Batman’ın değeri Brako

Batman’ın değeri Brako

Aşk, acı ve sabır… Yoksulluğun, kimsesizliğin içinde filizlenen bir yaşam…

İzinsiz iktibas edilemez.


Yoksulluğun, kimsesizliğin içinde filizlenen bir yaşam… Bu hikâye, adı Abdulkerim olan “Brako”nun yürek burkan yaşam serüvenidir. Toplumun kenarında ama herkesin kalbinde özel bir yer edinen bu adamın hayatı, yokluk, sefalet ve kimsesizliğin günümüze yansımasıdır.

NE DELİ NE DİLENCİ

Brako; deli gibi sokaklarda yaşasa, dilenci gibi giyinse de ne deli ne de dilenciydi. Yaz kış yalınayak dolaşır, saçı sakalı birbirine karışmış olsa da gözleri buğulu ve yüreğinde yaşadığı acı gözbebeklerine yansırdı. 175 cm boyu, 90 kiloluk ağırlığı ve geniş omuzlarıyla yürürken adeta yaklaşan bir dağ gibi görünürdü. Başı dik, duruşu ise minnetsizdi; sokaklarda sanki hiçbir şeye boyun eğmemiş gibi yürürdü. Batman halkı kısa sürede onu benimsedi ve renklerine kattı.

YOKSULLUĞUN İÇİNDE BİR HAYAT

Abdulkerim, Kerem veya halk arasındaki ismiyle Brako, 1930 yılında Osman Suzan ve Medine Taner çiftinin ilk çocuğu olarak Batman’da dünyaya geldi. Brako’nun babası Osman Suzan, 1934 yılında Diyarbakır iline bağlı Silvan ilçesi yakınlarında bir kaza kurşunu sonucu vefat etti. Ardından annesi Medine, dört yaşındaki oğlu Abdulkerim (Brako) ve bir buçuk yaşındaki kızı Sıdıka ile birlikte büyük zorluklar içinde hayata tutundu. Kimsesizlik ve yoksulluk, çocuk yaşta Brako’nun yaşamına damgasını vurdu.

SOSYAL AYRIMCILIĞA KARŞI MÜCADELE

Medine, ağabeyi Ali’nin yanına, Fettah’ın (Ali Taner) bulunduğu Oymataş Köyü’ne yerleşti. Bir yıl sonra, 1935 yılında Giresira Köyü’nden Reşid-i Eme ile evlenerek çocuklarına sıcak bir yuva sağladı. Ancak yoksulluk ve köyde yaşanan sosyal sınıf farklılıkları, Brako’yu hep aşağılanmaya mahkûm etti.

GÜÇLÜ BEDEN, GÜÇLÜ RUH

Brako, güçlü ve dayanıklı bir çocuktu; oyunlarda ve fiziksel işlerde yaşıtlarının önündeydi. Delikanlılık döneminde, duruşuyla köyün kanaat önderleri tarafından her zaman sevildi. Yoksulluk ve kimsesizlik onunla birlikte anılsa da köyde, güçlü ve iş bitiren biri olarak tanındı. Bıyıkları yeni terlemeye başladığında aranan bir işçiydi. Çocukluktan gençliğe geçtiği yıllarda, yaşı büyüklerle çalışır ve işleri zamanından önce tamamlardı.

SONDAJDAN DEMİRYOLUNA UZANAN EMEK

Gençliğinde bedensel gücü sayesinde birçok zorlu işte çalıştı. 1940’lı yıllarda, TPAO’nun petrol sondaj kuleleri için bentonit yerine kullanılan killi toprağın hafriyat ve kazı işlerini yaptı. Aynı yıllarda, çalışmaları devam eden TCDD’ye ait Salat Demiryolu Köprüsü’nün yapımında ve ray döşeme işlerinde görev aldı. 1954 yılında yapımı tamamlanan Batman NATO Havaalanı’nda ise beton döküm işlerinde büyük emek verdi.

