M. Emin Ekmen; “Seçmenin yöneleceği önemli bir adres olabilirdik”

Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emin Ekmen, Hatice Türkan’ın sunduğu Türkan’la Kadraj programına konuk oldu.

M. Emin Ekmen; “Seçmenin yöneleceği önemli bir adres olabilirdik”

ÇOCUKLUK YILLARINI ANLATTI, 22 YILLIK SİYASET HAYATINDA HİÇ BİLİNMEYENLERİ AÇIKLADI

Batman Sonsöz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hatice Türkan’ın sunduğu Türkan’la Kadraj programının beşinci bölümü yayınlandı. Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Batmanlı Hemşerimiz M. Emin Ekmen, 22 yıllık siyaset hayatını Türkan’la Kadraj’a anlattı. Çocukluk yılları, aile hayatı ve siyasi kariyerini anlatırken kendisiyle ilgili hiç bilinmeyen gerçekleri dobra dobra paylaşan Ekmen, AK Parti’den DEVA Partisi’ne geçiş süreciyle ilgili çarpıcı itiraflarda bulundu.

2.SIRA ADAYLIĞINDAN NEDEN İSTİFA ETTİ?

DEVA PARTİSİ’NİN YILDIZI PARLAYACAK MI?

BU SORULARIN CEVABI SADECE TÜRKAN’LA KADRAJ’DA…

2025 Genel Seçimlerinde AK Parti Batman 2.Sıra Milletvekilliği Adaylığından istifa edişiyle ilgili gerçekleri paylaşan Ekmen, 22 yıllık siyaset hayatında ‘hiç yapmasaydım’ dediklerini de sadece Türkan’la Kadraj’a anlattı.

-Siyasi hayata geçmeden önce biraz aile hayatınızdan konuşmak istiyorum. Nasıl bir ailede büyüdünüz?

10 kardeşiz. Rahmetli babamı 2 yıl önce kaybettik. Türkiye Petrollerinden işçi emeklisiydi. Daha sonratoptancılık üzerine bir iş yeri açmıştık. Ben orada da bir süre çalıştım. Yani babam hem Refah Partisi'ne giderdi hem bizi gençlik yapılanması olan Milli Gençlik Vakfı'na gönderirdi. Milli Gazete aboneydi, onu okurduk. Başka gazeteler de alırdı ama Milli Gazeteyi düzenli alırdı.

-Siyasete girmenizde ailenizin etkisi olmuş mudur?

Hem babam hem rahmetli dayımız ve babamın dayısı da siyasi konularla yakından ilgiliydi. Siyasete girişimde mutlaka onların etkisi olmuştur.Resmen ilk bulunuşumuz 2004 AK Parti Merkez İlçe Başkanlığıyla oldu. Sonra 2006 askere dönüşü AK Parti Batman İl Başkanlığı, 2007 milletvekilliği, AK Parti Genel Merkezinde tanıtım medya disiplin kurulu teşkilat başkan yardımcılığı gibi değişik görevler, 23. dönem milletvekilliği ve daha sonra 2015 7 Haziran seçimlerinde adaylıktan da istifa edince böyle bir boşluk ve mesafe oluşmuştu. 3-4 yıl kendimizle, ailemizle zaman geçirdikten sonra 2019 ve 2020'de DEVA Partisi'nin kuruluşuyla tekrar dönmüş olduk.

-DEVA Partisi'ne geleceğim ama 2015 yılında adaylıktan istifa etme süreciniz çok konuşuldu. İkinci sıra adaylığını neden istemediniz?

