Bu süreç Türkiye’de yaşayan halklar temelinde çoğulcu bir demokratik yapıyı, uluslararası temelde insan hakları ve özgürlükleri içine alan geniş kapsamlı bir yapıyı birlikte değerlendirmeği zorunlu kılmaktadır. Bir yönü ile sorun ülkenin demokratik yapısı, yönetim şekli ve demokrasinin toplumda tabana yayılması, demokratik bir yönetimin ülkeye hakim olması ile de yakından ilgilidir. Sorunun çözümünde bu kriterler önemli birer faktör olarak ortada durmaktadır.
Bir sorunun çözümü öncelikli olarak sorunun varlığını kabul etmeyi ve bu konuda toplumsal mutabakata bağlı bir çözüm iradesini de ortaya koymayı zorunlu kılar. Sorunun çözümündeki toplumsal mutabakatın gerekliliği; sorunun çözümünde ülkede yürürlükte bulunan anayasada mevcut engelleri, bu engellerin aşılmasında yol ve yöntemleri de iyi değerlendirmeyi gerektirir.
Öncelikle Kalıcı ve sorunu çözmeye yönelik iradenin samimi açık bir şekilde ortaya konması ve bu konuda kamuoyunun desteğinin inandırıcı bir şekilde ortaya çıkması gereklidir. Bu iradenin ortaya konması ile birlikte, sürecin şeffaf ve toplumun gözü önünde yürümesi de önemli bir konudur. Sorunun çözümünde “ bu bir devlet projesidir, mutlaka olumlu bir şekilde sonuçlanmalıdır herkes buna göre katkı sunmalıdır.” Anlayışı gerçekçi olmadığı gibi, çözümü güçlendirici bir yaklaşımda değildir. Kamuoyu sorunun ana temellerini ve çözüm ile ilgili yasal süreci, bu sürecin nasıl şekilleneceği konusunda açık bir şekilde bilgi sahibi olmalıdır. Ancak bu yöntemle kamuoyu desteğin sağlanması ve toplumsal mutabakatın oluşması sağlanabilir.
Bu anlayışla hareket edilmemesi; ”Bu bir devlet projesidir, en iyi sorunu çözmeye çalışan Devlet kurumları bunu bilir.” anlayışı ile sorunun çözülmeye çalışılması ve bu algı ile soruna yaklaşılması geçmişte olduğu gibi, sorunu çözümsüzlüğe ve belki de ciddi başka sorunlara yol açar. Her şeyden önce sorunun çözümüne yönelik irade açık, net ve kalıcı çözüm ile ilgili çalışmaları ve yapılacakların yasal temelde ortaya konulması bir zorunluluk gibi ortada durmaktadır. İlk planda sorunun adının doğru konması ve sorunun çözümünde; aşılması gereken anayasal engeller, sorunun uluslararası hukuk kapsamında, düzenleyici işlemlerin kamuoyuna açık ve net bir şekilde anlatılması ve açıklanması gereklidir.
Sorunun çözümü ve çözümün sağlanması için yasal ve anayasal temellerinin bilinmesi ve bu yönde aşılması gereken eşiklerin nasıl aşılacağının kamuoyunun bilgisine sunulması gereklidir. Öncelikle sorunun çözümünde öne çıkan can yakıcı yönleri nelerdir? Bunların belirlenip kamuoyuna sunulması gerekir. Biz e göre öncelikli olarak ortaya konması ve çözülmesi gereken sorunlar;
- Kimlik sorunu; Kürt kimliğinin açık ve net bir şekilde tanımlanarak anayasada yer alan vatandaşlık tarifi ile ilgili sorunun uluslararası hukuk ve toplumsal mutabakat çerçevesinde çözüme kavuşturulması,
- Anadil sorunu, Anayasamızda Türkiye’nin resmi dilinin Türkçe olduğu yazılıdır. Kürtlerin anadili olan Kürtçe’nin kullanımı konusunda sorunun giderilmesine yönelik uluslararası hukuk ve anayasal temelde çözümü için yapılması gereken yasal düzenlemelerin yapılması ve bu konuda mevcut engellerin Demokratik Hukuk Devleti ilkeleri çerçevesinde nasıl aşılacağının belirlenmesi, çalışmaların nasıl olacağı?
- Kültürel haklar konusunda ulusal ve ulusalüstü belgelerdeki düzenlemelerle uyumlu bir düzenleme konusunda yapılabilecekler.
- Türkiye genelini kapsayacak düzeyde yerel yönetimlerin, demokratik bir yapıya kavuşturulması önündeki engellerin kaldırılması çalışmalarının nasıl yapılacağı?
Sorunun çözümünde ilk akla gelen ve bu sorunlar çözülmeden bir çözüm sürecinin gerçekçi olmayacağı, sonuç alıcı bir yere varamayacağı açık bulunmaktadır.
Sorunun çözümü yönünde ve bugüne kadar yapılan çalışmalarda; açık bir şeffaflığın bulunduğunu belirtmek, kamuoyunun yeterli bilgi sahibi olduğunu söylemek aşırı iyimserlik olur.
Bunun yanında bugüne kadar gelinen aşamada, Kamuoyunun desteğinin hangi düzeyde olduğu, sivil toplum kuruluşları ile diğer kuruluşlarının ortaya koydukları pratikler konusunda kamuoyu yeterli bir bilgi sahibi değildir. Bu konuda sağlanacak destek sürecin başarıya ulaşmasında önemli bir faktör olacaktır.
Geçmişte ortaya konulan pratik açısından, toplumun önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan, Türkiye Barolar Birliğinin yaklaşımı ve çözüm önerileri, sorunun çözümünde önemli bir referans olabilir. 1997 yılından beri Türkiye Barolar birliği; 1997 yılınsa Batman ilinde bir Yönetim Kurulu toplantısı yaparak, sorun ile ilgili düşüncelerini kamuoyuna açıklamıştır. Devamında 2001 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ile ilgili olarak “ TBB 2001 yılı anayasa taslağı önerisi ile konuya ilişkin çözüm önerilerini kamuoyuna sunmuştur. Örneğin bu anayasa taslağı önerisinde, başta vatandaşlık tanımı, kültürel haklar ve yerel yönetimler ile kültürel haklar konusunda, uluslararası hukuk temelinde önemli çözüm önerileri sunulmuştur. Ancak belirttiğimiz 1997 ve sonraki süreç içerisinde, Türkiye’ de sorunun çözümüne yönelik bir başka sivil toplum kuruluşundan böylesi kapsamlı bir çözüm önerisi kamuoyunun bilgisine ulaşmamıştır.
Sorun bir yönü ile Türkiye’ de mevcut demokratikleşme süreci ile de ilgili bulunmaktadır. Türkiye’ de bugün ne kadar kaçılsa da açık bir şekilde, Hukukun Üstünlüğü ve Demokratik Hukuk Devleti sorunu Yaşanmaktadır. Kürt sorununun demokratik hukuk Devleti kapsamında sivil toplum ile birlikte çözüme kavuşturulması, sivil toplumun bu konuda katkısının sağlanması, çözüm konusunda süreci sahiplenen toplum kesimlerini ve sürecin başarısınıda güçlendirecektir.