<div>Sevgili okurlarım,</div> <div>Bugün sizlerle sıcak havada sıcak bir sohbet etmek istedim.</div> <div>Son zamanlarda yapılan zamlar, hayat pahallığı ve işsizlik herkes gibi beni de derinden üzüyor.</div> <div>Batman'da sıcak havanın hüküm sürdüğü günlerde insanlar ne yapar bilmiyorum.</div> <div><strong>Batman'da mesire alanı maalesef yok.</strong></div> <div>Sason mereto dağı hariç Batmanda serin yer bile yok.</div> <div>İnsanlarımız dışarı bile çıkmamaya özen gösteriyor.</div> <div><strong>Bende herkes gibi dışarı çıkmadan evde ve işyerinde sosyal medyaya takılıp klimanın önünde zaman geçiriyorum.</strong></div> <div>Siz değerli okuyucularımıza bugün güzel bir hikaye paylaşacağım.</div> <div>Umarım beğenirsiniz.</div> <div>***</div> <div><strong>DÜNYAYI İYİLİK KURTARACAK</strong></div> <div>Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım.</div> <div>Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş.</div> <div>Tertemiz giyinmiş ancak kıyafetleri eski.</div> <div>Ayakkabıları kösele, eski ve yazlık.</div> <div>Anladım ki; Güngörmüş bir adam...</div> <div>Çocuk iki de bir <strong>‘’Hadi baba, acıktım gelmedi mi sıra daha’’ </strong>diye söyleniyor...</div> <div>Sonunda sıra onlara geldi. Adam bir simit istedi. Çocuk itiraz etti:<strong> ‘’Baba, ben tahinliden de istiyorum’’</strong> diye. Babası "sus!" der gibi sessizce kaşlarını kaldırdı, ‘’Olmaz!’’ demek istedi.</div> <div>Bozuk birkaç adet parayı uzatırken paranın birtanesi yere düştü, tezgahın altına gitti.</div> <div>Adam diz çöküp almaya çalışırken,</div> <div>Simitçi:<strong> ‘’Boşver be abi, önemli değil!" </strong>diye söyledi.</div> <div>Baba kısık sesle: - ‘’<strong>Abi başka paramız yok, eksik kaldı. Hakkını helal et!’’</strong> deyince,</div> <div>simitçi: -<strong>"Oturun sehpaya biraz; sıcak çıkınca ben getireceğim’’</strong> dedi.</div> <div>Adam eksik para verme mahçubiyeti ile en köşeye oturdu.</div> <div>Ben de bu arada simidimi alarak yan masalarına oturdum.</div> <div><strong>Çay söyledim, zeytin de koydular yanına.</strong></div> <div>Bu arada izliyorum. Simitçi kızacak mı, sevecek mi diye.</div> <div>Neyse, geldi bizim simitçi içerden masaya doğru.</div> <div>İki tabak yapmış, ama çok özel. Tabakların içine her şeyden koymuş sanki.</div> <div>Çocuğun istediği tahinliden, simit, börek, bu arada tatlılardan da unutmamış; silme iki tabak doldurmuş. Üç de çay geldi, simitçi de tabureye oturdu.</div> <div>Ben pür dikkat onları izliyorum. Kendi kendime, <strong>"adam kaç yıllık esnaf anlamış tabi.</strong></div> <div><strong>Kim dilenci, kim aç kalmış, biliyor ve yanılmıyor" </strong>diye içimden geçirdim.</div> <div>Başladılar sohbete, bu arada tekrar tekrar çay içtiler. Sonra baktım; simitçi, biraz kağıt para çıkardı; adamın gömlek cebine koyuverdi.</div> <div><strong>-"Yarın gel işine başla!" </strong>dedi. Kısmete bak dedim.</div> <div>Adam parayı düşürdü diye üzüldüğü tezgah, şimdi ekmek parası kazanacağı dükkan oldu.</div> <div>Neyse onlar kalkıp gidince, meraktan öleceğim sanki. Hemen yanaştım simitçiye:</div> <div>-"Patron! Seni tebrik ederim" dedim. Hiç rencide etmeden babası ile küçük kızın karnını doyurdun.</div> <div>Kimseye göstermeden de cebine üç-beş para koydun. Allah Razı olsun, sayınızı çoğaltsın, ne iyi adamsın!’’ dedim.</div> <div><strong>"Sağol!"</strong> dedi simitçi. Ona söylemedim; ama o benim ilkokul arkadaşım.</div> <div>Ben onu tanıdım; ama o beni tanımadı. Yarın gelince söyleyeceğim kendisine bunu.</div> <div>Şimdi utanır ve üzülür de işe gelmez diye söylemedim. Biz ortaokulda devlet okuluna giderken, babası onu özel kolejde okutuyordu. Çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Hepimiz ona imrenerek bakardık.</div> <div><strong>Ne oldu kim bilir? </strong>Ne olduğun değil, ne olacağın önemli! Yeter ki içindeki insanlık yaşasın,</div> <div>farkında olanlara ne mutlu...</div> <div> </div>