Önceki bütün seçimlerde Batman’da sonuçlar 2-2'ydi. Bir önceki seçime göre de birkaç puan dengeyle yine 2-2'lik bir sonuca işaret ediyordu. Ama bu sonra Cumhur İttifakı olarak ortaya çıkan çözüm süreci bozulduktan sonra Sayın Erdoğan'ın bir öfkeyle devletçi ve milliyetçi bir siyasete doğru çekilişinin ilk emarelerini ben o dönem listelerde gördüm. Ayrıca Batman listesi ile ilgili de birtakım tepkilerim vardı. Bir listede ismini gösterip çalışmamak ama bir tavır göstermek bana ahlaki gelmedi. Eğer bu listeyle çalışmak benim içime sinmiyorsa işte bir iktidar partisi yarın öbür gün başka yerlerde başka siyasi fırsatlar önümüze çıkabilir burada duralım diye düşünmek yerine doğrudan Yüksek Seçim Kuruluna dilekçeyi vermek suretiyle adaylıktan istifa ettim. Tabii partiden istifa etmemiştik. Sonra nadiren de olsa bazı parti programlarına katıldık ama partiden uzaklaşma 2019'da istifayla neticelendi.Yani siyaset önemli bir şey. Hem kişisel kariyer düşünenler için önemli hem memlekete, millete, garip gürabaya hizmet etmek için önemli. Ama her hal ve şartta her şeye rağmen yapılacak bir iş gibi görülmemeli. Yani eğer sizin temel duruşunuzla, ilkelerinizle veya kendi kişisel hikâyenizdeki bazı kıvrımlarda problem yaşıyorsa insan kenara da çekilebilir. Hani AK Parti'den çok kuvvetli ve güçlü bir iktidardan uzaklaşmak beni manen rahatlattı belki. Çünkü birçok yanlışı savunmak zorunda kalmıyorsunuz.

-Ülkenin geldiği nokta bana "keşke istifa etmeseydim" cümlesini hissettirmedi

Anneannem vefat etti, 2021 yılıydı. Şeyh Kudbettin Hamidi büyüğümüz taziye gelince dedi ki ‘yüzün gözün açılmış hayırdır böyle seni iyi gördüm.’ Ben dedim ki ‘şeyhim, bir değişiklik yok fakat AK Parti'deyken aklımıza gelen 10 cümlenin 9’unu yutuyorduk, şimdi 8’ini konuşuyoruz. Yine10’da 10değil. Yine iki tanesi dökülüyor ama 8’ini konuşuyoruz.  Doğru bildiğini ve inandığını söylemek, bunu güçlü bir şekilde savunmak, bunun mücadelesini vermek, insana iyi gelen bir şey. O sorumluluk hissi hem topluma karşı hem yaratıcıya karşı iyi gelen bir şey. Ha bazen bir insanın bir problemi oluyor, iktidar partisi siyasetçisi olsanız çözebilirsiniz, muhalif olunca çözemiyorsunuz. Yani o noktalarda üzüldüğüm oluyor. Ama fayda zarar veyahut da doğru yanlış açısından baktığımızda bence 2015'ten bugüne kadar ülkenin geldiği nokta hiçbir zaman bana ‘keşke istifa etmeseydim’ cümlesini hissettirmedi, düşündürtmedi, söyletmedi.

-AK Parti ile kırılma noktanız nerede başlamıştı aslında?

İnsan bir işin içindeyken çok sert yargılamıyor, hatta tolere ediyor. Deyim yerindeyse bir fetva buluyor, rasyonalize ediyor. Bugün ki medya düzeninin izleri aslında o zaman atılmıştı. Ama işte 2002 ile 2012 arasındaki merkez medyanın AK Parti'ye yüksek saldırısı nedeniyle AK Parti'nin işte TV24'ü kurması, Star Gazetesi'ni TMFS’den satın alması bize yadırgatıcı gelmiyordu. Ama Sabah'ı da aldı, hadi onu da anladık. Ama Doğan Medyayı almasını çok yadırgamıştım mesela. Bu kadar ülkenin sorunu var, kamu bankası 1.2 milyar dolar Doğan Medyayı AK Parti'nin emrine vermek için kredi açtı. Hâlâ o kredinin ödenmediği ya da birtakım imar hileleriyle işte ucuz bir yerin alınıp oraya yüksek imar verilerek Ziraat Bankası'na takasa verildiği iddia ediliyor. Bu yönde çokça haber var. Yine bu ihale düzeneği yani işlerin davetiyeyle verilmesi şimdiki kadar yoğun değildi, nadiren oluyordu. Yadırgıyorduk ama bütün fotoğrafa baktığımızda bir sürü iyi iş var. Bunu da kapalı toplantıda söylüyorduk, kamuyu açık alanda söylemiyorduk. Ama bizim bölgemiz açısından çözüm süreci bitti. Daha doğrusu bitmedi, herkes onu buzdolabında biliyor. Evet, çünkü hem Sayın Erdoğan hem Kandil hep bu iş dondurucuda gibi ifadelerle geçiştirdi. 7 Haziran 2015 seçimlerine giderken Sayın Erdoğan daha düne kadar Türkiye'nin en önemli sorununu çözmeyi hedeflediği HDP kadrolarını çok sert bir dille terörize etti. Yani böyle sert bir savruluş olmaz. Daha dün adamla Kürt meselesini çözüp teröre nasıl son veririm diye konuşuyorsun, o iş olmuyor. Ertesi gün ‘sen teröristsin’ diye çıkıp onun aleyhine bir kampanya yürütüyorsun. O kampanyanın dozu kaçtı. İşte Sayın Erdoğan meydanlarda Kur'an-ı Kerim gösterir hale geldi. Bunlar istifa sürecinin içerisinde. Yani bir gün önce bir gün sonraki işler gibi.

