Basın açıklamasında, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler anılırken, yaşanan yıkımın bir kader ya da kaçınılmaz doğal afet olmadığı, sistematik ihmal, rant politikaları ve denetimsizlik sonucu meydana gelen bir cinayet olduğu vurgulandı.
“NE KADER NE FITRAT”
Açıklamada, depremlerde on binlerce insanın hayatını kaybettiği, yüz binlerce kişinin yaralandığı ve milyonlarca yurttaşın yaşamının köklü biçimde değiştiği hatırlatıldı. Yıkımın gerçek boyutlarının hâlâ şeffaf şekilde açıklanmadığı belirtilerek, felaketin bilim dışı kentleşme politikaları, imar afları ve denetimsiz yapılaşmanın sonucu olduğu ifade edildi.
“Deprem Gerçeği Biliniyor, İhmal Sürdürülüyor”
Türkiye’de birçok kentin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunun yıllardır bilindiği belirtilen açıklamada; buna rağmen bilimsel şehircilik anlayışının terk edildiği, güvenli yerleşim alanlarının oluşturulmadığı ve betonlaşmanın tercih edildiği kaydedildi. Her büyük depremden sonra sorumluların korunarak “kader” ve “fıtrat” söylemleriyle gerçeklerin örtbas edildiği dile getirildi.
BARINMA KRİZİ VE KONTEYNER TEPKİSİ
Deprem bölgesinde barınma sorununun hâlâ çözülemediğine dikkat çekilen açıklamada, binlerce insanın geçici denilerek kurulan ancak kalıcı hale gelen konteynerlerde, sağlıksız ve insan onuruna aykırı koşullarda yaşamaya zorlandığı belirtildi. Konteyner kentlerin bir barınma çözümü olmaktan çıkarak yoksulluğun ve dışlanmışlığın mekânlarına dönüştüğü vurgulandı.
Toplumsal Yıkım Derinleşiyor
Depremlerin yalnızca binaları değil, toplumsal yaşamı da yıktığı belirtilen açıklamada; göç eden yüz binlerce insanın işsizlik ve yoksullukla karşı karşıya kaldığı, çocukların eğitimden koptuğu, kadınlar ve yaşlıların daha derin bir güvencesizlik yaşadığı ifade edildi. Psikososyal destek mekanizmalarının ise yetersiz kaldığına dikkat çekildi.
YARGI SÜREÇLERİNE ELEŞTİRİ
Deprem sonrası yürütülen yargı süreçlerinin adaleti sağlamaktan uzak olduğu savunulan açıklamada, imar kararlarını alanlar ve denetim mekanizmalarını işlemez hale getirenlerin yargı süreçlerinin dışında tutulduğu, buna karşın mühendis ve mimarların orantısız biçimde sorumlu ilan edildiği belirtildi. “Teknik emek bu felaketin günah keçisi değildir” denildi.
“BU BİR ANMA DEĞİL, HESAP SORMA ÇAĞRISIDIR”
Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan çağrıda; deprem bölgesinde kalıcı ve güvenli konutların hayata geçirilmesi, konteyner yaşamının sonlandırılması, imar aflarının kaldırılması, yapı denetiminin kamusal bir sorumluluk haline getirilmesi ve gerçek sorumluların hesap vermesi istendi.
Açıklama, “6 Şubat’ta yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Ancak anmak yetmez. Bu bir anma değil, hesap sorma çağrısıdır. Unutmadık, unutturmayacağız” ifadeleriyle sona erdi.
Basın açıklamasına, Hatay depremzedesi Dilber Yıldız ile Hatay depremzedesi Aynur User da katıldı. Dilber Yıldız, depremle ilgili duygusal bir yazıyı okuyarak yaşanan acıları ve yaşanılan süreci katılımcılarla paylaştı.