?>

Batman’a Tıp Fakültesi kurulur mu kurulmaz mı?

Murat Ateşoğlu

9 ay önce

Bitlis Eren Üniversitesine 27 Ağustos 2025 günü Resmî Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulması Batman’da da tıp fakültesine olan talebi hararetli bir şekilde yeniden gündeme taşıdı. Şehirde herkes ayağa kalktı, Bitlis’e Tıp Fakültesinin kurulması sonrasında fitil ateşlendi tabiri yerindeyse.

Birçok gazeteci ve vatandaş Batman’ın nüfusunun daha fazla olduğunu, kentteki sağlık yatırımlarının tıp fakültesine ulaşılacak yolda yeterli olduğunu söyleyerek konuyu Batman’a yapılmış bir ayrım olarak değerlendirdi.

Hatta bazı tecrübeli basın mensupları, Üniversite’nin asıl yapması gereken işi yapmayarak vitrin çalışmalarına odaklandığını iddia etti.

Bu iddia yerinde mi değil mi sorusuna cevap aradığımda, Bitlis’e tıp fakültesi kurulmasının perde arkasıyla ilgili yaptığım araştırmalar sonucu çeşitli bilgilere ulaştım. Bu münasebetle konuyu yeniden ele alarak hem basınımızın güzide temsilcilerinin hem de hemşerilerimizin doğru konumlanmalarına ve hakkaniyet çerçevesinde yorum yapmalarına imkân sağlamak isterim.

**

Eğer bu kente bir şey, bir hizmet istiyorsak önce kendimizi doğru anlatmamız gerekir, diye düşünüyorum. Kuru gürültüyle siyaseti, bakanı, vekili, rektörü veya valiyi suçlayarak değil; bu şehrin ihtiyacı olan bir projeyi el birliğiyle nasıl gerçekleştirebiliriz, diye düşünüp araştırmak lazım önce.
Ama görüyoruz k i küçük bir kriz patlak verdiğinde kimin kiminle en küçük bir çıkar hesabı varsa konuyu onun üzerine boca ediyor. Fırsat bu fırsat, deniliyor. Vurun abalıya misali…
Söz ağızdan bir kere çıkar. Allah kimseyi fevri çıkışlarla mahcup etmesin.

Kısacası atıp tutarak, sorumluluğu başkasına sorumsuzca yıkarak değil; sağduyuyla akılla yaklaşmak lazım gelişmelere, olaylara…

**

Batman Sonsöz Gazetesi’nden değerli kalem arkadaşım Başyazar Recep Kavuş geçen hafta “Batman’a Tıp Fakültesi Neden Verilmedi?” başlığıyla son derece yerinde ve gerçekçi bir yazı kaleme aldı. Kendisini öncelikle sağduyulu ve çözüm odaklı yaklaşımı nedeniyle kutluyorum. Sayın Kavuş, olaylara ilkesel ve vicdanlı yaklaşan bir yazar. Ben de sözü Sayın Recep Kavuş’tan devralarak ve yazısına ilave olarak bu sıcak konuyu biraz daha detaylandırmak, çözüm yolları üzerinde durmak isterim.

**

Üniversitelerin Tıp Fakültesi açabilmesi için ilk aşamada ilgili mevzuatlar çerçevesinde belli şartların sağlanması ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) onayının alınması gerekiyor. Yeni fakülte açılabilmesi için üniversitelerin yetkili organları tarafından alınan karar, Yükseköğretim Kuruluna teklif ediliyor. YÖK’ün uygun bulması sonrasında karar, Cumhurbaşkanı’na arz ediliyor. Cumhurbaşkanı da uygun görürse fakülte Resmî Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı’yla kuruluyor.

İdari süreç kısaca böyle.

Sağlanan akademik kadro şartları doğrultusunda asgari öğretim üyesi kadrosunu oluşturarak, ayrıca Temel Tıp Bilimleri, Dahili Tıp Bilimleri ve Cerrahi Tıp Bilimleri alanlarında en az 1 profesör, 1 doçent ve yeterli sayıda doktor öğretim üyesi kadrosunun bulunması şartının sağlanması gerekiyor. Fakültenin eğitim-öğretim faaliyetleri için yeterli derslikler, laboratuvarlar ve uygulama alanları (mikrobiyoloji, biyokimya, histoloji ve anatomi) gibi fiziki ve altyapı şartlarını sağlayan üniversitede ayrıca, klinik eğitimlerinin yapabilmesi için uygulama ve araştırma hastanesi bulunması şartı konulmuştur. Eğer üniversitenin kendi hastanesi yoksa Sağlık Bakanlığı’na bağlı en az 200-300 yatak kapasitesine sahip modern tıbbi cihaz ve donanıma sahip eğitim-araştırma niteliğinde bir hastaneyle protokol yapılması gerekiyor.

Bu şartlar; büyük ölçüde kâğıt üstünde kalan sıradan şartlardır. Yeter ki Cumhurbaşkanı Kararı olsun. Gerisi evraklar tamamlanarak bir çırpıda hallediliyor. Yeni kurulan Tıp Fakültelerinde kabaca sürecin bu şekilde ilerlediğini en azından biliyoruz.