BİR KALBE SIĞAN AŞK

Gücüyle fark yaratırken, kalbine düşen aşk da hayatını değiştirdi. Sevdalandığı kadına kavuşamasa da bu sevda, Brako’yu güçlü tuttu; askerlik yıllarında bile ona umut oldu.

ASKERLİK VE SONRASI

Brako, 1950 yılında “Abdulkerim Suzan” adıyla vatani görevini yapmak üzere askere alındı. Brako askerdeyken, kız kardeşi Sıdıka, Giresira Köyü’nden Rızgo'nun oğlu Sıdık ile evlendi. Brako, 1954 yılında terhis oldu. Askerlik dönüşünde Batman ve çevresinde gündelik işlerde çalışarak hayatını idame ettirmeye devam etti. Para biriktirip başını koyabileceği küçük bir köy evi yaptı. Ancak sevdiği kadının başka biriyle evlenmesi, onu derinden yaraladı. Köyde giderek hırçınlaştı; yaşadığı acılar onu Batman’a sürükledi.

BATMAN’IN KURULUŞ YILLARINDA

Batman’ın kuruluş sürecine denk gelen bu zaman diliminde, Türkiye’nin her bölgesinden ve vilayetinden insanlar iş bulma vaadiyle Batman’a akın ediyordu. Batman, o yıllarda adeta Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi, karma bir yapıya bürünmüştü. Gelen insanlar, kültürlerini, inançlarını, gelenek ve göreneklerini beraberinde getirmişlerdi.

TARİKATTEN SOKAKLARA

Brako, önce Şırnak - Cizre’de bir tarikata katıldı; ancak kısa bir süre sonra tarikat evini terk ederek Batman’a dönüp şehrin sokaklarında yaşamaya başladı.

KİMSEYE YÜK OLMADAN YAŞAMAK

Batman’da başta deli olarak görülen Brako, kimseye zarar vermeyen, kimseye yük olmayan bir figür oldu. Yalınayak, yırtık giysiler içinde dolaşır; sakinliği ve onuruyla insanları şaşırtırdı. Gözlerini çoğu zaman dünyaya kapatan, kendi iç dünyasında yaşayan bir ruh gezgini gibiydi.

BRAKO’NUN GÜNLÜK RUTİNLERİ

Batman’a geldiğinde hayattan kopmuş, tutunacak tek bir dalı kalmamıştı. Hem bedensel hem de ruhsal bir çöküntü yaşıyordu. Batman Devlet Demir Yolları'nın peron alt geçidini dinlenmek için bir mekân, Birinci ve İkinci Caddeleri ise volta atacağı yürüyüş alanları olarak kullanırdı. Acıktığında, Ofis Caddesi’nde bulunan Seyid Şirin Tanık ve Nadir Kubba’nın ya da Bankalar Caddesi’nde bulunan Abid Dilekçi’nin fırınına uğrar, yarım somun ekmeğini alırdı. Bazen aldığı ekmeğin parasını öder, bazen de aldığı ekmekle birlikte bir miktar para alarak oradan ayrılırdı. Onu bazen de Çankaya Pasajı’nın çıkışında, oturmuş kibrit yakmaya çalışırken görebilirdiniz.

ALLAH’A YAZILAN MEKTUPLAR

Gün içinde cebinden eksik etmediği kâğıt ve kalemini çıkarır, beyaz bir sayfayı bizim için anlamsız ama onun için bir dünya bilgi ifade eden karalama ve işaretlerle doldururdu. Ardından bunları bir bakkaldan aldığı mektup zarfına koyar, İş Bankası’ndaki en yakın gişe memuruna mühürlettikten sonra Batman İlçe Postanesi’nin yolunu tutardı. Postanedeki görevlinin, “Brako, mektubu kime yollayacaksın?” sorusuna ise hep aynı cevabı verirdi: “Allah’a yolluyorum.”

