Oduncu “İktidar her seferinde düzenleme, uyum, verimlilik gibi teknik kavramların arkasına saklanarak, demokratik mekanizmaları budayan, yerelin iradesini yok sayan, halkın söz hakkını elinden alan adımlar atıyor. Vakıflar Kanunu adı altında önümüze getirilen metin de, bu zincirin yeni halkasıdır. Teklifin en kritik maddesi, birçok kültür varlığının mülkiyetini, belediyelerin ve diğer yerel idarelerin elinden alarak mazbut vakıflara, yani merkezi yönetimin kontrolündeki yapılara devretmeyi öngörmektedir. Bu, yerel yönetimlerin yıllardır koruduğu, bakımını üstlendiği, halkın alın teriyle restore ettiği tarihî mirasın artık tek bir merkeze, tek bir otoriteye bağlanması demektir. Bu, kültürel mirasın yerelden alınarak sarayın denetimine devredilmesi anlamına gelir. Kültür varlıkların asıl sahipleri halktır. Ancak bu teklifle birlikte, yerel yönetimlerin elinden birer birer yetkiler alınıyor, yerelin sesi kısılıyor. Tarihi bir cami, bir kervansaray ya da bir han artık belediyenin, halkın değil, merkezi idarenin, yani sarayın uhdesine bırakılacak. Bizler bu anlayışı, Hasankeyf’ten çok iyi tanıyoruz. 12 bin yıllık bir hafızayı, insanlığın ortak mirasını sulara gömdüler. Ermeni, Rum, Asuri-Süryani halklarına ait vakıf mallarının gasp edilmesi meselesi hâlâ çözülmemiştir” dedi.