Bir ülkeyi tanımak için sadece onun haritasına bakmak yeterli midir? Başkentini, nüfusunu, tarihini ve sınırlarını bilmek gerçekten o ülkeyi tanıdığımız anlamına geliyor mu?
Benim kanaatimce bu soruların cevabı hayırdır. Çünkü dünya üzerinde mevcut olan tüm ülkeleri tanımlayan sadece onların tarihi ve nüfusu değil; o sınırlar içinde yaşayan insanların dili, kültürü, değerleri ve dünyaya bakış açılarıdır.
Azerbaycan da çoğu zaman petrolü, başkenti Bakü, Karabağ’ı ve jeopolitik konumuyla hatırlanılan ve konuşulan bir ülkedir. Oysa Azerbaycan’ı siyasi ve ekonomik başlıklarla tanımak, o ülkenin önemli bir bölümünü görmezden gelmek anlamına gelmektedir. Azerbaycan’ın hikâyesi, sadece coğrafi sınırların ya da tarihi olayların bir özeti değil; köklü bir kültürel birikimin, güçlü bir toplumsal bağın ve yüzyıllardır korunan değerlerin hikâyesi olduğunu unutmayalım. Mesela ben bir Azerbaycan vatandaşı olarak kendi ülkemi düşündüğümde aklıma harita veya şehirler gelmiyor. Çocukluğumuzdan beri bizlere öğretilen ve gördüğümüz gelenekler, aile büyüklerimiz, sofralarımız, bayramlarımız ve bunlar gibi diğer değerler geliyor. Aslına bakarsak kültür dediğimiz şey bizim neredeyse hayatımızın büyük bir kısmını kapsıyor. Bazen biz bile farkında olmadan günlük yaşamımızda geleneklerimizi uygun şekilde davranırız. Azerbaycan’ın kültüründe misafirperverliğin çok önemli yeri olduğunu belirtmek lazım. Azerbaycan’da eve bir misafir geldiğinde onu en iyi şekilde ağırlamak, çay ikram etmek ve güzel bir sofra hazırlamak bizlere sıradan bir davranış gibi gözükebilir, ama bu misafirperverliğimiz bizim kültürümüzün vazgeçilmez bir parçasıdır. Azerbaycanlılar eve gelen misafirin rahat etmesine dikkat eder ve misafiri kendi evindeki gibi hissetmesi önemlidir. Ben bir Azerbaycan vatandaşı olarak söylüyorum, kültürün en iyi taraflarından biri de bu olduğunu düşünüyorum: Biz Azerbaycanlılar değerleri kitaplardan öğrenmeye çabalamayız, biz onları günlük hayatımızda yaşayarak ve büyüklerimizden öğreniriz. Azerbaycan’da çayın da özel bir yeri olduğunu söylemek lazım. Azerbaycan’da bir eve misafir geldiğinde veya aile bir araya geldiğinde hemen sofraya çay gelir, çay olmadan önemli bir eksiklik varmış gibi hissedilir. Anlaşılacağı üzere Azerbaycan’da çay sadece sıradan bir içecek değildir, sohbetin ve birlikteliğin önemli bir parçasıdır. Çocukluğumuzdan beri gördüğümüz ve bizlere öğretilen alışkanlıklar, kültürümüzün nasıl ayakta kaldığını açıklıyor.
Şimdi Azerbaycan’ın en iyi olduğu yere geldik, mutfak kültürü. Ben burada çok fazla yemek ismi sayabilirim ama saymayacağım, Azerbaycan’ın en ünlü birkaç yemeğini ve mutfak kültürünü anlamanıza yardımcı olacağım. Azerbaycan’ın en ünlü ve ikonik yemekleri plov, dolma,
düşbere, lüle kebabı ve qutabdır. Azerbaycan’a gittiğiniz zaman mutlaka bu yemeklerin tadına bakmanızı şiddetle tavsiye ederim, gerçekten de Azerbaycan mutfağı dünyada tanınan ve bilinen mutfaklardan biridir. Azerbaycan mutfağı kültürümüzün önemli bir parçası olduğunu söylemeliyim. Plov, dolma, düşbere, lüle kebabı ve qutab gibi yemekler Azerbaycan mutfağında bilinen yemeklerdendir. Azerbaycan’a yolunuz düştüğünde yemeklerin Azerbaycan toplumu için sadece lezzet ifade etmediğini, aynı zamanda misafirleri ve diğer aile üyelerini bir sofrada birleştirdiğine şahit olursunuz. Azerbaycan sofrası şöyle ki, sofraya oturduğunuzda sadece o sofrada yemek yemezsiniz aynı zamanda sohbet eder ve birlikte zaman geçirirsiniz. Bu sayede aile ile önemli bir anı yaşamış oluruz.
