Öğüt yabancıydı artık. Kelimeler isyan etmiş, toplanmış; cümleye, cümleler de kağıda yazılmaya karar vermişlerdi. Bir kelam dokunur belki bir çobanın yüreğine, belki bir garibin vicdanına, belki belki bir çocuğa der gibiydiler. O da bir ihtimal ışığını dünyaya tutar ümidindeydiler. Garip ama bunu söyleyen aslında bir dost muydu?
Gözlemledikçe, çıkılmaz kenar mahallelerde top oynayan çocuk değildi bu.
Kimdi o?
Sayıları çok değildi. Panoramayı andırır bir girdapta izlediğim neydi?
Zihnim komut vermişti. Resmedilen, sofistik düşünceli insanların yanı sıra art arda gelen lalehan bakışlı mahmur figürler buyur etmişti. Hangi diyara sürüklenirdi insan? Nisyandan geldiğini bile bile. Bakışlarında maskeleri vardı. Hiçbir hisse karşılık gelmiyorlardı. Yüzleştiğim neydi burada?
Aradığım neydi? Dalmış ilerlerken, gençler doluşmuştu. Zaman makinasına dönüşen bir kıvrımdaydım sanki. Biri aşk kemerini bağlamış, divane dolaşırdı. Diğeri alay eder, öbürü eğlenirdi bu çaresiz zavallı ile. Ya sevgi diye çırpınan pıtırcığın kafasının uyuşuk olduğunu düşünüp onunla aldırış etmeden gülüyorlardı. Ortalama yaşları kaçtı bu gençlerin? Bunca yılda ne değişmişti? Sevgi denen terim aşkın dengesi değil miydi?
Aşk kelimesi, laçkalaşmış yolundan sapmıştı, az sayıda insanın elinde. Devrik cümlelerin karmaşasına dönmüştü. Yitirilen duyguların sarpasarmıştı ellerinde. Körelenin sebebi neydi? Şair miydi? Yazar mıydı? Senarist miydi? Yoksa şefkatiyle annenin evladının hatalarına kızıp sonra kucaklaması mıydı? Bilemedim… Ya babanın ses tonundaki nasihatte miydi? Görmüyordum… “İnsan neyle yaşar?” neden demişti Tolstoy?
Acının içindeki çocuk sevgiyi lanetliyor muydu? Siz de duyuyor musunuz benim duyduğumu? Hıçkırarak ağladığı duyulmamıştı.
Kaç kere kalbine çizik atılmıştı; görmemişti kimse. Teslim mi etmiştiler duygusuzluğa? Bu duruma ne getirmişti?
Güzel hissetmek istersin.
Güzel düşünmek istersin.
Güzel sevmek istersin.
Güzel görmek istersin.
Güzel söyle, güzel olsun. Aslında iyileştirebilirdik ve iyileşebilirdik. Çünkü bir gün ben de çocuktum, sen de çocuktun ve biz de çocuktuk.
Evet, sayıları az yenebilirdik, güzelliklerin yarını bizlerindi. Yarınlar güzel ola.