Dijital dünyanın hızla büyüdüğü günümüzde çocuklar, küçük yaşlarda ekranla tanışıyor. Aileler günlük hayatın içinden eğlenceli anları paylaşırken, farkında olmadan çocukların mahrem alanlarını geniş kitlelerin erişimine açabiliyor. Ev ortamından oyun parklarına uzanan özel anların sosyal medyada yer bulması, çocukların dijital görünürlüğünü artırarak yeni riskler doğuruyor.
Uzmanlara göre, bu masum görünen paylaşımlar, ilerleyen yıllarda çocukların kimliğini, kişisel gelişimini ve sosyal ilişkilerini etkileyebilecek kalıcı “dijital izler” bırakıyor.
"PAYLAŞILAN GÖRSELLER İLERİDE İSTİSMAR AMAÇLI KULLANILABİLİR"
Büyükaslan şöyle konuştu:
Ebeveynler medya okuryazarlığı konusunda yeterince bilinçli olmadığında, paylaşılan içeriklerin çocuğu gelecekte nasıl etkileyeceğini öngöremez. Çocukların bugün dijital içeriklerin parçası haline getirilmesi, yarın dünyalarıyla bağ kurmalarını zorlaştırabilir.
Mahrem görüntülerin ileride çocukların karşısına farklı şekillerde çıkabileceğini belirten Büyükaslan, bazı ailelerin farkında olmadan ebeveyn-çocuk ilişkisini zedeleyecek paylaşımlar yaptığını vurguladı.
"DİJİTALLEŞME BİLİNCİ, ÇOCUKLARA DA AKTARILMALI"
Çocuklar geleceğimizin teminatıysa, onları dijital bağımlılık, siber zorbalık gibi tehlikelerden korumalıyız. Sosyal medya tamamen yasaklanmamalı ancak bilinçli kullanım şart. Aksi takdirde çocuklar başıboş bırakılır ve bu da geleceğimizi riske atar.