Güneydoğu’nun kalbinde yükselen bu kadim kent, sadece taşıyla toprağıyla değil, damaklarda bıraktığı unutulmaz lezzetleriyle de dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir hazinedir. Türkiye’nin dört bir yanını gezseniz de dönüp dolaşacağınız, lezzetini ve samimiyetini başka hiçbir yerde bulamayacağınız tek adres yine Diyarbakır’dır.
Sur’un tarihi sokaklarında yürürken burnunuza gelen o muazzam ciğer kokusu, kentin ruhuna bambaşka bir renk katarken adeta sizi lezzet dolu bir yolculuğa davet eder. Diyarbakır’a ister yerli ister yabancı bir turist olarak gelin, bu kentin büyüleyici atmosferine ve zengin mutfağına hayran kalmadan dönmeniz imkânsızdır. Buraya ayak basan herkes, Diyarbakır’ın eşsiz sofralarından tat almadan, o bereketi yaşamadan bu şehirden ayrılamaz.

Diyarbakır mutfağı denince akla gelen lezzet şöleni saymakla bitmez: Damaklarda iz bırakan Tırşık, Meftune ve Babaganuş, Eşsiz aromasıyla Kaburga Dolması, Geleneksel dokusuyla Nuriye (Mumbar / Bumbar Dolması) ve Duvaklı Pilav, Geceye ve güne lezzet katan Ciğer, Cartlak Kebabı, Kelle Paça ve enfes Lahmacun, Sofraların vazgeçilmezi Tandır Ekmeği, Diyarbakır Çöreği, Moltoxe (Murtuğa) ve içli dolmalar, Ve elbette damakları taçlandıran Burma Kadayıfı, Soğuk Baklava ve Künefe...
Ancak Diyarbakır sadece yemekleriyle değil, yüzyıllardır süregelen medeniyet birikimi ve dillere destan misafirperverliğiyle de fark yaratır. Tarih boyunca Osmanlı İmparatorluğu’ndan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, gezgin Evliya Çelebi’den ilim irfan sahibi alimlere kadar bu topraklara uğrayan herkes Diyarbakır’a hayran kalmıştır. Evliya Çelebi’nin seyahatnamelerinde bitmek bilmeyen o hayranlık, aslında bu kentin misafirine gösterdiği hürmetin ve cömertliğin en büyük kanıtıdır.
Diyarbakır insanı, kapısına gelen misafiri başının üstünde ağırlar; mutfağının en zengin lezzetleriyle donattığı sofrasında ağırlayıp gönülleri fetheder. Diyarbakır dediniz mi aklınıza tek bir şey gelir: Medeniyet, kültür, tarih, eşsiz bir misafirperverlik ve zengin bir mutfak...
Sur’un burçlarında tarihin, sokaklarında ise o eşsiz mutfak kültürünün kokusu yükselir. Diyarbakır; tarihiyle, doğasıyla, insanıyla ve mutfağıyla sadece bir şehir değil, yaşayan ve yaşatılan dev bir mirastır.






Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir