvik ödemesi verilsin. Hemşirelik Kanunu mesleğin özüne yakışır, görev tanımına uygun şekilde düzenlensin, bağımsız hale getirilsin. Covid-19 pandemisi ve Deprem ile birlikte daha da görünür hale gelen hemşire sayılarındaki açık giderilsin, OECD ortalamasına kadrolu güvenceli istihdamla yükseltilsin. Fiili hizmet süresi zammı yeniden düzenlensin. Kadın hemşireler için analık ve süt izni süreleri yeniden düzenlensin, bu süreçlerde yeteri kadar ücretli izin verilsin. Her iş yerinde 7/24 hizmet veren, ücretsiz kreş sağlansın. Hemşireler için güvenli çalışma ortamları oluşturulsun, şiddete karşı tüm tedbirler alınsın. Atamalarda liyakat esas alınsın, yöneticiler liyakate uygun olanlar arasında hemşireler ve diğer işyerindeki emekçiler tarafından seçilerek belirlensin. Hemşire iş gücü planlaması yapılsın, çok sayıda değil nitelikli eğitim veren hemşirelik okulları açılsın. Sağlık Bakanlığı ve Üniversiteler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan arkadaşlarımızın hem o kurumun temel işini yapıyor olarak kabul edilmemesi hem de sağlık iş kolundaki düzenlemelerin dışında tutulması uygulamasına son verilsin. İş yerlerinde hemşirelere yönelik, yöneticilerden, ekip arkadaşlarından ve hasta ve yakınlarından gelen şiddete son verilmesi için yasal ve idari düzenlemeler yapılsın. Özel sektörde çalışan ebe ve hemşirelerin ücretlerinde taban ücret belirlenmeli, çalışma saatlerinde tavan çalışma saatleri belirlenmeli uygulanmalıdır. İcap ödemesi sorunu mahkeme kararlarına bırakılmadan yasal düzenleme ile çözülsün. Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretlendirmeden, statüye, çalışma alanlarına dair sorunları çözülmelidir. Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışıp kadroya geçirilmeyen, şirketler ya da aile hekimleri ile yaptıkları sözleşme ile çalıştırılan ebe ve hemşireler kadroya geçirilsin” dedi.