-Kürtlüğünü, demokratlığını ve dindarlığını bir arada ifade etmekten çekinmeyen bütün arkadaşlar tasfiye edilmişti

AK Parti açısından 2007 Haziran 2015 listelerinde Doğu ve Güneydoğu'da baktığımızda şu çok netti, Kürtlüğünü, demokratlığını ve dindarlığını bir arada ifade etmekten çekinmeyen bütün arkadaşlar tasfiye edilmişti. Ben, liste süresi bitinceye kadar telefonumu 3 gün kapatmıştım.  Üçüncü gün açtım, iki kişi aradı. Biri dedi ki ‘Bunlar baraja takılacak.  İki değil, dört bile seçilir’ dedi.Dedim ki ‘ben o kadar şerefsiz biri miyim? Ben seçime girerim sonuçları neyse mücadelemi veririm, sonuçlarına katlanırım. Ama ben bunlar zaten baraja takılacak diye, HDP’ye oy veren seçmenin oyuyla nasıl milletvekili olayım? Bu sana ahlaki vicdani geliyor mu?’ dedim. ‘Ama bu düzeni sen kurmadın’ dedi. Bu düzeni ben kurmadım ama bu anlayışa girersem tutarsızlık olur dedim. Haa girdiniz seçime bir yarış var son gün işte il barajı oluşur, ülke barajı oluşur onlar ayrı. Ama siz zaten bu tıkılacak bende burdan milletvekili olayım derseniz bence dürüstlük, vicdanilik, ahlakilik gibi kavramların hiçbiri ile tarif edilemez. Genel başkan yardımcısıyla da şöyle bir diyalog yaşadım. Ya şöyleyken böyle. Dedim ki bak kardeş sizin bizi kapının önüne koymaya vicdanınız el vermiyor. Çünkü bu partide emeğiniz var. Biz bu partinin kuruluşunu değil. Kuruluşundan öncesi yenilikçi kongreden bu yana bir çizginin tarafı olmuşuz ama derim, aklınızla bizi iyi bir yere yazmaya müsaade etmiyor. Çünkü şöyle bakıyorlar: Yani başta Kürt meselesi olmak üzere demokrasi meseleleri olmak üzere birçok konuda genel merkezin ve genel başkanın sınırlarını zorlayan şeyler ifade edebiliyor. Tamam, bu bizim mahallenin çocuğu, atamayız ama liste başı da yapamayız. Ben dedim, biz ayrılıyoruz, sizin kafanıza uygun arkadaşlarla burayı doldurun dedim. Yani AK Parti'deki kırılmalara işaret eden bazı anekdotlar bunlar olabilir.

-Yeni siyasi süreçte Deva Partisi'nin yıldızının daha fazla parlayacağına inanıyor musunuz ve düşünüyor musunuz?

