ROPÖRTAJ

AV. ZEKİ EKMEN’LE DÜNDEN BUGÜNE BATMAN

Batman Sonsöz Gazetesi’nin youtube kanalı, Batman Sonsöz WEB TV’de Haftanın her günü özel canlı yayınlarımız devam ediyor.

AV. ZEKİ EKMEN’LE DÜNDEN BUGÜNE BATMAN
18-01-2022 09:40
18-01-2022 09:42
Google News

Perşembe Günleri Yazarımız Recep Kavuş ile sunduğumuz

Batman’da İz Bırakanlar Yayınımızda bu hafta

Av. Zeki Ekmen, canlı yayın konuğumuz oldu.

Ekmen, Batman’ın ilk avukatlarından.

1975 yılında üniversiteyi bitirip memleketi Batman’a avukat olarak dönmüş,

Girdiği seçimleri kazanarak Siirt Barosu Başkanlığı yapmış.

Batman Barosu’nun temellerini atıp, kurucu başkanlık görevini üstlenmiş.

Hak savucusu olarak tanınan Av. Zeki Ekmen,

1990’lı yılların Batman’ında saldırı ve suikastlara uğramış.

O günleri anlattı yayınımızda.

Kürt sorununu ve dünden bugüne Batman’ı konuştuğumuz yayını,

Gazete sayfalarımıza da taşıdık, tarihe not düşsün diye…

Ekmen’e, canlı yayın programımıza katıldığı için tekrardan teşekkür ediyor,

Batman belleğini oluşturan yayınlarımız için tüm okurlarımı

Batman Sonsöz Web TV Kanalımıza bekliyoruz.

“BABAMIN NASİHATİ İLE BATMAN’A DÖNDÜM”

-Sizi bütün Batman artık tanıyor. Ancak hem çocukluk yıllarınızı hem avukatlık mesleğine ilk başladığınız günleri merak ediyoruz. Bize o günleri anlatır mısınız?

“Ben, ailemin de ilk avukatıyım. Batman Barosu’nun 1 sicil numaralı avukatı ve kurucu başkanıyım. Babamın görevinden dolayı İstanbul’a gittik. İlk defa bölge dışına çıkıyordum. Türkçeyi doğru dürüst bile bilmiyordum o zaman. Erzincanlı Zeycan Pala öğretmenimiz benimle çok ilgilendi. Ben lisedeyken babam memurluk görevinden ayrılıp Gercüş’e CHP İlçe Başkanı olarak bizzat İsmet İnönü tarafından gönderildi. Ailemiz ağa kökenli bir aile olmasına rağmen halk ile iç içedir. Halka hizmet bizim ailemizin şiarıdır. Ailemizden milletvekilleri, bakanlar, kamu görevlileri çıkmıştır. Gercüş ilçesi okuma oranı olarak her zaman yüksek bir seviyededir. Ankara’da lise eğitimimi tamamladım. Babam kimi görürse ‘lütfen çocuklarınızı okutun’ derdi. Eğitim hayatımın her evresinde başarılı bir öğrenciydim. Üniversiteyi derece ile bitirdim. Askerliğimi bitirince meslek üstadım Altuğ Bey, bir şirketin hukuk müşavirliğini yapacağımı söyledi. Daha 23 yaşındayım o zaman, şartları iyi bir teklifti. Ben ailem ile görüşmek için Gercüş’e geldim. Babam bana ‘oğlum gidersin, gitmezsin bu senin bileceğin bir iş. Bana sorarsan işte Gercüş, Midyat Batman, hangisini istersen seç. Ben seni memleketin için okuttum’ dedi. Bu söz benim Batman’a dönüşüme sebep oldu”

“KENAN EVREN’E MEKTUP YAZARAK, AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN KURULMASINI SAĞLADIM”

-Mesleğinizi yapmak üzere Batman’a döndünüz. Nasıl bir Batman vardı karşınızda?

“29 Ekim 1975 tarihinde Batmanda büromu kurdum. O tarihte 9 avukat vardı Batman’da. Ağır Ceza Mahkemesi Siirt’te idi. 1982 yılında Kenan Evren’e bir mektup yazarak Batman’ın büyük bir ilçe olduğunu, vatandaşın çevre ilçelerden Siirt’e mahkeme için günler öncesinden gittiğini belirttim. Batman’a bir mahkeme kurulmasını talep etmiştim ve 1982 yılında Ağır Ceza Mahkemesi Batman’da kuruldu”

“SİİRT BAROSU BAŞKANLIĞINI KAZANDIM, BATMAN BAROSUNU KURDUM”

-Siirt Barosu Başkanlığına aday olup Batman Barosunu kurdunuz. O günleri anlatır mısınız?

“Batman henüz il olmamıştı. Siirt Barosu Yönetim Kurulu Üyesi idim. Dönemin baro başkanı istifa edince baro başkanlığına aday oldum. Seçim zamanı Siirt’te kıyamet koptu desem yeridir. İl varken, ilçeden biri nasıl başkan olur diye söylenmeye başladılar. Seçimi biz kazandık. Siirt’te 4,5 yıl baro başkanlığı yaptım. Batman Barosu’nu kurduktan sonra 2,5 yıl başkanlık yaptım. Barolar Birliği’nin 1997 genel kurulunda yönetim kuruluna seçildim. Bölge barolarının desteği çok önemliydi. 8 yıl boyunca görev aldım. Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi’nde görev aldım. Ben Batman Barosu’nun temellerini sağlam attım. Halen de attığımız temeller üzerinde sağlam bir şekilde ilerliyor. 30 üye ile kurduğumuz zaman Türkiye’de avukat sayısı 53 bin civarındaydı ve biz yönetim kuruluna seçildik”

SUİKASTA UĞRADIM”

-Zorlu günlerde görev yaptınız. Neler yaşadınız?

“Hayatımda en zor günlerimden bir tanesi 1991 yılında bana yapılan suikast günüydü. Çok aktif olarak görev aldığımız, insan hakları ihlallerinin üzerine gittiğimiz günlerdi. Sıkıyönetim günlerinden sonra OHAL dönemi başlamıştı o dönemlerde. İnsanların işkenceden dolayı akli dengesini yitirdiği günleri yaşadık. Bununla ilgili şikâyetlerde bulunduk ve ilgili yerlerde takipçisi de olduk. Bunların üzerine şiddetle gidince ve halkın bize güveni olunca, bizi susturmak için bir suikast girişiminde bulundular. Akşam saatlerinde evimin önünde pusu kurarak suikasta uğradım. Vücuduma isabet eden 5. kurşunda yığıldım. Beni hastaneye kaldırdılar. Vurulduktan sonra benim almadığım bir davayı, almışım diye vurulduğum şeklinde yanlış bilgiler şehre yayıldı ve ben iyileştikten doğru olanı açıkladım. Hastane önünde en az 3 bin insan gecenin geç saatlerine kadar beklemişler. Beni hastanede de öldürmeye çalıştılar. 1995 yılında TBB Genel Kurulu’nda bölgede yaşanan hak ihlallerini anlattım. O konuşmadan kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir sebepten dolayı 1995 yılında gözaltına alındım. Dönemin TBB Başkanı Önder Sav, dönemin İçişleri Bakanı’na, Adalet Bakanı Mehmet Moğultay’a ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Zeki Ekmen’in kılına zarar gelirse Türkiye’yi başınıza yıkarım’ demiştir”

“İSTİSMAR DAVALARINA GİRMİYORUM”

-Mesleğinizle ilgili kriterleriniz var mı? Mesela her davaya girmediğinizi öğrendik. Bu doğru mu?

“Doğrudur. Her davayı alma zorunluluğum yok. Davayı almama hakkım var. Her davaya Zeki Ekmen girecek diye bir kural yok. İstismar davalarına, hırsızlık davalarına, ırz-namus davalarına, gasp ve uyuşturucu girmiyorum. Uyuşturucu satıp insanları zehirleyen, zavallı çocukların hayatını karartan birinin davasına girmek istemem örneğin. Mesleğimde seçici olduğum da doğrudur. Kaybedeceğim davayı almam”

 “50.YIL MADALYAMI ALIP MESLEĞİMİ BIRAKACAĞIM”

-Mesleğinizi bırakmayı düşünüyor musunuz?

“Mesleğin 40. Yılında verilen bir madalya vardır, onu aldım. Şu anda mesleğimin 49. yılındayım. Kısmet olursa meslekte 50. yıl madalyasını aldıktan sonra aileme bunu bir onur mirası olarak bırakmak istiyorum. 50. yıl madalyamı aldıktan sonra mesleğimi bırakacağım”

-Siyaseti düşündünüz mü hiç?

