<div>Bir kurban bayramını daha gurbet coğrafyasının sessizliğinde yaşarken, zihnim çoktan kilometrelerce ötedeki o tanıdık topraklara, Batman’a doğru kanat çırpıyor. Bayramlaşma amacıyla gelecek telefonlar veya telefon ekranına düşecek tebrik mesajları, ta şimdiden uzaktan gelen akraba sesleri gurbetin o soğuk mesafesini bir anlığına ısıtsa da içinizde bir yerlerde hep o aynı fısıltı yankılanır: “Burada bayram var ama Batman’daki bayram başkaydı...”</div> <div>Evet; “ana gibi yar olmaz, memleket gibi diyar olmaz” sözünü en çok bayramlarda hissedersiniz.Batman dışında yaşamak, sılaya dair her şeyi hafızanın en mutena köşesinde saklamayı öğretir insana. Fakat bayramlar gelince, o saklanan hatıralar birer birer canlanır. Gözlerimi kapattığımda kendimi bayramın serin sabahında Diyarbakır Caddesi’nin o yılda sadece birkaç kez rastlanabilecek sakinliğinde buluyorum. Her zaman trafiğiyle, cıvıl cıvıl oluşuyla, iğne atsan yere düşmeyecek kalabalıklarıyla görmeye alışkın olduğumuz Diyarbakır Caddesi veya diğer adıyla Turgut Özal Bulvarı, mahalle aralarındaki yoğun bayramlaşma ve ziyaretler nedeniyle her zamankine göre daha sakin kalıyor.</div> <div>Bayram sabahı, o tatlı telaşın tam ortasında buluyor insan kendini! Batman’da bayramı yaşamak… Özlememek elde mi? Memleket sadece taş topraktan ibaret olduğu için mi böyle kıymetli? Memleket geçmiş demek, hafıza demek ve benlik demek. Memleket her zaman tanıdık, her zaman yakın bir şeyler demek. İşte Batman ve Batman bayramları beni kendimle, hafızamla buluşturuyor ve bu beni özlem hissi uyandırsa da mutlu ediyor.Burada da kurbanlar kesiliyor, kavurmalar yapılıyor, sofralar kuruluyor elbet. Ama eksik olan, o sofranın etrafındaki ruh. Batman’da bayram; sabahın ilk ışıklarıyla birlikte akın akın gidilen cami çıkışlarında, sadece akrabayla değil, yolda karşılaşılan her hemşehriyle kucaklaşmaktı. Küskünlerin barıştığı, büyüklerin ellerinden öpülüp hayır dualarının alındığı, çocukların ellerinde poşetlerle kapı kapı dolaştığı o saf neşeydi.Şimdi gurbette, modern sitelerin, birbirini tanımayan komşuların arasında bayramı yaşatmaya çalışırken, Batman’daki o mahalle kültürünün, o sarsılmaz aidiyet duygusunun kıymetini çok daha iyi anlıyor insan. Sadece Karşıyaka’nın, Çarşı’nın, Tılmerç’in, Çamlıtepe’nin ya da İluh’un sokakları değil; Raman Dağı’nın gölgesindeki o koca şehir, bayram günleri devasa bir aile evine dönüşürdü.</div> <div>Sahi, Batman’da bayramlar halen o hazzı, o hissi veriyor mu? Zaman, çoğu şeyib tadını kaçırsa da eminim ki bayramlar halen o tadı veriyordu Batman’da. O kadar yoğun değilse de bayram aroması vardır diye düşünüyorum. Gurbette bayram, sılayı kalbinde taşımaktır. Batman’dan uzakta geçen her bayram, oraya olan borcumuzu ve özlemimizi bir kat daha artırır. Bizler, ekmek davası ya da hayatın getirdiği farklı rüzgarlarla Batman’ın dışına savrulmuş olsak da kalbimizin pusulası her zaman doğduğu toprağı gösterir. Petrolün kokusuyla harmanlanmış, misafirperverliğin en güzel örneklerinin sergilendiği o güzel şehir, uzakta olsak da bizi biz yapan en güçlü bağdır.Bu bayram da içimizde biraz burukluk, gözlerimizde Batman semalarından kalma bir hasret var. Belki bu bayram da yine o kalabalık aile sofralarında yerimizi alamadık, belki sevdiklerimizin elini öpüp kokularını içimize çekemedik; ama biliyoruz ki Batman’da çarpan her yürek, uzaktaki evlatlarını da o bayram duasına dahil eder.Batman’ın o sıcak caddelerinde yürüyen, bayramı bayram gibi yaşayan, dostlarıyla kucaklaşan tüm hemşehrilerime gurbetten selam olsun. Bayramınız mübarek, neşeniz daim, mutluluğunuz baki olsun. En kısa zamanda, o hasret kaldığımız bayramlarda yeniden buluşmak ümidiyle...</div> <div>Mutlu bayramlar… </div>