Sürreal Biyografilerin Ressamı Vahap Aydoğan; “Gerçek hayatları, gerçeküstü tuvallere kodluyorum”

Vahap Aydoğan... Onun sanatı, klasik kuralların çok ötesinde bir yerde duruyor. Yirmi beş yıllık sanat serüveni boyunca, insanın ruh haritasını, çevresiyle olan bağını ve zamanın sillesini yemiş coğrafyaların izlerini tuvallerine taşıyan Aydoğan, sürreal biyografiler yaratarak sanatla yaşamı kesiştiriyor. Sanatçının atölyesindeyiz. Konu, insan… Konu, doğa… Konu, duygular… Konu, biziz.

ROPÖRTAJ - 1 yıl önce

ROPÖRTAJ: Zübeyde Sincar

KONUK: Ressam Vahap Aydoğan

-Sanatınız oldukça özgün bir çizgide ilerliyor. Biyografileri tuvale kodlama fikri nasıl doğdu?

Aslında her şey bir soruyla başladı: "Bir insanı, bir tabloya sığdırabilir misiniz?" Bu sorunun peşinden gittim. Her insanın yaşamında benzersiz bir iz, bir hikâye, bir gölge var. Ben bu izleri toplayarak, onları imgelerle yeniden kuruyorum. Tablolarım birer ayna aslında; kimi zaman net, kimi zaman buğulu ama daima kişiye ait. Gerçek biyografileri, sürreal bir dille yeniden yazıyorum. Her çalışmam, bir yaşamın fotoğrafı gibi… Ama bu fotoğraf, geleneksel portrelerden çok farklı. Gerçek hayattan ilham alıyor ama bilinçaltının ve duygunun filtresinden geçerek yeniden doğuyor.

-Kimi sanatçılar doğayı, kimileri toplumu, kimileri bireyi merkezine alır. Sizin odak noktanız nedir?

Benim yolculuğumda merkez insan… Ama bu insan, çevresinden bağımsız değil. Toprak, su, kadın, doğa – hepsi bir bütün. Çevresel tahribatla örselenmiş hayatları, kadının toplumdaki varoluş mücadelesiyle birlikte işlerim. Kadını, cinsiyetçi bir çerçevede değil; yaşamın, direnişin, üretimin ve dönüşümün öznesi olarak işlerim. Kadına yönelik şiddet, çocuk gelinler, cezasızlık kültürü... Bunların her biri, sanatımda hem bir travma izi hem de bir farkındalık çağrısı olarak yer alır.

-Eserlerinizdeki semboller dikkat çekici. İskambil kâğıtları, halatlar, çatlamış topraklar… Bu imgeler neyi temsil ediyor?

Semboller benim için yalnızca görsel bir tercih değil, duygusal bir dil. Çatlamış topraklar; susuz kalmış hayatlardır. Halatlar; bağlılık, vazgeçilmezlik ve bazen kurtuluşun bazen de esaretin simgesidir. İskambil kâğıtları ise her bireyin içinde taşıdığı farklı kimlikleri, rollerini, bazen kazanımlarını bazen de kayıplarını temsil eder. Tuvalin kenarlarında gizli kalan imgeler ise, görünmeyeni göstermeye çalışır. Çünkü bazen bir insanın en büyük gerçeği, en sakladığı yerindedir.

-Sürreal biyografi kavramını biraz daha açar mısınız?

Bu, benim için yalnızca bir teknik değil; bir düşünme biçimi. Gerçek kişilerle çalışırım. Onlara sorular sorarım – çokça… Bu sorular, çocukluklarından bugünkü benliklerine, hayallerinden korkularına kadar uzanır. Cevaplar imgelere, imgeler tuvale dönüşür. Estetik bir ön yargıdan ya da geleneksel bir biçimden uzak dururum. O anki duygu neyi gerektiriyorsa, o gelir tuvale. Otomatik bir çizim hali… Zihnin değil, kalbin kontrolünde…

-Peki ya teknolojinin, iklim krizinin, savaşların etkisi? Bu kavramlar sanatınıza nasıl yansıyor?