Azerbaycan’da her yıl kutlanan önemli bir bayram var, bu bayramın adı Novruz Bayramı’dır. Eğer Azerbaycan kültüründen bahsediyorsak, Novruz'dan bahsetmemek mümkün değil, Novruz Bayram’ı Azerbaycan kültürünün önemli bir parçasıdır. Azerbaycan'da Nevruz Bayramı (Novruz Bayramı), baharın gelişini ve doğanın uyanışını simgeleyen en büyük milli bayramlardan biridir. Novruz Bayram’ı, Azerbaycan’da büyük coşkuyla kutlanan önemli bayramlardan biridir. Evlerde temizlik yapılır, özellikle Azerbaycanlı aileler bayram öncesinden hazırlıklar yapar semeni yetiştirilir, şekerbura, paxlava ve qoğal gibi geleneksel yiyecekler hazırlanır. Bu tatlılar şekerbura, paxlava ve qoğal Novruz Bayram’ın da olmazsa olmazlarıdır. Bu önemli bayramda aileler bir araya gelir ve eski gelenekler unutulmamak adına nesilden nesile aktarılır. Azerbaycan halkı için Novruz Bayram’ının çok iyi bir yanı var, öyle ki Novruz Bayram’ı geçmiş ile bugün arasında önemli bir köprü rolünü oynuyor. Azerbaycan’ın kültürel değerlerine sahip çıktığını ve o değerlerini yaşatmak için kuşaktan kuşağa aktarmaya çalıştığını bu Novruz Bayram’ı sayesinde görmemiz ve anlamamız mümkündür.
Azerbaycan’ı sadece gelenekleriyle anlatmakta yeterli değildir. Çünkü Azerbaycan nüfusu genç, modernleşen bir toplumdur. Özellikle gençler teknoloji, sosyal medya ve dünya gelişmeleri ile tamamen iç içedir. Dolayısıyla bir tarafta yaşlı nüfus gelenekleri koruyor ve onları genç nesillere aktarıyor, gençler teknoloji ve sosyal medya ile iç içe yaşarken aynı zamanda ülkelerinin kültürüne ve değerlerine sahip çıkmaya devam ediyor. Benim kanaatimce Azerbaycan bu yolda çok iyi ilerliyor, bir yandan geçmişini korurken diğer yandan ülkesini geliştiriyor ve geleceğe yönelik adımlar atıyor. Kültürel mirasını koruyarak modern dünyaya ayak uyduran az sayıda ülkeden biri Azerbaycan'dır. Toplum olarak bu dengeyi başarıyla sürdürmekteyiz.
Bir insan kendi ülkesinin kültürünü yabancı bir ülkede daha iyi fark ediyor bence. Ben Türkiye’de yaşayan bir Azerbaycan vatandaşı olarak fark etmediğim bazı kültürlerimizi Türkiye’de daha iyi fark ettiğimi gözlemledim. Azerbaycan’da normal olarak kabul ettiğimiz bazı davranış ve adetlerimizin başka insanlar için farklı olduğunu ve onlara ilginç geldiğini gördüm.
Kullandığımız kelimeler, yemeklerimiz, çay kültürümüz ve bazı geleneklerimiz bize sıradan gelebilir ve bu normal bir durumdur. Ama başka bir ülkede yaşadığınız zaman anlıyorsunuz ki bunlar bizim kimliğimizin bir parçasıdır.
Bir ülkeyi tanımak sadece onun haritadaki konumunu bilmek değildir. Azerbaycan Cumhuriyeti’ni tanımak; oranın insanını, kültürünü, sofrasını, bayramlarını, geleneklerini ve değerlerini tanımaktır. Çünkü bir ülkenin kimliği o ülkenin vatandaşlarının günlük yaşamlarında yatar, aksi taktirde bir ülkeyi anlamamız mümkün değildir. Bir Azerbaycan vatandaşı olarak şunu söyleyebilirim, benim için Azerbaycan doğduğum ve büyüdüğüm bir yer değildir. Benim için Azerbaycan çocukluğumdan beri öğrendiğim gelenekler, ailemden gördüğüm değerler, konuştuğum dil, soframız ve hatıralarımdır.
Azerbaycan’ı tanımak, bir ülkenin sınırlarından ve coğrafyasından çok daha fazlasını keşfetmek anlamına gelir. Bunu başardığımız zaman o ülkenin köklü ruhunu da anlayabiliriz.
Khayal Mahmudov
Batman Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencisi






Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir