Ana içeriğe geç

Coğrafya kader değil de pazarlama mıdır?

Merhabalar değerli okurlar; Uzun zamandır başlamayı düşündüğüm, ancak bir türlü nereden başlayacağıma karar veremediğim gezi tecrübelerimi nihayet yazıya döküyorum.

Coğrafya kader değil de pazarlama mıdır?

Bir süredir ailemle birlikte, neredeyse programlı bir şekilde Türkiye’yi ve dünyayı geziyorum. Bazen bir hafta sonu, bazen bir hafta süren yolculuklar yapıyoruz. Bizim için seyahat yalnızca yeni yerler görmek değil; farklı şehirlerin, insanların ve kültürlerin hayatımıza bıraktığı izleri keşfetmek anlamına geliyor.

Gittiğim yerlerde yalnızca dağını, taşını gezmiyorum; ibadetlerine katılıyor, mutfaklarına giriyor, imkan buldukça ticaret merkezlerini de gözlemliyorum.

Aslında bütün bunları yaparken aradığım şey, beni oraya götüren duygunun ne olduğunu anlamak. Daha da önemlisi, o yere ait olan duyguyu bulmaya çalışıyorum. Gördüklerimi de Instagram sayfamda, kendi notlarımı ve gözlemlerimi ekleyerek paylaşmaya çalışıyorum.

Kentleri sorgulamak, sessizliğini duyup gürültüsüne aldanmamak istiyorum. Bu bakış açısını geliştirmemde Nobel ödüllü Daron Acemoğlu’nun Ulusların Düşüşü eserinden edindiğim bazı düşüncelerin de etkisi oldu.

Meslek yaşamımda reklam ajansı işleten bir pazarlamacıyım. Belki biraz mesleki deformasyon, belki de merak; gittiğim her yerde ister istemez o şehrin kendisini nasıl pazarladığını anlamaya çalışıyorum.

Bana uysa da uymasa da, doğru sonuç veren formülleri iş geliştirme konusunda fikir alışverişinde bulunduğum dostlarımla paylaşmayı seviyorum. Çünkü şehirlerin de tıpkı işletmeler gibi ele alınabileceğine inanıyorum.

En güzel parkların, en iyi konutların, en nitelikli hastanelerin, en iyi okulların ve en güzel tatların bizim memleketimizden çıkmasını; hatta buradan dünyaya yayılmasını en çok arzulayanlardan biriyim.

Yıllar önce İbn Haldun’un söylediği düşünülen “Coğrafya kaderdir” düşüncesinden yola çıkarak, ben bugün başka bir soru sormak istiyorum:

Coğrafya kader değil de pazarlama mıdır?

Belki de yaşadığımız coğrafyanın bize sundukları kadar, bizim o coğrafyayı dünyaya nasıl anlattığımız da önemlidir.

Bu köşede, elimizin değdiği ve nefesimizin ulaştığı her yerde daha verimli alanlarda nasıl yaşayabileceğimizi; ziyaret ettiğim yerlerde neler gördüğümü, beni oraya götüren düşünceyi ve orada neler yaşadığımı sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Belki birlikte şehirleri biraz daha farklı okumayı, birbirimizden öğrenmeyi ve “Biz burada ne yapabiliriz?” sorusunu sormayı başarabiliriz.

Yolumuz aydın, kalemimiz güçlü olsun.

Bir sonraki yazımda sizlerle Balkanları konuşmayı planlıyorum.

Görüşmek üzere.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle