Batman’da engelli olmak…

Batman’da yaşayan bir engelli birey olarak hayat geçip gidiyor. Ama nasıl bir hayat? Tozuyla, dumanıyla, “abi sen merdivenden mi çıkacaksın yoksa uçabilecek misin?” bakışlarıyla dolu bir Batman gerçeği.

Batman’da engelli olmak…

Yıllardır engelli bireylerin sorunlarını dile getiriyorum. Dile getirmek ne kelime; “dert hattı” gibi çalışıyorum. Kimi arıyor “abi rampayı yanlış yapmışlar” kimi diyor “kaldırımda yeniden Everest var”, kimi de “abi ben minibüse bindim ama minibüs beni kabul etmedi” diye dert yanıyor.

Engelli maaşı araba aldım diye kesildi.

Öyle unvanlar aldım ki, bazı belediye birimlerinde bu kadar görev çakışması yok.

Engellilerin abisi, kardeşi, dert ortağı, temsilcisi, psikoloğu…

Bir tek maaş bağlamadılar; o da engelli hakları içinde yok herhalde!

Sorun Çözüldü Mü? Eh…

Biraz! Ama Yetmedi.

Yıllar içinde bazı şeyler düzeldi eyvallah. Engelli rampaları yapıldı, bazı yollar düzeltildi, sosyal alanlar düzenlendi. Ama bizim memlekette bir şey düzelince diğeri bozuluyor. Yani sistem şöyle işliyor:

Bir sorunu çöz, bonus olarak üç sorun daha kazan!

Kaldırım yapılıyor, rampayı koymuşlar güzel… Ama rampanın başına öyle bir elektrik direği kondurulmuş ki, sanki “Bu rampadan geçemezsin, ayrıcalıklı olma kardeşim” diyor.

Bir başkasında rampadan iniyorsun, kendini direkt trafiğin ortasında buluyorsun. Formula 1 pit stop hızında manevra yapmazsan işin zor.

Toplu Taşıma: İnerken Sıkıntı, Binerken Dua

Toplu taşımaya gelince…

Batman’da bazı şoförler var, melek gibi. Sırf onlara denk geldiğim gün kendimi VIP yolcusu gibi hissediyorum.

Ama bazıları var ki…

Sanki engelli rampasına basınca aracın garanti dışı kalacağını düşünüyor.

“Şoför bey rampayı açar mısınız?”

Karşılık: “He vallah açayım da sonra kapanmazsa ben ne yapayım?”

Yahu kardeşim, ben de kapanmayan sorunlarla uğraşıyorum ama yine de yaşıyorum işte!

Engelsiz Yaşam Değil, Engeli Unutturan Yaşam

Biz engelli bireyler mucize istemiyoruz.

Uzay çağı teknolojisi de istemiyoruz.

Birileri gelip de sırtımızda gezdirsin, yolları altın kaplasın demiyoruz.

Biz sadece şunu istiyoruz:

Engelli olduğumuzu ıssız bir sokakta hatırlayacak kadar engel görmek!

Bu kadar basit!

Bir kaldırım düzgün olsun, bir rampa işlevli olsun, bir memur “abi dilekçen eksik” demeden önce bir nefes alsın.

Engellilerin işi zor ama bizim işimiz daha zor. Çünkü sorunları anlatırken bile sorun çıkıyor.

Mesela yetkililere gidiyorsun:

“Efendim, rampanın önüne park eden araçlar nedeniyle geçemiyoruz.”

Cevap ne biliyor musun?

“Biz uyarıyoruz ama vatandaş yine park ediyor.”

E kardeşim siz vatandaşla değil, kanunla çözün o işi.

Uyarmakla olmaz, ben de yıllardır uyarıyorum; hayat değişmiyor!

Engelli Değil, Engellenen Bireyler

Aslında biz engelli değiliz…

Biz engellenen bireyleriz.

Engeli koyan kim?

Kaldırım yapan, rampayı yanlış ölçen, hakkı teslim etmeyen, toplu taşımada gerekli duyarlılığı göstermeyen…

 

Yani hayatı zorlaştıran biz değiliz; hayatı zorlaştıran düzen!

Son Söz: Batman, Bizim de Şehrimiz

Bütün bu polemik, mizah, sitem, ironi bir yana…

Batman bizim şehrimiz.

Biz bu şehrin sessiz görünen ama sesi çok çıkan insanlarıyız.

Biz varız.

Biz yaşıyoruz.

Biz mücadele ediyoruz.

Ve biz hak ettiğimiz gibi yaşamak istiyoruz.

Son sözüm de şu olsun:

Engelli bireyler lütuf beklemez, hak bekler.

Bizim istediğimiz acımak değil; anlamak, görmek ve çözmek.

Bu kadar.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Evren Öztoprak
Evren Öztoprak 7 ay önce
Kaleme aldıkların o kadar değerli ki… Engelli bireylerin lütuf değil hak istediğini hepimize güçlü bir şekilde hatırlatmışsın. Mücadeleni, sesini ve duruşunu sonuna kadar destekliyorum. Görmek, anlamak ve çözmek hepimizin sorumluluğu.”