Batman’da son dönemde meydana gelen ve toplumun vicdanını derinden yaralayan cinayetleri anlamak için yalnızca bireysel öfke patlamalarına bakmak yetersiz kalıyor. Görünürde birbirinden bağımsız gibi duran bu olaylar, aslında aynı sosyolojik, psikolojik ve ekonomik fay hatlarının ürünü. Maddi gerekçeler çoğu zaman buzdağının sadece görünen kısmıdır. Bir insanın, “eşref-i mahlûk” olarak yaratılan bir cana kıyma eylemini yalnızca para, öfke ya da anlık bir duyguyla açıklamak mümkün değildir.
Zırhın Delindiği Yer: Sosyal Medya ve Değer Erozyonu
Bugünün gençlerine bakarken yaklaşık otuz yıl öncesine uzanmak gerekiyor. 2000’li yıllardan önce sosyal ilişkiler güçlüydü, aile bağları sağlamdı ve gençler toplumun değerleriyle örülü koruyucu bir zırhın içinde büyüyordu. Mahalle, komşuluk, aile büyükleri ve inanç sistemi; bireyin davranışlarını şekillendiren temel unsurlardı.
Fakat bugün bu zırh delinmiş durumda. Bireyselleşme, ekran bağımlılığı, sosyal medya, özenti kültürü ve hız çağının dayattığı sahte başarı hikâyeleri gençleri hem zihnen hem de manen savunmasız bırakıyor.
Zygmunt Bauman’ın tespiti bu gerçeği özetler niteliktedir:
“Modern insan, sağlam bağlardan koparak sürekli kaygan bir zeminde yaşamaya mahkûm edilmiştir.”
Kısa Yoldan Zenginleşme Arzusu ve Hayali Başarı Kültürü
Günümüz gençliği sosyal medyada anlık parlatılan başarı öykülerinin peşinde koşuyor. Kolay yoldan zengin olmak, kısa sürede güç elde etmek, görünür olmak, beğeni toplamak… Bu kavramlar genç zihinleri esir almış durumda.
Bu hıza yenik düşen gençlerde tatminsizlik büyüyor, gerçeklik ile sanal dünya arasındaki uçurum derinleşiyor. Psikolog Philip Zimbardo bu durumu şu sözlerle açıklar:
“Sanal dünya gençlere gerçeklikle uyuşmayan bir güç, hız ve tatmin yanılsaması sunar.”
Ailede Erozyon ve Ebeveyn Otoritesinin Zayıflaması
Aile, bireyin ilk öğretmenidir. Ancak teknoloji çağında ebeveynlerin çocuk üzerindeki etkisi giderek zayıflamıştır. Aynı evin içinde yaşasalar bile ebeveyn ile çocuk arasına ekranlar, algoritmalar ve sanal kimlikler girmiştir.
Artık gençler beden olarak yanımızda, fakat ruhen ve zihnen sosyal medyanın yetiştirdiği bir dünyanın içindeler. Böyle bir ortamda öfke kontrolü zayıflar, değerler erozyona uğrar ve tahammülsüzlük artar.
Sonuç; asi, köksüz ve duygusal olarak savunmasız gençler… Ve çaresiz, tedirgin ebeveynler.
Çözüm: Yırtılan Zırhı Yeniden Örmek
Toplumsal şiddet dalgasının durması için cesur ve çok yönlü adımlar atılması kaçınılmazdır:
• Manevi ve ahlaki doyumu önceleyen bir eğitim anlayışı güçlendirilmelidir.
• Sosyal medya içeriklerine yönelik kararlı ve etkin düzenlemeler yapılmalıdır.
• Gençlerin yüz yüze sosyalleşebileceği güvenli kültür ve sanat alanları artırılmalıdır.
• Evlilik öncesi ebeveynlik, kriz yönetimi ve değerler eğitimi zorunlu hâle getirilmelidir.
Bu adımlar, toplumun geleceğini koruyacak yeni bir manevi zırhın örülmesi açısından hayati önem taşır.
Son Söz
Bugünün gençliği hayatın zehirli oklarına karşı savunmasız bırakılmıştır. Zırh zayıf, post deliktir. Eğer gerekli adımları ertelersek yalnızca bugünü değil geleceği de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağız.
Bu topraklarda bir zamanlar değerlerin koruyucu zırhıyla büyüyen bir nesil vardı. O zırhı yeniden örmek, bugün hepimizin ortak sorumluluğudur.
Fatih ARSLAN 6 ay önce