<div>Dini mubin olan İslam'in temel prensiplerine baktığımızda sevgi ve muhabbet önemli bir yer tutar.</div> <div>Sevgi ve muhabbeti; büyük, güç ve kuvvet sahibinin göstermesi gerekir.</div> <div>Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:</div> <div>“Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir” (Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66).</div> <div>Dikkat edilirse sevginin saygıdan önce geldiğidir. Küçüğüne, himaye ettiğine veya idaresi altında olana karşı sevgi ve merhamet sahibi olmayanların dinen büyük bir tehditle karşı karşıya olduklarıdır.</div> <div>Dinimiz İslam, imkan ve kudret sahibi olanların</div> <div>Af etme, kusur örtme, yardımda bulunma konusunda teşvik ederken, intikam alma, kin gütme ve küsme yi de men etmeye çalışır.</div> <div>Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</div> <div>“Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.” (Buhârî, Îmân 4-5, Rikâk 26; Müslim, Îmân 64-65.)</div> <div>Günümüze baktığımızda; dilin muhafazası, başkasına zararı dokunmaması ve kişilerin emin olması zor bir hal almıştır.</div> <div>Görev ve sorumluluk sahibi kişilerin buna dikkat ettiklerini söylemek nerede ise imkansız bir hal almıştır.</div> <div>Örnek olmaları gereken siyasilerin kullandıkları dil ise yukarıdaki hadis ile zıtlık teşkil etmektedir. </div> <div>Halkın yetkisini alarak iktidar olanlar İslâmî, Kur'an'ı ve dini bildikleri halde, kendilerine rakip gördüklerine karşı merhametsiz, kaba ve intikam duyguları ile muamele etmekten, nefret dilini kullanmaktan beis görmemektedirler.</div> <div>Oysa olması gereken makam sahibinin hesap vermekten korkmaması, hesap soranları korkutmamasıdır.</div> <div>Hz Ebubekir (Ra)</div> <div>"Yanlış yaparsam ne yaparsınız?" diye eshaba sorduğunda sahabe:</div> <div>"Seni kılıcımızla düzeltiriz" dediğinde Allah hamd edip şükür secdesine gitmiştir. Olması gereken iktidarların da bu davranışı göstermesidir.</div> <div>Muhalefeti susturma, tazminat davalarını açma, savcıları harekete geçirme İslâmî bir davranış değildir.</div> <div>Hz. Ömer (Ra)</div> <div>Cuma hutbesinde:</div> <div>“Ey mü’minler beni dinleyin ve bana itaat edin” diye seslendiği zaman, ashaptan biri ayağa kalktı ve:</div> <div>“Üzerindeki elbisenin hesabını vermedikçe seni dinlemiyor ve sana itaat da etmiyoruz. Çünkü ganimetten bize düşenle bir elbise yapmak imkânsızdı. Sen nasıl oluyor da elbise olabilecek kumaş alabiliyorsun” dedi.</div> <div>Hz. Ömer (Ra) şükür secdesini ederek oğlu Abdullah’a:</div> <div>“Ey Ömer’in oğlu kalk Allah için cevap ver” dedi. Abdullah bin Ömer, ayağa kalktı:</div> <div>"Allah’a yemin ederim ki, babamın üzerindeki kumaşın yarısı benim hisseme düşen kumaştır. Babam ikimizinkini birleştirdikten sonra elbise yaptı” diyerek meseleyi izah etti.</div> <div>Hazreti Ömer’in oğlunu dinleyen sahabe tekrar ayağa kalkarak:</div> <div>“Ya Ömer, şimdi konuş. Hem seni dinliyor ve hem de itaat ediyoruz” dedi.</div> <div>Mekke fetih edilmiş, güç ve kuvvet Peygambermiz sallallahu aleyhi ve sellem in eline geçmiştir.</div> <div>Ashabına her türlü kötülüğü yapan, yurtlarından kovan, mallarına el koyan, canlara kıyan, işkenceler eden Mekke halkı şimdi hesap verme zamanıdır.</div> <div>Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Mekke halkına hitaben konuşmanın sonlarında:</div> <div>“–Ey Kureyş topluluğu! Şimdi benim, sizin hakkınızda ne yapacağımı sanırsınız?” diye sordu.</div> <div>Kureyşliler:</div> <div>“–Biz Sen’in hayır ve iyilik yapacağını umarak; «Hayır yapacaksın!» deriz. Sen, kerem ve iyilik sâhibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sâhibi bir kardeş oğlusun!..” dediler.</div> <div>Bunun üzerine Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:</div> <div>“–Ben de Hazret-i Yûsuf’un kardeşlerine dediği gibi</div> <div>«…Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok! Allâh sizi affetsin! Şüphesiz O, merhametlilerin en merhametlisidir.» (Yûsuf, 92) diyorum. Haydi gidiniz, artık serbestsiniz!” buyurdu.</div> <div>Bu din günümüze kadar bu metodla geldi</div> <div>Selam ve dua ile.</div>