<div>Mevsim normallerinin üstünde süren hava şartları ile ilimizin ve ülkemizin sorunları ile sizi yormak istemiyorum. </div> <div>Deveye boynun eğri, demişler; nerem doğru ki, demiş…</div> <div>Bizimkide o mesele o kadar sorun var ki, kafa yormamak için son günlerde internette dolaşıp, ilginç ve ders alınacak hikayeleri okuyorum.</div> <div>Size de tavsiyem son günlerde ana haber bültenlerini izlemeyin.</div> <div>Gazete okumayın.</div> <div>Ülkenin ve ilinizin sorunları ile ilgilenmeyin kafa yormayın.</div> <div>Bırakın olacağına varır zaten.</div> <div>Çünkü, bu ilde sizi dinleyen yok.</div> <div>Çünkü, bu kentte tek akıl var, tek çözüm var.</div> <div>Bu hafta sizler için seçtiğim iki ders alınacak hikayeyi okuyun…</div> <div>***</div> <div>BİR LİRALIK KAHVE</div> <div>13-14 yaşlarındaki bir delikanlı sokakta bir cüzdan bulur ve hemen karakola götürür.</div> <div>İçine dahi bakmadan verir cüzdanı. Karakoldaki komiser cüzdanın içini açar ki cüzdan şehrin en zenginlerinden birine ait.</div> <div>Hemen adamı arar, cüzdanı alması için çağırır.</div> <div>Adam cüzdanı almak için gelir, ama içeriye böyle hiddetle girer ve çocuğa bağırır.</div> <div>“Bütün parayı bu almış! Paranın hepsi bu değil, soyup soğana çevirin şunun üzerinde ne varsa alın!.”</div> <div>Çocuk der ki;</div> <div>“Amca, ben hiçbir şey almadım, cüzdanı olduğu gibi getirdim.”</div> <div>Adam çocuğun üzerini silkeler, cebinde bir lira çıkarır. Bir lirayı alır üzerinden.</div> <div>Çocuk der ki;</div> <div>“Amca o benim simit param, alma paramı!...”</div> <div>Adam çocuğu dinlemez.</div> <div>Komiser adama der ki; “Tamam ikiniz de gidin. Olayı araştıracağız. Sizi tekrar ararız.”</div> <div>İkisi de karakoldan ayrılır. Çocuk ağlayarak çıkar karakoldan. Okula gider, bir azar da okul müdüründen işitir, geç kaldığı için.</div> <div>Okul bitince döner. Dönerken vakit ikindi. Bir cenaze görür.</div> <div>Cenazede komiser çocuğu görünce “Buraya gel, der. Çoçuk komisere yaklaşır.</div> <div>“Bu cenaze kimin biliyormusun?</div> <div>Kimin der çocuk?</div> <div>“Sabah bir liranı alan adam var ya, cüzdanını bulduğun adam. Onun cenazesi.”</div> <div>Çocuk şaşırır, ama adamın neden vefat ettiğini anlamaz.</div> <div> Tam oradan uzaklaşırken iki kişinin konuşması gelir kulağına;</div> <div>Biri arkadaşına aynen bunları söyler;</div> <div>“Bu kadar zenginlik, bu kadar varlık… Koskoca dünyada boğulmaz da insan bir liralık kahveyi içerken mi boğulur ölür?”</div> <div>Çocuk cebinden alınan bir lirayı hatırlar.</div> <div>Yoluna devam eder.</div> <div>Yürürken mırıldanır;</div> <div>Hak sillesinin sedası yoktur.</div> <div>Bir vurdu mu devası yoktur…</div> <div> </div> <div>***</div> <div> </div> <div>Mahkûmların aklı…</div> <div>Mahkûmların kendilerine eziyet edip rüşvet alan gardiyandan kurtulabilmek için yazmadıkları şikayet mektubu, başvurmadıkları makam kalmamıştı.</div> <div>Ama sonuç elde var sıfır.</div> <div>Kimse onları dikkate almamıştı.</div> <div>Bir gün hapishaneye müfettiş gelir.</div> <div>Tabii mahkûmlarla da görüşerek onları dinler.</div> <div>Konu hayli usandıkları gardiyana gelince hepsi bir ağızdan gardiyan hakkında; ”Allah ondan razı olsun. Çok hoşgörülü. Dışarıdan her istediğimizi getirebiliyoruz. Bize yasak uygulamıyor. Sağ olsun; arada sırada dışarı kaçamak yapabiliyoruz. Onun hakkını ödeyemeyiz, çok iyi bir insan” diyorlar.</div> <div>Sonuç malum: Müfettiş durumu raporuna geçiriyor ve gardiyana hem disiplin hem sürgün cezası veriliyor.</div>