“Son seçimlerde CHP’den çağırdılar. 1. Sıra milletvekili adaylığı teklif ettiler. Ben arkadaşlara sordum aday oldukları yeri ve memleketlerini. Bölgenin insanları olarak farklı yerlerden aday olduklarını gördüm. Onlara dedim ki Türkiye de çözüm bekleyen Kürt Sorunu var ve biz bölgenin insanlarıyız. Biz kendi bölgemizde aday olalım ve gidelim diyelim ki ortada bir Kürt Sorunu var. Biz burada deklere ederek aday olalım dedim. Milletvekilliği de görünürde belki bazıları için bir prestij makamıdır. Doğrudur, güzel bir şeydir, kamu hizmetidir ama insan her şeyini de milletvekilliği için feda etmez bence. Riyakarlık benim asla kabul etmediğim, yapmadığım ve yapamayacağım bir şey. Dolayısıyla siyasetin içine girdiğimiz zaman ne kadar dürüst olsanız da, ne kadar özverili olsanız da bir yerde bir şeyler kopuyor. O akıntıya kendinizi kaptırıyorsunuz. Ben kendimi kaptıramadım demek ki. Eğer birileri sizi kandırıyorsa veya kandırmaya kalkıyorsa siz bir siyasetçi olmayı düşünüyorsanız o işi yapamazsınız demektir. Siyasi ortam içerisinde olduğunuz zaman gereğini yerine getirmeniz gerekir. Bugünkü Türkiye’deki siyasi yapılanma içerisinde de böyle bir ortam bence yok. Olmadığı için de siyasetin içerisinde olmadım. İşte bizim bölgemizde en büyük acılardan biri, gerçekten siyaseti yapması gerekenlerin siyasetin içinde olamamasıdır, ayakların baş olmasıdır ve ayaklar kendilerini baş olarak görüyor ve başı da ayak olarak kullanmaya çalışıyorlar. Böyle bir yapıyı da ben kabullenmedim ve siyasetin içinde olmadım.   Her şeyden önce ben Batman’ı seviyorum. Türkiye’nin güzel bir ili. Belediyecilik açısından da yani yeterli olmayabilir. Geçmişten günümüze geliyorum, iyi çalışmalar yapmış, katkı sunanlara teşekkür ediyorum. İnşallah katkıları da devam eder. Bir de halkın iradesi inşallah her zaman egemen olur. Yani bu geldiğimiz ortamda belki şuanda belediye başkanlığını vekaleten yürüten valilerimiz, arkadaşlarımız başarılı çalışmalar yapabilirler ama halk iradesine saygı göstermek gerekir. Bu bağlamda Batman’ın, Türkiye’nin Güneydoğusunda bulunması nedeniyle bölgede yaşayan Kürt halkının bütün sorunları en derinden yaşayan bir toplumdur. Yani Kürt sorunu deyince mutlaka bunun yasa dışı örgütlerle vs. bir bağlantı kurulmasına gerek yok. Bu sorunun kaynakları nedir, nedendir korkmadan bunları dile getirip, tartışıp bu sorunları çözmemiz lazım”

KÜRT SORUNU, BİRLİKTELİKLE ÇÖZÜLEBİLİR”

“Bu, ülkenin sorunu ve bu ülkenin bir gerçeği. Siz isteseniz de istemeseniz de, kabul etseniz de etmeseniz de Kürt sorunu, bir sorun. Kürtler bir varlık ve varlar. Sizin yok demenizle yok olmazlar var demenizle var olmazlar. Bu sosyolojik bir kural. Sosyolojinin temel prensiplerinden biridir. Bu temel sorunlar demokratik bir yapı içerisinde çözülmesi gerekir. Bu sorunu demokratik yapı içerisinde çözdüğünüz zaman Türkiye’nin demokrasisi de ilerler. Türkiye’de demokrasinin ilerlemesi, tabana yayılması, insan haklarına saygı duyulması, insanların kendi benliğini güven içerisinde savunması, yaşaması güzel bir olaydır. Türkiye’yi de geliştirir ama bu sorun bu şekilde ağırlaşarak devam ederse yer altına siner, çözümsüzlük getirir ve Türkiye’yi de geriye götürür. Bu uluslararası belgeleri olan, kuralları olan dünya üzerinde benzer sorunlarda çözümleri olan bir yapı var. Bunlardan faydalanabiliriz. Her şeyi biz siyasete bağlarsak, bir sonuca ulaşamayız. Siyasete bağladığımız sorunu, kendi siyasi amaçlarımız doğrultusunda çözmeye kalkarsak yine sonuca ulaşamayız. Bu benimde, burada yaşayan vatandaşın da İstanbul’da yaşayanların da sorunudur. Türk kardeşlerimin de sorunudur Çünkü ben burada huzur içinde yaşarsam benim Kürt olmam, Türk olmam, zenci olmam, Arap olmam bir şey ifade etmeyecek. Ben insan olarak yaşayacağım. İnsani değerlere göre yaşayacağım. Karşımdakini de insan olarak göreceğim. Senin bana, benim sana bir üstünlüğüm yok. Dolayısıyla sen gelmişsin diyelim buraya belli bir kamu görevini yürütüyorsun, o senin benden üstün olduğunu göstermez. Kürt sorunu, demokrasi sorunu olarak kim tarafından olursa olsun çözülmesi lazım ve konsorsiyum ile çözülecek. Birlikte çözülecek. Türkiye geleceği parlak olan bir ülke ama biz kendi çıkarlarımız için Türkiye’yi başka yerlere götürmeye kalkarsak, sorunların üstünü örtersek ve her şeyi kavgayla, dövüşle çözmeye çalışırsak hiçbir şey başaramayız. Türkiye geriye gider ve geçmişte yaşananlar yine yaşanır”

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?