Diyarbakır caddesinde yürüyüp göz göze geldiğimiz binlerce kişi…
Aynı pazara, AVM’ye gittiğimiz, aynı minibüste yolculuk ettiğimiz insanlar…
Aslında bir topluluğun tam ortasında yaşıyoruz. Ama ne ilginçtir ki, çoğu zaman birbirimize bu kadar yakınken bir o kadar da uzağız.
Bazılarımızın içinde fırtına koparken, bazılarımız rüzgârın bile estiğini fark edemiyor.
İşte tam da bu noktada, iletişim ile intihar arasındaki o görünmez ama güçlü bağı konuşmak gerekiyor.
Konuşulmayan Duyguların Yükü
Susarak özgürleşebilirsin de ağırlaşabilirsin de...
Genelde duygularını anlatamayan, sesini duyuramayan bireyin içindeki yük gün geçtikçe büyür. “Kimse beni anlamıyor!” duygusu bir tohum gibi ekilir; zamanla kök salar…
Hatta çevremizde “güler yüzlü” diye gördüklerimiz bile aslında içten içe tükeniyor olabilir.
İletişim kurulamadığında, kişi kendi duygu durumuna hapsolur ve bu yalnızlık duygusu intihar düşüncesi için en güçlü zeminlerden birini oluşturabilir.
Sosyal İzolasyon: Sessiz Bir Alarm
Sosyal yaşamın bir avantajı vardır: insanlar birbirini tanır, bilir.
Son birkaç yıldır komşuluk ilişkileri zayıfladı; kapılar kapanır oldu.
Kimse kimsenin ne düşündüğünü, ne yaşadığını, evinde nasıl bir mücadele verdiğini bilmiyor.
Sadece varsayımlar üstünden yorumlar yapıyoruz.
Konunun muhatabı ile hiç iletişime geçmiyoruz.
Sosyal bağların kopması, kişinin kendini tamamen yalnız hissetmesine sebep oluyor.
Oysa kendini çevresine ifade edebilen bireyde intihar riski belirgin şekilde azalıyor.
Demek ki bazen bir kapı zili, bir merhaba, “İyi misin?” sorusu bile koruyucu bir etki yaratabiliyor.
Şiddet İçeren İletişim: Görünmez Yaralar
Şiddet yalnızca fiziksel değildir; bazen bir sözün tınısında, bazen bir suskunluğun ağırlığında iz bırakır.
Eleştirilmek, küçümsenmek, yok sayılmak…
Bunların hepsi kişinin öz-değer algısını zedeler. Ve kırılan öz-değer, kişinin hayatta kalma motivasyonunu zayıflatır.
Birçok genç, “Anlatsam da kimse anlamayacak” düşüncesiyle içine kapanıyor.
Birçok kadın, “Belki de abartıyorum” diyerek maruz kaldığı psikolojik şiddeti yok sayıyor.
Birçok yaşlı, “Kimseyi rahatsız etmeyeyim” diyerek acısını sessizce taşıyor.
Bu sessizlik, toplumun içindeki en görünmez tehlikelerden biridir.
Peki, Ne Yapabiliriz?
Toplumsal iyileşme küçük adımlarla başlar.
Birbirimizi dinleyerek, anlayarak, sabırla yaklaşarak,
Aile içi iletişimi güçlendirerek,
Çocukların duygularını ifade etmelerine alan açarak,
Gençlerin sesini duyarak,
Yaşlıların yalnızlığını ciddiye alarak,
Komşuluk kültürünü yeniden canlandırarak…
Bunların hepsi intihar riskini azaltan güçlü koruyucu faktörlerdir.
Hepimiz birer destek kaynağı olabiliriz.
Çünkü iletişim, sadece kelime alışverişi değil; duyguları anlama aynı zamanda da insanın hayatta kalmasına tutunabileceği bir dal olabilir.
Son Söz
Bugün birine “iyi misin?” diye sorduğunuzda, cevabını dinlemeye hazır olun.
Çünkü bazen bir insanın hayatta kalma nedeni, bir başkasından duyduğu tek bir cümle olabilir.
Not: Eğer siz ya da tanıdığınız biri kendine zarar verme düşüncesi yaşıyorsa, 112 Acil’e veya profesyonel destek merkezlerine başvurmanız hayati önem taşır.