Batman Eski Vali Yardımcısı Erol Karaömeroğlu trafik kazasında hayatını kaybetti. Karaömeroğlu’nun talihsiz ölümünün ardından Mehmet Gönenç, duygularını kaleme aldı. Gönenç yazısında, “<strong> Kadim dostun ardından...</strong> <strong>Artık demir almak günü gelmişse zamandan…</strong> <strong>Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.</strong> <strong>Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;</strong> <strong>Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.</strong> <strong>Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,</strong> <strong>Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.</strong> <strong>Bîçare gönüller!</strong> <strong>Ne giden son gemidir bu!</strong> <strong>Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.</strong> <strong>Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;</strong> <strong>Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.</strong> <strong>Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,</strong> <strong>Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.</strong> <strong>Yahya Kemal ne kadar da güzel anlatmış meçhule giden bir gemiyi...</strong> <strong>Bitlis eski valisi, sevgili dostum Erol Karaömeroğlu, Sivas Kangal’da geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi.</strong> <strong>Kazanın olduğu ilk andan itibaren, “Allah’ım, Erol Karaömeroğlu’nu oğluna bağışla” dedim.</strong> <strong>Sonra o acı haber geldiğinde, yüreğimde inanılmaz bir fırtına koptuğunu seyrettim.</strong> <strong>Yüreğimdeki fırtınayı durduramadım, gözlerimden yaşlar boşalıverdi.</strong> <strong>“Her ölüme erkendir” derler ama vadesi dolmuştur ve gitmek zamanı gelmiştir.</strong> <strong>Bu anda bütün algı çöker, akıl iflas eder.</strong> <strong>Sebepleri sorgularsın; “Neden Niçin” dersin ama aslında sende ne olduğunu çok iyi bilirsin.</strong> <strong>Önce kabullenmez, sonra saatler ve günler geçtikçe tekrar, yeniden dirilmenin vereceği hazla kabullenirsin.</strong> <strong>“Her nefis ölümü tadacaktır”</strong> <strong>Necip Fazıl Kısakürek ne kadar güzel anlatmış</strong> <strong>“Bilmem kaça kaç kala, bilmem kaçı kaç geçe,</strong> <strong>Ya erkence ya geççe, sıram gelir hoppala”</strong> <strong>Sırası gelen göçüp gidecek. Biz, ardında kalanlar ağlayacağız;</strong> <strong>Ve sonra biz gideceğiz.</strong> <strong>Şimdi artık ağlamak sırası başkalarındadır...</strong> <strong>Erol Karaömeroğlu Rizeliydi.</strong> <strong>Karadeniz insanının bütün hırçınlığını, sempatisini; en kötü zamanda analiz yapma ve gülümseten bakışlarıyla umut saçma becerisini taşırdı.</strong> <strong>Batman Vali Yardımcılığı’nın ilk gününden, en son atandığı İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği’ne kadar görüşmediğimiz çok az zaman olurdu.</strong> <strong>Açık ve net Benim için makamının hiçbir hükmü yoktu. Ben, Erol Karaömeroğlu’nun içtenliğini, dostluğunu severdim. </strong> <strong>Erol Bey, en çok eşi Filiz Hanım’ı severdi.</strong> <strong>Ve sevgili oğlu Metehan’ı...</strong> <strong>Konuşmalarımız yarım kaldı, hayat hikâyesi yarım kaldı.</strong> <strong>Ardında sevdiklerini, dostlarını bıraktı.</strong> <strong>...Bir baba öldüğünde, dünyaya kazık gibi çakılan dağların dibinden küçük bir çakıl taşı düşermiş;</strong> <strong>Ve bütün çakıl taşları düşünce, işte o zaman beklenen kıyamet koparmış.</strong> <strong>İspanyol şair Cervantes şöyle der</strong> <strong>“Dünyasına, dünyasına ‘Dünya benim’ diyenin, dün gittik yasına”</strong> <strong>Hepimiz göçüp gideceğiz.</strong> <strong>Ardımızda yarım kalmış işler ve hikâyeler bırakacağız.</strong> <strong>Ve sonra… yeniden dirileceğiz.</strong> <strong>Sevgili dost Erol Karaömeroğlu’na Allah’tan rahmet;</strong> <strong>Filiz Hanım’a, Metehan’a ve bütün sevdiklerine başsağlığı dilerim.</strong> <strong>Son sözü yine Üstad Necip Fazıl Kısakürek söylüyor</strong> <strong>“Ölüm güzel şey; budur perde arkası haber…</strong> <strong>Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber</strong>” ifadelerine yer verdi.