Bizim çıkışımız çok sıkışık bir Türkiye iklimine denk geldi. Pandemi oldu, ardından altılı masa serüveni. DEVA’nın muhalefet pozisyonunda konumlanırken bir şekilde AK Parti oy vermiş ya da veren insanlarla temasını zorlaştırdı. Muhalif bir insan da zaten partiyle bağı genelde yüksek olur. Zaten adam düzene muhalif. Sizin gidişattan müşteki olanları ikna etmeniz gerekir. Eğer biz 14 Mayıs seçimini kazanmış olsak, Kemal Bey Cumhurbaşkanı olsaydı, o seçmenin yöneleceği önemli bir adres olabilirdik. Olmayınca da yerel seçimlerde herkes kendi şehrinde kazanacak iki adaydan birine oy verdi. Eğer CHP'li başkanın kaybetmesini istiyorsa, kazanacak aday hangi partiye yakın ona verdim. Mesela ilginçtir, AK Partili adayla yarışan Şanlıurfa'da Yeniden Refah, Ordu'da İyi Parti, Nevşehir'de İyi Parti, Balıkesir'de CHP öne çıktı. Çünkü AK Parti'den bunlar alabilir gibi bir his vardı. Öyle olunca DEVA Partisi yine beklediği ve umduğu oyu alamadı. Ama bugün ülkeyi yönetmeye hazırlık açısından eylem planlarımız ve düzenli süreç takiplerimiz, genel başkanımızın ekonomideki sahip olduğu kredibilite, Mehmet Bey'in büyük çabasına rağmen 2 yıla yakın bir süredir hâlâ yolsuzluk, israf ve gösteriş düzeni devam ettiği için ekonomik iyileşmelerin olmaması, enflasyonun düşmemesi, faizin düşmemesi Ali Babacan'a ve DEVA kadrolarına olan ihtiyacı seçmene hatırlatıyor, hissettiriyor. Bir kimlik ve ideoloji partisi değiliz. Kimseye dünyada devrim şehitliği, ahirette cennet vaat etmiyoruz. Rant partisi değiliz. Yönetimimiz bir rant alanı yok. Doğruları, ilkeleri söylüyoruz. Sonuçta seçmenin de takdirine rıza göstereceğiz. Ama bugün itibariyle iç ve dış politikada, özellikle ekonomide, hukuk devletinden gerilemede DEVA Partisi'nin politika üretme, neticelendirme kabiliyeti çok güçlü olarak duruyor. Hatta Twitter'da malum bu Grok diye bir yapay zeka var. Sormuşlar isim vererek: "Kime oy verirdin?" Ali Babacan'a oy veririm demiş ve bunu hukuk devleti, çoğulculuk, demokratlık ve ekonomik alandaki iktisat alanındaki birikim üzerinden açıklamış. Bunu birçok kişi kabul ediyor. Seçime doğru şöyle düşünecek: "Benim DEVA Partisi'ne vereceğim oy zayi olur mu?" Bunun zayi olmayacağını düşünürse oy verir. Evet, yok zayı olur derse o zaman güçlü olanlardan birine yönelir. Biz mecliste çalışıyoruz, teşkilatlarımızda çalışıyoruz, sahada çalışıyoruz. Az sayıda milletvekiliyle büyük bir performans sergiliyoruz. Bütün bunlara bakınca ileriye doğru DEVA Partisi'nin seçmenin bir tercihine dönüşme potansiyeline inanıyoruz.

-Her ne kadar DEVA Parti Genel Başkan Yardımcılığı yapıyor olsanız ve Mersin milletvekili olarak mecliste yer alıyorsanız bile memleketiniz Batman'a ve Güneydoğu bütün illerine hemen hemen çok özel bir ilgi ve alaka gösteriyorsunuz. Sorunlarla çok yakından ilgileniyorsunuz ve bütün sorunları meclise taşımak için büyük çaba sarf ediyorsunuz. Bu size büyük bir yoğunluk ve büyük bir yük mü?

Evet. Şimdi Mersin'e dışarıdan gidince benim kampanyaya gelmeyeceğim düşünülmüş ama ben orada 50 gün kampanyaya katıldım. Sonra işte gelir mi gider mi bazen haftada üç kez gidiyorum ama ortalamam 15 günde bir. 15 günde bir mutlaka gidiyorum, birkaç gün kalıyorum, ziyaretler yapıyorum, davetlere icabet ediyorum. Mecliste yaptığım her konuşmanın en az yarısını Mersin'le ilgili yapmaya çalışıyorum. Bazen espri yapıyorlar, çok Mersinli olduğun diye. Ben de diyorum ki devlet Mersinlilerin payına düşen vergiden maaşı bize ödüyor. Mersinlilerin hakkını korumam lazım. Buraya gelince doğduğumuz topraklar içinde bulunduğumuz, ait olduğumuz bir dünya. Düzenli olarak da ortalama ayda bir Batman, Diyarbakır, Siirt'in, Şırnak gibi illeri ziyaret ediyorum. Oranın sivil toplum örgütüyle görüşüyorum. Partimizin orayla ilgili tespit ettiği sorunlara bakıyorum. Teşkilatlarımız aracılığıyla biraz yorucu oluyor. Yaş 50'ye dayandı. Yani eskisi gibi benimle ilgili hep şey imajı var. Hani çok genç milletvekili oldu, hâlâ o gençlik de bana bakıyorlar. Ama bir yere davet edenler için söyleyeyim, bazı sağlık sorunları kendini gösterebiliyor. Yaş belli bir yere dayandı. Eskisi kadar kesintisiz çalışmak zorlayabiliyor ama dayanabildiğimiz kadar yapıyoruz.

