Batman Barosu, yeni süreci masaya yatırdı

Batman Barosu, yeni süreci masaya yatırdı

Batman Barosu, Ortadoğu’daki değişimlerin Türkiye’ye etkilerini tartışmak üzere önemli bir panele ev sahipliği yaptı. Yeni Ortadoğu, Yeni Türkiye başlıklı panel, Batman Barosu Avukat Tahir Elçi Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

Panelde akademisyen-yazar Prof. Dr. Mümtazer Türköne ile Kültür ve Milli Eğitim Eski Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik konuştu. Panelin moderatörlüğü ise Batman Barosu Başkanı Av. Abdülhamit Çakan üstlendi. Türkiye’nin hem bölgesel hem iç politikadaki sorumluluk ve fırsatlarının tartışıldığı panele, kentteki siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar katıldı.

TÜRKÖNE’DEN ÇARPICI TESPİTLER

Prof. Dr. Mümtazer Türköne, panelde Türkiye’nin bölgesel süreçlerle doğrudan ilişkisinin önemine dikkat çekerken “Şimdi mesela Nusaybin sınır kapısı… Oradan bakarsanız Kuzeydoğu Suriye’nin (Rojava/El Cezire) Türkiye’ye ekonomik ve güvenlik anlamında entegre olacağı bir dönem başlıyor. Haseke’de yaşayan bir Kürdün güvenliği ile Edirne’de yaşayan bir Türk’ün güvenliği arasında fark kalmayacak. Ortadoğu’daki güç dengelerinin değişmesi Türkiye için fırsatlar yaratıyor. İsrail’in Gazze’deki operasyonu, İran’ın bölgedeki etkinliğini kaybetmesi… Tüm bu gelişmeler Türkiye’nin önünü açtı. Türkiye bu yola girdi ve bunun geri dönüşü yok. Bunu belirleyecek olan, iç politik aktörlerin iradesi değil, tarih ve gelişmelerin kendisidir. Bu süreç kader birliği yaratacak, Türkiye artık yüz yıl öncesinin statükosunda devam edemeyecek. Bu tür süreçlerin duygusal bir tarafı var. Herkesin kanayan yarası var. Umut ile umutsuzluk arasında gidip geliyoruz. Kuşku ile bakanlar, bu iş olmaz diyenler, daha önceki tecrübelere bakarak bu hükme varanlar var. Yeni bir çağ ve dönem başlıyor. 2015 süreci başarısız oldu. Bu sürecin de başına gelir deniyor. Hayır gelmez. Bu sürecin dinamikleri çok farklı. Türkiye bir yola girdi ve bu yolun geri dönüşü yok” dedi.

YA BU MESELEYİ ÇÖZERİZ YA DA BU MESELE BİZİ ÇÖZER

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Türkiye’nin iç barışını güçlendirmek gerektiğine dikkat çekerek “Sayın Bahçeli, iç cepheyi güçlendirmeliyiz, dedi. Ben bu cephe kelimesine karşıyım. Bizim ihtiyacımız, iç bünyemizi güçlendirmek. Türkiye’de 86 milyon insanın huzurunu, barışını ve güvenliğini sağlayacak bir yapı oluşturmak zorundayız. Geçmiş çözüm süreçleri ve bugünkü sürecin farkları var. Birinci çözüm sürecinin her milimetresindeydim. O dönem umut vardı ama hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Bugün ise süreç çok daha güçlü. MHP ve Genel Başkanı sürecin başlatıcısı konumunda. CHP destek veriyor. Asker, jandarma ve polis, sürece karşı değil. Bu, sürecin sonuçlanması için büyük bir avantajdır. Türkiye’deki oksijeni artırmalıyız. Hukuk devleti ve gerçek demokrasi olmazsa kimse rahat nefes alamaz. Ötekileştirmemek ve ötekine saygı göstermek olmazsa olmazımızdır. Bugüne kadar bu meseleye harcanan para 2 trilyon dolar. Bir PKK’lının cenazesi devlete maliyeti 40 milyon dolar. Hesap yapın… Ya bu meseleyi çözeriz ya bu mesele bizi çözer. Dış güçler diye bir şey var, ama bizim asli görevimiz, sağlam bir iç mekanizma oluşturmaktır. Sağlam bir bünyeye mikrop  giremez, girse de tahribat  yapamaz” dedi.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