**

Öte yandan yetkililerden aldığım bilgiye göre, Batman Üniversitesi tarafından birkaç defa Tıp Fakültesi kurulması için başvuruda bulunulmuş. Hatta Üniversite, Batman’a tıp fakültesi kurulmasının gerekliliğiyle ilgili yüz sayfayı aşan bir rapor hazırlayarak YÖK ve ilgili kurumlara birkaç yıl önce sunmuştu. Dolayısıyla Tıp Fakültesi kurulabilmesi için evrak kürek işi tamamlanmış vaziyette.

Hatta geçtiğimiz günlerde Milletvekili Ferhat Nasıroğlu ile beraber Rektör Prof. Dr. İdris Demir ve Ak Parti İl Başkanı Hüseyin Şansi, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a ziyarette bulunarak Batman’a tıp fakültesi için destek taleplerinde bulundular. Bu ziyaret basına da yansımıştı. Ardından Milletvekili Ferhat Nasıroğlu tıp fakültesinin kurulması için kararlı çalışmalar yürüttüklerini ifade etmişti.

**

YÖK Başkanı’nın yaptığı açıklamaya göre, 2024–2025 eğitim-öğretim yılı itibarıyla aktif olarak öğrenci kabul eden tıp fakültesi sayısı 116. Bunların 87’si devlet, 29’u vakıf üniversitesine bağlı. Son beş yılda (2020-2025) yeni tıp fakültesi kurulan üniversiteler içinde; Mardin Artuklu Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Bitlis Eren Üniversitesi bulunuyor. Mardin Artuklu Üniversitesine Tıp Fakültesi, 2021 yılında Cumhurbaşkanı Kararıyla Resmî Gazete’de yayınlanarak açıldı. Yine 1 Temmuz 2025 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı’yla Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Tıp Fakültesi kuruldu. Son olarak 27 Ağustos 2025 tarihinde ise Bitlis Eren Üniversitesine Tıp Fakültesi Cumhurbaşkanı Kararıyla açıldı. Bu kararla birlikte Batman kamuoyu Batman’a tıp fakültesi kurulması için yüksek sesle çağrıda bulundu.

Peki, bu çağrı yetiyor mu? Ya da Üniversite’nin başlı başına resmi başvurusu fakültenin kurulması için yeterli mi?

**

Önce gerçekçi olmak lazım.

Cumhurbaşkanı Kararıyla Batman’a tıp fakültesi kurulmasının ilin idari makamlarını ve Üniversite’yi aşan bir yönü var. Şöyle ki; Türkiye’de tıp fakültelerinin yapımı ve işletilmesi, yüksek maliyet nedeniyle mevcut koşullarda zor bir durum. Şunu diyebilirsiniz 116 Üniversite’ye kurulmuş, Batman’a da kurulsun. Bu da doğru. Hatta 208 Üniversite var mümkünse hepsine kurulsun da denilebilir. Halihazırda yeni bir tıp fakültesinin kurulması hazineye ciddi yük getiriyor. Bunu da eleştirebilirsiniz, diyebilirsiniz ki, kamuda tasarruf herkese ayrımsız uygulansın.

Elbette bu da doğru. Orhan Gencebay’ın dediği gibi “Sen de haklısın.”

**

Yine gerçekçi olalım. Devlet bütçesinden zorlayan yüksek maliyetler, tıp fakültelerinin kurulmasında bölgenin ileri gelen iş insanlarının desteğini zorunlu hale getiriyor.  Kaldı ki tıp fakülteleri mevcut halleriyle hazine üzerinde ciddi yük teşkil ediyor. Tabi ki sağlık hizmetinde hesaba bakılmaz ama devlet bütçesine aşırı yük getirmesi karar vericileri bu tip durumlarda bir kez daha düşünmeye itiyor. Dolayısıyla tıp fakültesinin kurulmasının tamamen siyaset kurumuyla ilgili olduğunu söyleyebiliriz.

**

Gönül ister ki Sayın Cumhurbaşkanı Batman’a hemen yarın tıp fakültesi için bir kararname yayınlasın; ama ondan önce örnekler gösteriyor ki Cumhurbaşkanının maliyet konusunda ikna edilmesi gerekir.

**

Peki, Bitlis’e nasıl oldu da bu zorlu koşullar altında Tıp Fakültesi kuruldu? Perde arkasında ne yaşandı da Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlandı?

Hemen anlatayım.