-Yani Batman'la ilgili sorunlarla yakından ilgili olduğunuzu söyledim. Siz yaşadığınız, çocukluğunuzun, gençliğinizin geçtiği bu şehirle ilgili hangi eksikleri tespit ediyorsunuz? Yani en büyük problem sizce nerede?

Birkaç konu sayılabilir. En basitinden yapısalına doğru gidelim. Mesela şehir içi trafik büyük bir facia. Anlaşılıyor ki belli bölgelerde imar çok yanlış yapılmış. Rant ve bina metrekare odaklı yapılmış ama şu anda altyapı bunu taşımıyor. Merkezi iktidarın da desteğini alarak trafiği kesinlikle rahatlatmak lazım. Yeni bir çevre yolu, belki OSB'nin altından Raman dağının eteğinden mevcut çevre yolunun dışında yeni bir çevre yoluna ihtiyaç var. Tekstil önemli. Döviz kuruyla enflasyon arasındaki fark döviz kuruyla aleyhine olduğun için. Adam 10 Euro ya satıyor fakat maliyeti 5 Euro dan 8 Euro ya çıktı. Niye? Kur baskılandığı için işçi giderleri, enerji giderleri diğer yasa giderler artığı için sigorta primleri vesaire. Tekstile ilgili olarak çok daha güçlü destek lazım çünkü tekstil çalışanlarının yarısı kadın ve ben onların hayatında nasıl değişiklikler yaşandığına tanık da oldum. Bir dönem kadın intiharları ile anılan batmanda bu gün onbinlerce kadın ve kız çalışanın olup kendi evinin ekmek teknesini çarkını çevirmesine, bu çarkı çevirirken de ona duyulan saygının artıp onunla bir birey olarak pozisyonun güçlenmesine çok önem veriyorum. O yüzden tekstil işini mutlaka geliştirmek gerekir. Türkiye den kaynaklanan sorunlar var. Mısıra taşınan fabrikalar. İnşallah sayın Mehmet Şimşek Batman'daki bu tekstilin oynadığı rolü göz önüne alarak önemli adımlar atar diyelim. Yine şehirleşme anlamında bir türlü bitmeyen bir İluh Deresi ıslahı ile İluh Deresi'nden Batıraman Eteklerine kadar yayılan, işte çaydan petrol kente kadar diyelim, bu mahallelerde ciddi altyapı sorunları var, yenilenme ihtiyacı var.  Ve tapu sorunumuz, yani Batman yeni kurulurken adam 100 dönüm arazisinde 50 kişiye 500 metre yer vermiş. O 50 kişiye 500 metre yer verildiğinde tapusu yok, bugün de tapusu yok ama çözülebilir. Ortaya bir siyasi ve bürokratik irade konulursa çözülebilir. Spor ve kültür alanında eksiğimiz, gediğimiz var. Petrolspor iki sezondur üst üste çok başarılı. Nasıroğlu ailesine teşekkür ediyoruz. İnşallah bu yıl ve gelecek yılda şampiyon olarak Süper Lig'e çıkar, tarihi bir gelişme olur. Petrolspor'a duyulan ilgi, vatandaşın gerek siyasi gündem gerekse ekonomik darboğazdan kaçış olarak Petrolspor'a yöneldiğini gösteriyor. Bir nefes alsınlar yani, onların da buna hakkı var. Sanat alanında Yavuz Ekinci gibi iyi bir romancımız, Ahmet Güneş Tekin gibi dünya çapında sanatçımız var ama yeni gençlerin yetişmesi için altyapımız iyi mi? Öyle düşünmüyorum. Bugün Batman Petrolspor altyapısı farklı branşlarda 1200 gence hizmet veriyor. O kulüp olmasa o 1200 genç ya adli suçların ya siyasi tartışmaların bir parçası olacaklar. Benzer iş biliyorsunuz, Ahmet Güneş Tekin bir art rafineri kurmak istemişti, olmadı ama bence valimiz, milletvekillerimiz buna tekrar bir el atmalı. Burada bir Ahmet Güneştekin'in projesini gördüm. Art rafinesi kurulursa emin olun çok ciddi bir şekilde sanata ve kültüre yönelen gençler için orası bir fabrika gibi çalışır. Eğitim konusunda Türkiye’de 70'lerdeyiz. Oysa biz biliyoruz ki Batmanlı çocuklara özellikle sayısal alanda fırsat verirse çok büyük başarılar, Türkiye dereceleri elde ediliyor. Bu mevzular çözülürse eminim ki Batman bölgenin büyük bir cazibe merkezi olur. Tabii ki uçak sayısı, pahalı uçak biletleri ve benzeri konular da gündelik sorunlar...

