ROPÖRTAJ

Bir İzzettin Sütçü belgeseli…

Gazetemizin Youtube Kanalında canlı yayınlarımız devam ediyor.

Bir İzzettin Sütçü belgeseli…
09-08-2022 19:43
09-08-2022 19:44
Google News

28 Temmuz akşamı Batman’da İz Bırakanlar Yayını ile ekrandaydık.

21 sene önce vefat eden ve Batman’da bugün dahi dualarla anılan merhum Doktor İzzettin Sütçü’nün yaşam öyküsünü ele aldık. Tam da ölüm yıldönümüydü İzzettin Sütçü’nün.

Batman’ın belleğini oluştururken, bu kente emeği geçenlere de ahde vefa sunuyoruz böylece.

Kızı Ezgi Sütçü’nün de online bağlandığı yayınımızda, Dr. İzzettin Sütçü’nün hastalarıyla, doktor arkadaşlarıyla, ailesiyle esprileri konuşuldu daha çok.

İnsanların yüzünde tebessüm oluşturan Sütçü, 24 sene sonra yine tebessümlerle anıldı.

İşte duygu yüklü yayınımızın ayrıntıları…

DOKTOR İZZETTİN SÜTÇÜ’NÜN KISA YAŞAM ÖYKÜSÜ

Yardım sever, vefalı, insancıl…

İzzettin Sütçü

Namı diğer Doktor İzzettin Sütçü.

1952 Temmuzunda 4 erkek ve 2 kız çocuğu olan bir aileye doğdu.

Başka bir anneden de 3 kardeşi olan İzzettin Sütçü aslen Batmanlıdır.

İluh'ta Hürriyet İlkokulu’nu okudu.

Ortaokulu Atatürk Ortaokulunda, liseyi ise Batman Lisesinde okudu.

Çok sevdiği ve ona da çok yakışan mesleği doktorluk için Diyarbakır'da Tıp Fakültesine gitti.

Batmanlı Halk Çocuğu olarak anılan İzzettin Sütçü, İluh'ta uzun yıllar sigorta hastanesinde pratisyen hekimlik yaptı.

Tıp fakültesinin son senesi gittiği bir düğünde hayatının aşkı olan Birsen Hanımla tanıştı.

2 senelik nişanlılık sürecinden sonra pratisyen hekimlikten kazandığı ilk maaşıyla düğün yaptı ve Birsen Hanımla evlendi.

Ataerkil aile yapısına karşı kız babası olarak her zaman gururlanan İzzettin Sütçü’nün, Birsen Hanımla evliliğinden 3 kızı oldu.

Paradan hoşlanmaz ve para konularını hiç sevmezdi.

Çocuklarına ve eşine karşı her zaman saygılıydı.

Aynı zamanda çevresi tarafından çok sevilen ve dost canlısı olarak görülen İzzettin Sütçü, arkadaşlarına da yürekten bağlıydı.

Eşi Birsen Hanımın anlattığına göre, hoşuna gitmeyen konularda bir anlık öfkelenir, kısa bir süre sonra sakinleşirdi.

Tartışsa dahi küs kalmazdı.

İyi bir doktordu.

Eşi Birsen Hanım, o hayatta iken doğum hariç hiçbir hastalık için doktora gitmediğini söylüyor.

Mütevazı biriydi

Hastaları onun yanına muayene olmaya gittiğinde sanki kendi ailelerinden birinin odasına girmiş gibi hissederlermiş.

Hastaları, hastalıklarını rahatlıkla anlatabilirmiş Doktor Sütçü’ye.

Bu denli çok sevilmesinin nedenlerinden biri de ihtiyaç sahibi hemşerilerinin tedavisini ücretsiz yapmasıymış.

O, yardımlarını gizli bir şekilde yapar, kimseyi kırmadan ve rencide etmeden insanlara yardımcı olurmuş.

Ailesi dahi hastalarını ücretsi tedavi ettiğini, onun vefatından sonra öğrenmiş.

Alçakgönüllü ve yardımsever bir insanmış.

Eşi Birsen Hanımı anlattığına göre, lakapları sevmezdi.

Doktor olarak anılmayı dahi istemezdi.

Çünkü o her şeyden önce "insandı"

Hayatına dokunduğu herkeste anı bırakmıştır.

Bir ayakkabıcı da, bir fırıncı da, bir öğretmen de…

Muhatap olduğu herkeste…

Çünkü memleketini seven, memleketinin insanlarını seven samimi bir doktordu.

O memleketinin insanlarını severdi, memleketinin insanları da onu…

Küçük şeylerle mutlu olmayı bilen, aza tamah eden Doktor İzzettin Sütçü, bir Fenerbahçe hayranıydı.