KİBRİTLE GELEN TESELLİ

Brako’nun günlük, defalarca tekrarladığı alışkanlıklarından biri de kibritlerle geçirdiği uzun zamanlardı. Kimseden para ya da yiyecek kabul etmezdi; ancak bazen kibrit isterdi. Sigara içerdi; fakat sigarasını yakmak için genellikle 5-6 kibrit çöpünü arka arkaya tutuştururdu. Kibrit çöpleri onun dert ortağı, tek eğlencesiydi.

EFSANELERLE ANILAN HAYAT

Batman halkı arasında Brako’yla ilgili birçok efsane anlatılageldi. Bu söylentileri doğrulayacak ya da çürütecek herhangi bir tanık veya somut delil bulunmamaktadır. Bu nedenle kim neye inanmak isterse özgürdür. Kimileri onu gizli bir veli olarak görürken, kimileri ise yalnızca sokakta yaşayan sıradan bir divane olarak değerlendirdi.

SESSİZ VEDASI

1989 yılının Ocak ayının soğuk bir günü, uzun süren yoksulluk, yokluk ve yetersiz beslenme Brako’nun bedenini iyice zayıf düşürmüştü. Birinci Cadde’nin yaya kaldırımlarından birinde, omzuna ceketini almış, göz kapakları ağırlaşmış bir hâlde bir duvara yaslandı. Aniden yere yığılmıştı. O sırada orada bulunanlardan biri, fotoğrafçı Kemal Tapan’a haber verdi. Kemal Tapan ve birkaç esnaf hemen yardıma koştu. Brako gibi yapılı bir adamın böyle fenalaşması, durumun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyordu.

HASTANEYE ULAŞAMAYAN UMUT

Muayene sonrası Dr. Kadir Sungur, Brako’nun birçok organının iflas ettiğini ve acilen hastaneye yatırılması gerektiğini belirtti. Bunun üzerine hemen SSK Hastanesi’ne gidildi. Kemal Tapan, hastane başhekimine durumu anlatarak masrafların, üyesi bulunduğu bir yardım derneği tarafından karşılanacağını söyledi. Ancak başhekim, hastanenin tamamen dolu olduğunu, ancak iki gün sonra, yani pazartesi günü bazı hastaların taburcu edilmesiyle yatış yapılabileceğini ifade etti.

Ağır zatürre teşhisi konan Brako, pazartesi gününü beklemek üzere kız kardeşi Sıdıka’nın evine götürüldü. Ancak hastaneye yatırılması beklenen pazartesi gününü göremeden, pazar günü hayatını kaybetti.

TÜRBEYE DÖNÜŞEN MEZAR

Brako’nun mezarı, halkın ilgisiyle zamanla bir türbeye dönüştü. Ziyaretçileri hiç eksik olmadı; dilek tutanlar, adak adayanlar, hastalığına şifa arayanlar ve çocuk sahibi olmak için dua edenlerin sayısı giderek arttı. Öyle ki, şifa bulmak umuduyla mezarından avuç avuç toprak alındı; neredeyse mezar tahrip olma noktasına geldi.

EFSANEDEN HEYKELE

Zamanla Brako ile ilgili halk arasında anlatılanlar, “Kel ölür, sırma saçlı; kör ölür, badem gözlü” atasözünü doğrularcasına efsaneye dönüştü. 1990’lı yılların başlarında, Batman Belediyesi yetkilileri Sanat Sokağı’nın başına Brako’nun heykelini dikti. Günümüzde Brako’nun ismi, çayhanelere, kahvehanelere ve iş yerlerine verilen adlarla yaşatılıyor; halkın belleğinde ise hâlâ özel bir yer edinmeye devam ediyor.


Hazırlayan: Ekrem Günaydın 

 

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Mehmet
Mehmet 1 yıl önce
Çok etkilendim gerçekten ne hayatlar var Allah rahmet eylesin. Emeğinize sağlık Ekrem bey
Fırat
Fırat 1 yıl önce
Batmanımızın boyle değerli kişileri yazmanız bizi mutlu etti emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık ????????????‍♂️