-Yani 22 yıllık siyasi hayatınızda hiç keşke’niz, "yapmasaydım da olurdu" dediğiniz bir şey var mı?

Mutlaka vardır. AK Parti'nin içerisindeyken de süreçlere ilişkin düşüncelerimi hep ifade ettim. Ulusal basındaki ilk haberim Hürriyet Gazetesi'nin ailemizle ilgili yaptığı bir haberdi. Sonra Akşam Gazetesi'nde Kürtçe ana dili eğitimle ilgili haber çıkmış, arşivimde öyle gözüküyor. Yani kendimi hiç kısıtlamadım, baskılamadım. Tabii ki muhatabımın beni anlayacağı ve bana hak vereceği bir dil tutturmak suretiyle hep söyledim. Ama bazen aklıma gelince şey geliyor, doğrusu bu. 1. TOKİ'den sonra ikinci TOKİ'nin Raman Dağı'nın eteğinde yapılması söz konusuydu. O dönem sendika Memur-Sen aracılığıyla yapılacaktı. Sendikadaki arkadaşlar çok ısrar edince şimdiki Tilmerç’in arkasındaki yer oldu. Bence yanlış oldu o. Yani orada ciddi bir tarım alanı imara açılmış oldu. Oysa bizim ihtiyacımız olan Batman'ın imarını Batıraman bölgesine doğru kaydırmaktır. Yani oradaki verimli tarım arazisini değil de dağda nispeten taşlık, metruk arazi sayılabilecek yerlere üniversitenin oraya gitmesini o nedenle o zaman destekledim. Ayrıca afet konutlarının ile emekli konutlarının oraya gitmesine katkım oldu. Ama her halükarda ikinci TOKİ Timerç’in arkasına gidince o bölge imara açılmış oldu. Bazı böyle ufak tefek olaylar var. Ama şimdi tecrübeler onları anlatırsam o dönemin aktörleri, taraflarıyla ilgili gereksiz yeni bir eyvah, tartışma doğmuş olur. Ama büyük planda AK Parti'ye girmem, AK Parti'de yaptığım siyaset, AK Parti'den ayrılmam, ara dönem DEVA'ya gelişim. Bu anlamda öğrendiğim çok şey var. Her gün yeni bir şey öğreniyorum. Hatta espri yapıyorum, diyorum ki, hem iktidarı hem muhalefeti deneyimledik. Ülkede çok az kişide bu tecrübe var ama şimdilik bir işe yaramıyor. Belki yarın bir işe yarar diye. Ama onun dışında böyle çok büyük hayıflanacağımız işler yok. Ama işte bir dönem listeler yapıldığında öyle değil, böyle olsaydı diyeceğimiz işler olabilir. Bazı bürokratik süreçlerle ilgili olarak işte birçok valimiz, emniyet müdürümüz geçti. Burada herkese büyük bir hükümranlık gösterip sonra meslekten atılan insanlar oldu, emniyet müdürleri oldu. Acaba onlarla ilgili o dönem daha yanlışa karşı daha sert bir direnç mi gösterseydik filan aklımızdan zaman zaman geçiyor. Ama vicdani açıdan, ahlaki açıdan Batman'a bağlılık ve Batman'ın eğer bir şahsı manevisi varsa her açıdan buna zarar verecek büyük bir yanlışım olduğunu düşünmüyorum.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Yüksel
Yüksel 10 ay önce
Neden iktidar millet vekili olarak sus pus olustuda,sayenizde susmuyor bu kadar mı vatan sever