Dünya ciddi bir dönüşüm içinde. Kültürel melezleşme, iklim krizleri, göçler, savaşlar… Bunların hepsi insan yaşamını derinden etkiliyor. Ben bu etkileri sanatıma taşıyorum. Kirlenen bir dünya, çoraklaşan topraklar, kuruyan nehirler… Bütün bunlar, insan hikâyeleriyle birleştiğinde daha da anlamlı hale geliyor. Sürrealizm tam da burada devreye giriyor zaten: Gerçeğin içinden geçerek, başka bir gerçeğe ulaşmak…

-Sanatınızın duygusal etkisi oldukça güçlü. Bu sizin için nasıl bir süreç oluyor?

Her biyografi, üzerimde bambaşka bir iz bırakıyor. Çünkü psikoloji dediğimiz şey, madalyonun iki yüzü gibi… Birini işlerken kendinizle de yüzleşiyorsunuz. Bazen bir fırtınanın içinde buluyorum kendimi, bazen o fırtınaya set çeken biri olarak… Bu yüzden sanat sadece üretim değil, aynı zamanda bir dönüşüm süreci benim için.

-Son olarak, bu yolculukta kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben, gerçek hayat hikâyelerini hayali portrelere dönüştüren bir hafıza işçisiyim diyebilirim. Her tuval, bir yaşamın sürreal biyografisi. Sanat, sadece estetik değil; aynı zamanda bir farkındalık, bir hafıza ve bazen de bir direniş biçimidir. Ben de bu direnişin, bu hafızanın bir taşıyıcısı olmaya çalışıyorum. İçinde bulunduğumuz dünya; çoraklaşan topraklar, susuz kalan hayatlar ve kaybolan hikâyelerle dolu. Vahap Aydoğan ise bu hikâyeleri, tüm çarpıcılığı ve gerçeküstülüğüyle tuvallere taşıyor. Çünkü bazen bir resim, bin hayat anlatır…
Haftanın Öne Çıkanları

Suriye ekmeğine ilgi arttı

2025-05-02 15:00 - ESNAF HABERLERİ

Tüzün ve Bilir ailesinin mutlu günü

2025-05-04 11:43 - YAŞAM

Sağlık Bakanlığı Batman’a 22 işçi alacak

2025-04-30 21:43 - SAĞLIK

Batmanlı Oyuncu, Uzak Şehir dizisinde…

2025-05-02 14:57 - YAŞAM

Alo Tevşo'da bir çift tavşan 700 lira

2025-05-04 15:45 - EKONOMİ

M. Emin Ekmen; “Seçmenin yöneleceği önemli bir adres olabilirdik” (Türkan’la Kadraj 5.Bölüm)

2025-04-28 20:36 - ROPÖRTAJ

Kınalı’ya mesire alanı müjdesi

2025-05-04 03:04 - SASON

Bozankaya Yönetim Kurulu Başkanı Aytunç Günay

2025-05-03 20:33 - TÜRKİYE VE DÜNYADAN

TOKİ konutlarıyla ilgili duyuru…

2025-05-01 09:38 - GERCÜŞ

Sevek yenileniyor

2025-04-29 15:26 - GÜNDEM

İlgili Haberler

Karar Partisi Genel Başkanı Yaşar Aydın: “Ben geliyorum…”

09:39 - ROPÖRTAJ

Faris Özdemir, Türkan’la Kadraj’a konuştu: “Ya şeref ya dünya malı..."

12:50 - ROPÖRTAJ

Esra Özdemir Erdem “Çocukların karnını değil, karakterini doyurun”

10:54 - ROPÖRTAJ

Türkan’la Kadraj 28.Bölüm: Dünyanın her noktasına ulaşıyor, bu derneğin amacı ne?

10:15 - ROPÖRTAJ

CHP’li Vekil Çan, Türkan’la Kadraj’a konuştu: “Vatandaşın talebi erken seçim”

10:01 - ROPÖRTAJ

Günün Manşetleri

Diyarbakır Büyükşehir Eş Başkanı Doğan Hatun istifa etti

11:45 - GÜNDEM

İstirahat raporlarında yeni dönem: Artık e-Devlet’ten görüntülenecek

11:30 - SAĞLIK

Parmağına sıkışan yüzüğü itfaiye çıkardı

10:34 - YAŞAM

Batman yolunda feci kaza

09:50 - ASAYİŞ

Yaşam Hastanesi'nden Petrolspor'a sağlık desteği

09:25 - SPOR