Bitlis Eren Üniversitesinin çok kıymeti üst düzey yöneticilerine ulaşarak bizzat şu soruyu sordum:
“Ne yaptınız da Bitlis’e Tıp Fakültesi kuruldu? Bu işin sırrını Batman kamuoyu da öğrenmek istiyor.”
Önce beni teselli ettiler, darısı başınıza filan dediler. Sesimden yutkunduğum anlaşılıyordu, teselliyle yetinmediğimi anlayınca durumu samimiyetle anlattılar.
Ardından aşağıda aktardığım ifadelerle beni katı gerçeklerle baş başa bıraktılar.
Bitlis’e Tıp Fakültesi şöyle kurulmuş:

Aralarında Eren Holding’in sahibinin de bulunduğu Bitlis’in üst düzey yöneticileri, bürokratları ve iş insanlarının olduğu bir heyet yaklaşık bir sene önce Cumhurbaşkanından randevu talebinde bulunuyor. Cumhurbaşkanı bu talep sonrasında Bitlis heyetini kabul ediyor. Heyet, Cumhurbaşkanına Bitlis’te tıp fakültesinin kurulma gerekçesini mantıklı ve hazırlıklı bir şekilde aktarıyor. Eren Holding’in sahibi bu görüşmede, tıp fakültesinin binasından hastane teçhizatına kadar her şeyi üsteleneceğini arz ediyor. Bitlis heyeti, hazineden tek kuruş alınmadan fakültenin bizzat Eren Holding ve Ahmet Eren tarafından inşa edilerek hizmete açılacağı sözünü veriyor. Hatta Ahmet Eren, başka şehirlerden gelerek Bitlis’te görevlendirilecek doktor, doçent ve profesör akademisyenlerin konaklamasından harcırahına kadar her şeyi karşılayacağı sözünü veriyor. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Kararıyla Bitlis’e tıp fakültesi kuruluyor. Kısacası heyet, hazineye tek kuruş külfet getirmeyecekleri önerisiyle yola çıkıyor.

Öykü tam olarak böyle

Şimdi Bitlis mutlu. Hayırlı olsun.

**

Mardin Artuklu Üniversitesinde de iş insanı Nezir Sürücü’nün payı var.  Nezir Sürücü ile Üniversite arasında Hastane ve Temel Tıp Bilimleri binasının yapım protokolü imzalanarak hayata geçirilmiş, Aynı şekilde hayırsever iş insanı Nezir Sürücü’nün Mardin’deki üniversiteye önemli bir destek sağladığı kısa bir internet araştırmasıyla bulunabilir.
Burdur’da nasıl kuruldu? Onun da araştırmasını kıymetli okurlara bırakayım.

**

Tüm bunlardan anlaşılıyor ki bölgenin sağlık hizmeti kapasitesini artıracak hem de tıp eğitiminin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak olan Tıp Fakültesinin kurulmasında özellikle altyapı, hastane ve laboratuvar yatırımlarında iş dünyasının sunduğu destekler belirleyici bir rol üstleniyor

Batman’da kötü bir hastalık var. Bu hastalık, maalesef kentlilik kültürünün tam oturmaması ve Batman’ın yeni bir şehir olmasından kaynaklı aidiyet kültürünün istenen seviyede olmayışından kaynaklanıyor. Herkes, filan bu yükün altına girsin, yapsın, ben şöyle kenarda durayım diyor. Biliyorum, aklınıza bazı isimler geçiyordur şimdi, onlar bu işi üstlensin diyorsunuzdur.
Ama hep başkasından cömertlik bekleyip kendi yapmamak da olmaz ve kimse hayır yapmaya da zorlanamaz. Hayrın azı çoğu olmaz, herkes imkânının yettiği ve gönlünün el verdiği kadar hayır yapar. Eşyanın tabiatı böyle. Ama maalesef herkes diğerine sen paranı getir, ben aklımı koyarım bu işe derken paranın olduğu yerde aklın da olduğu gerçeğini atlıyor.
Bu işin külfetini tek bir şahsa yüklemek de yanlış. Bu işlerde gönüllülük esas.

Bitlis’e gittiyseniz Eren Holding’in katkılarının şehrin her metrekaresine yansımış vaziyette olduğunu görmüşsünüzdür. Bitlis Eren Üniversitesini de başta olduğu gibi hâlâ Eren Holding inşa ediyor.

**

Bir şehre Tıp Fakültesi, 24 bin BTU klima donanımlı serin ofislerden yapılan klavye delikanlılığıyla kurulmuyor maalesef.
Karşı olduğum şeyi söylemek istemezdim. Ama bu koşullar altında tek bir çıkış yolu görünüyor.

O da…

Batman’da da gönüllü olmak kaydıyla siyasetçilerimizden, iş insanlarımızdan, bürokratlarımızdan, sivil toplum kuruluşu temsilcilerimizden müteşekkil bir heyet/girişim kurulmalıdır. İster vergiden düşülsün, ister bağış yoluyla olsun, bu heyetin samimi olarak bu işi sahiplenmesi gerekiyor. Sonra bu şehre tıp fakültesi neden kurulmuyor diye ortaya dökülüp kuru gürültüyle birilerini suçlayanların lüks ofis delikanlılığı yapmaktan, birilerini tezyif etmekten, tatlı su komünistliği yapmaktan vazgeçerek elini taşın altına koyması gerekir.

Pamuk eller cebe denildiğinde kaç kişi kalır?
Bu soruya olumlu cevap verebilsek işte o zaman samimiyet testini geçeriz.
Ama devlet gelsin yapsın diyorsanız o başka.

Devlet Ankara’da…

YAZARIN DİĞER YAZILARI