<div><strong>BOŞANMA HUKUKUNDA GÜÇ DENGESİ</strong></div> <div>Boşanma davalarında “<strong>dul kadının mağduriyeti</strong>” öne sürülerek hukuk, hep erkek aleyhine işletilmektedir.</div> <div>Olaylara sırf kadınlar açısından bakanlar, annelerine, kardeşlerine ve eşlerine karşı olan duygularıyla boşanma olaylarını değerlendirdiklerinden, bu konudaki düşünceleri doğru bir mecrada ilerleyememektedir.</div> <div>Oysa “<strong>her kadının annelerimiz gibi vefakar ve şefkatli</strong>” olmadığına dair “<strong>faili öz anne olan ve infial yaratan olaylar”</strong> günden güne sayısı artarak ortaya çıkmaktadır.</div> <div>Mevcut sistemde, boşanma sonucunda erkek tamamen çökerken, kadın bu işten zenginleşerek çıkmakta ve süresiz olarak nafaka adı altında erkekten "boşanma maaşı" almaktadır.</div> <div>Devlet, kendi kadrolu memuruna sağlamadığı güvenceleri, boşanan kadına “eski kocayı mağdur ederek” sağlamakla “<strong>Sosyal Devlet</strong>” rolünü oynamaktadır.</div> <div>"<strong>Kadının çalışmaması ve okutulmamasının</strong>" suçlusu kocası olmadığı halde, geçiminin eski kocaya yüklenmesi kabul edilebilir bir durum değildir.</div> <div>Ayrıca nafakanın “<strong>ülke ekonomisine ve istihdama olumsuz etkisi”</strong> de göz ardı edilmektedir. Nafaka alan kadın, bir taraftan “nafakası kesilmesin” diye evlenmediği gibi, iş imkanı olsa bile çalışmaktan kaçınmakta veya kaçak çalışmaktadır.</div> <div>Bu da kadın istihdam oranlarının düşük görünmesine yol açmaktadır.</div> <div>Erkek ise çalışma azmini, şevkini kaybetmekte ve “<strong>emeğini düşmanına yedirmeme</strong>” adına ve de “maaştan geriye kendisine zaten anlamlı bir gelir düşmeyeceği” için işsizliği benimseyebilmektedir.</div> <div>Asgari ücretli veya gündelik işlerde çalışanların nafakayı ödedikten sonra eline geçen paranın “<strong>işe gitmek için harcayacağı yol parasına</strong>” bile kafi gelmeyeceği düşünülmemektedir.</div> <div>Velayet, nafaka, mal paylaşımı, ortak konut ve sair imtiyazların boşanma davalarında kadına sağladığı güç, erkeğe eziyete dönüşmektedir.</div> <div>Bu durum kadına, <strong>‘evliliği, velayeti, nafakayı ve diğer maddi konuları’ </strong>şantaj aracı olarak sunmaktadır.</div> <div>Nafaka’nın Sosyal Devlet ilkesine atıfla savunulması kesinlikle anlamlı değildir.</div> <div>Zira Devlet’in sosyalliği, muhtaç kişilerin geçimini yine muhtaçlara yüklemekle sağlanamaz. Gerçekte “<strong>Sosyal Devlet</strong>” tüm muhtaçlara karşı olan görevlerini kamu kaynakları, kurumlar ve vakıflar eliyle yerine getirmelidir.</div> <div>Boşanma sonucunda erkek, tüm birikimini, yuvasını, evlatlarını kaybetmektedir.</div> <div>Nafakanın varlığı zaten zulüm iken, ödeme imkanı bulunmayan erkeğin bu yüzden hapsedilmesi, ahlaki, hukuki ve adaletli değildir.</div> <div>Sonu belli olmayan bu borç yüzünden erkeğin, hayatına yeni bir yön vermesi mümkün değildir.</div> <div>Kimse yarım maaşlı ve sorunları bitmeyen biriyle yuva kurmayı istemeyecektir.</div> <div>Evlilik dışı ilişkilerin, yalnız ve serbest hayat tarzının artmasında yani toplumun ifsadında bu adaletsiz hukuk düzeninin büyük payı vardır.</div> <div>Varlığını ve çocuklarını kaybettiği için erkekler, psikolojik bunalıma girebiliyor.</div> <div>Kadın açısından boşanmayı kolaylaştıran, hatta adeta ödüllendiren bu sistem yüzünden aileler dağılmakta ve özellikle çocuklar mağdur olmaktadır.</div> <div>Gücün, insanı azgınlaştırma, tetikleme potansiyeli vardır.</div> <div>Mağduriyet ve istismarları engellemek için mutlaka eşler arasında adil bir güç dengesi kurulmalıdır ve bu denge kimseye peşin bir imkan sağlamayacak şekilde düzenlenmelidir.</div> <div>Çünkü; "<strong>Kötü Hukuk Büyük Suçlar Doğurur</strong>"</div>