<div>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, her yıl 1-7 Ağustos arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası etkinliğiyle, emzirmeyle ilgili konularda farkındalığı artırmak ve dünya genelinde anne sütüyle beslenilmesini desteklemek ve yaygınlaştırmak hedefleniyor.</div> <div>Açıklamada görüşlerine yer verilen Gül Şendil, emzirmenin hem bebek hem de anne sağlığı üzerinde çok yönlü olumlu etkiler yarattığına değindi.</div> <div>Doğum sonrası dönemin yeni anneler için sevinç ve zorluklarla dolu bir süreç olabileceğine işaret eden Şendil, "Bu dönemde verilen kararların en önemlilerinden biri de bebeğin beslenme biçimi. Emzirme, sıklıkla zorluklarla ilişkilendirilse de hem anne hem de bebek için sayısız fayda sunan, doğanın sunduğu eşsiz bir beslenme yöntemi. Birleşmiş Milletler'in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Dünya Sağlık Örgütü, annelerin, bebeğin yaşamının ilk saati içerisinde emzirmeye başlamasını, 6 ay boyunca bebeklerini sadece emzirmesini, 2 yaşına ve daha sonrasına kadar emzirmeye devam etmesini öneriyor." ifadelerini kullandı.</div> <div>Anne sütünü, bebeğin büyüme ve gelişimi için ideal olarak tasarlanan, mükemmel bir besin olarak niteleyen Şendil, şunları kaydetti:</div> <div>"Formül mamalar, anne sütündeki karmaşık ve dinamik bileşimi tam olarak taklit edemez. Anne sütü, bebeğin ihtiyaçlarına göre bileşenlerini değiştirerek uyarlanabilir bir yapı sergiler ve bebeğin büyüme ve gelişimi için gerekli tüm makro ve mikro besinleri, ideal oranlarda içerir. Protein, karbonhidrat ve yağ oranları, bebeğin ihtiyaçlarına göre dengelenmiştir. İmmüno globulinler, antikorlar ve diğer koruyucu faktörler sayesinde, anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir, solunum yolu enfeksiyonları, ishal, kulak enfeksiyonları ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlar. Probiyotikler ve prebiyotikler ise sindirim sisteminin gelişmesini destekler."</div>