EŞİ BİRSEN HANIM ANLATIYOR;

Birsen Hanım anlatıyor “Fenerbahçe maçı olduğunda ekranın önünden kimse geçemezdi. Maçı kaybedince üzülür sessizleşirdi. Kazanınca da coşardı. Fanatik olduğu diğer konu da İbrahim Tatlıses şarkılarıydı. Uzun yollarda kasetleri başa sarar tekrar tekrar dinlerdi

EŞİNİN SON GÜNLERİNİ SONSÖZ MİKROFONLARINA ANLATTI

Eşi Doktor İzzettin Sütçü’nün son günlerini da Sonsöz Ekibiyle paylaşan Birsen Hanım “Bir arkadaşının kızı evlenecekti. Hediye alacaktık. Düğüne doğru giderken kızımın ayakkabısının bağı koptu. Kızımın ayakkabısını tamire götürdük. Ayakkabı tamircisinde dükkânın için çok yoğun bali kokuyordu. Eşim onlar dedi ki çocuklar niye kapıyı açmıyorsunuz burada hasta olacaksınız. Çocuk dedi ki abi biz açıyoruz, müşteriler fark etmeden çıkarken kapatıyorlar. Orada bir anda benim başım çok kötü oldu dedi. Başını tuttu. Yüzüm sarardı mı, dedi. Yok dedim. Ama bana bir şeyler oldu. Kısmi felç gibi bir şey oldu dedi. Dışarı çıktığımızda ayağını sürükledi. Ama ona söylemedim panik olmasın diye. Arabaya kadar zar zor yürüdük oturduk. Küçük kızım Ezgi ağlamaya başladı, korktu. Bir şey yok kızım dedim. Eşim başım döndü dedi. Sonra ellerini ovuşturdu. Birsen, ben felç gibi oldum dedi. O zaman gel bir araba tutup öyle gidelim, sen araba kullanma dedim. Eve geldik uzandı. Tabi taktı kafasına belki de bir şey hissetti. Sabahında doktora gitti. Doktoru ona ne söylediğini bana hiç açıklamadı. Sadece bir ilacı vardı, onu içiyordu. İzzet gel Batman'a gidelim, iyi bir doktora ya da İstanbul'a git dedim. Yok ben çocukları Batman'a götüreyim, sonra Ankara'ya gideceğim dedi. Sen de bir şey mi var dedim. Hayır dedi. Aradan iki üç gün daha geçti, dili ağırlaşmaya başladı. Bir kelime konuşurken takılıyordu. Sonra bir gün oturdu dedi ki hayat kısadır, ömür kısadır. Allah ne zaman isterse emanetini o zaman alır. Ama benim için çok erken dedi. Üç tane çocuk var dedi. Ben sadece bağırdım. O an panik yapmasaydım belki o zaman her şeyi anlatacaktı. 10 gün sonra da arkadaşının yanına İstanbul'a gitti. O gün sabah içim çok sıkılıyordu.  Sonra akşam arkadaşının annesi kapıya geldi. Ben anladım dedim İzzet öldü mü? Evet, dedi. Ve benim hayatım 1998'de bitti”

24 SENE ÖNCE VEFAT ETTİ

24 sene önce vefat eden Doktor İzzettin Sütçü, eşine, kızlarına, ailesine, arkadaşlarına, hastalarına ve onu seven tüm insanlara geride çok güzel anıları miras bıraktı.

43 yaşında vefat eden Doktor İzzettin Sütçü'nün mezarı Beşiri Bin Kanirevan Köyü’ndedir. Onun hayatı erken bitmeseydi kim bilir bu dolu dolu geçirdiği hayatına daha kimleri sığdıracak, kimlere derman olacaktı. Doktor İzzettin Sütçü'yü ve samimiyetle yaptığı tüm yardımlarını saygıyla anıyoruz.

Yayınımızda merhum Doktor İzzettin Sütçü’yü anlatan yazarımız Recep Kavuş “24 yıldır Doktor İzzettin Sütçü halen unutulmadı. Genç yaşta aramızdan ayrıldı. Hem muhabirlik döneminde hem Belediyespor'da kısa dönem bir dönem yöneticilik yaparken kendisiyle hukukumuz olmuştu. İzzettin Sütçü İluh’ta doğdu. Batman bağrından çıktı. Bir yetenekti. Babası çocuklarının eğitimine çok önem veriyordu.  İzzettin de genç yaştayken ben doktor olacağım diyordu, yani bir hedef koymuştu. İki gözlü bir evde büyümüş. Evin bir odası onun çalışma odası olarak ayrılmış. Çalışma odasında sürekli üniversiteye hazırlık yapıyormuş. Sınav sonucunu beklerken hep arkadaşlarına ‘ben tıp fakültesini kazanacağım, doktor olacağım’ dermiş. O koşullarda kimse onun doktor olacağına ihtimal vermezmiş. Zarfla sınav sonucu geldiğinde tıp fakültesini kazanınca ailesi için epey zor olmuş. Çünkü babası, işsizmiş, günlük ticari işlerle geçimini sağlarmış. Tıp fakültesinde öğrenci okutmak o zamanlar çok daha zormuş çünkü burs destekleri de yokmuş. Ailesi, birikimlerini feda ederek İzzettin’i okutmuş. İzzettin de ailesinin zorda olduğunu bilerek öğrencilik yıllarında hep çalışıyormuş.

Anlayışlıydı. Kendisi pratisyen doktordu ama bütün dallara hakimdi. Eski SSK dediğimiz hastanede şimdiki İluh Hastanesinde görev yapıyordu. Kadın, çocuk, yetişkin, kim giderse gitsin kırmazdı, kendi alanı olmasa bile muayene ederdi. Hastalar da çoğu zaman Doktor İzzettin Sütçü’ye fiş kesin derdi.  Batman'da tanınmış ve varlıklı bir sima, kendisine muayene olmaya gider. Israrla ben İzzetine gitmek isterim der. Muayene odasına girer. Doktor, hastanın şikâyetlerini dinler, Doktor İzzettin Sütçü’nün yazdığı reçeteyi alıp eczaneye gider. Reçeteyi uzatır, eczacı çırağı reçeteye bakar ancak bir şey anlamaz. Eczacıyı çağırırlar. Yaşlı amcaya der ki ‘amca sanırım sen buraya yanlışlıkla geldin. Bu reçetedeki ilaçlar veya söylenenler bizde yok’ Hasta da der ki ‘Doktor İzzettin yazmış, nasıl yok?’ Eczacı, reçeteyi okur, ‘1 hafta boyunca 1 buçuk kuşbaşı, bir ayran yiyeceksin’ Doktor Sütçü, o reçetede hastaya şunu anlatmaya çalışmış ‘tutumluluğundan malını yiyemiyorsun, git bunları ye’ Hastalarıyla bu tür esprili ve ilginç diyaloglar kurardı. Bir dönem, bir aracı işte sağlık taraması için tahsis etmişti. Mahallelerde hastaların ayağına giderek onları tedavi edip ücretsiz ilaç verilmesini sağlamıştı. Batman Belediyesi, Pazaryeri Mahallesinde bir parka onun adını verdi. Futbolun geneline ilgisi vardı. Amatör takım maçlarına giderdi. Amatör takım takımlara ücretsiz sağlık hizmeti verirdi. Yine Belediyespor'da bir dönem yöneticilik yaptı ve tribünlerden ateşli bir taraftardı. Cenazesi Yalova'dan Batman'a gelene kadar Kanirevan, Zilan’a kadar düğün konvoyu gibiymiş. Çünkü onunla ilgili espriler, anılar anlatılmış. Cenaze konvoyundan ziyade, düğün konvoyu gibi olmuş. Tabi her insanın, bu tebessümü ve sevgiyi oluşturması kolay değildir”

Ezgi Sütçü “Babamı hem unutmadığınız hem unutturmadığınız için teşekkür ederiz. Bize güzel bir anı oldu. Ben küçük yaştayken babam vefat etti. Evin en küçüğü olarak 7 yaşındaydım. Çevremin, ailemin anlattıklarıyla daha çok tanıdım onu. Vefat ettiğinde de insanlar onu bize esprileriyle anlatıyordu, onunla ilgili anılarını falan paylaşıyorlardı. Öyle bir insanın evladı olduğum için gurur duyuyorum. Babamızı erken yaşta kaybettik ama daha büyük şansımız da annemizdir. Aradan 24 senede geçti, 50 senede geçse yine de unutulmayacak. Bütün Batman’ın unutmadığı bir insanı biz ailesi olarak, kendi canı kanı olarak unutmamız çok da mümkün değil zaten. Çok az yaşadı. Annemin de söylediği gibi, biz Yalova'ya falan giderdik. Onun bir İbrahim Tatlıses hayranı olduğunu zaten herkes bilir. İbrahim Tatlıses Yalova'ya falan gelmişti. Konserine gittiğimizi hatırlıyorum. Konseri onun kucağında izlemiştim. Fenerbahçe hayranlığı vardı, hatta arabasında Fenerbahçe'yle ilgili objeler vardı. Şimdi aynısını ben kullanıyorum. Ondan ötürü ailemizde bir Fenerbahçe hassasiyeti vardır. Ben ikinci sınıfa geçerken babam vefat etti. okuma yazmayı bana hep o öğretmiştir. Eğitim konusunda affı yoktu. Hepimiz iyi okullarda okuduk. Çükü eğitime çok önem veren bir insandı”

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
24 Eylül 2022 e-gazete