Ben de, ülkedeki bu siyasi atmosferin içinde en doğru çıkış kapısını arayan bir genç olarak, son zamanlarda oluşan gergin atmosferden oldukça rahatsız olduğumu söyleyebilirim.
Bir tarafta, henüz mevcut seçim zamanına 3 seneden fazla bir süre olmasına rağmen apar topar aday belirlemeye kalkışan ana muhalefet, diğer tarafta da 22 yıldır ülkemizi yöneten iktidar.
Halbuki bu ülkenin gündemi erken seçim olmamalı.
Geçim olmalı.
Geçmiş yıllarda, ülkemizde zengin ve fakir vardı, bunların yanında orta direk halk vardı.
Maalesef şimdilerde orta direk yok oldu. Çok zengin var çokta fakir var.
Dediğim gibi bu ülkenin ana gündem maddesi ekonomi olmalı, adalet olmalı…
Bu zorlu günlerde de yargıda adaletsizliklerle, çifte standartlarla, kayyımlarla, hapislerle, gündem o kadar sunileşiyor ki, emeklinin ve çalışanın derdinden kimse bahsetmiyor.
***
2002 yılından beri bu iki tarafın didişmesine alışkınız ancak, özellikle 2023 seçiminde Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesiyle ortaya çıkan ve özellikle “Kararsız” seçmen üzerinde güçlü bir etkiye sahip olan 3. Yol olarak gözlemlenen partiler, hatta ve hatta sivil toplum kuruluşları da bu siyasi ve adli baskı ortamından nasibini aldı.
Adalet ve Kalkınma Partisinin, rakiplerini, kendisine muhalif edenleri kendi tarafına çekmekten hiç gocunmadığı gayet de bilinen bir şey.
Ancak buna yanaşmayan, aklı, vicdanı ve irfanı hür siyasetçilere, gazetecilere ve hatta sadece “Yüksek Seçim Kurulu’na inanmıyorum “ dediği için bir bilim insanına yaşatılanlar, insanın aklına “ Sonumuz ne olacak “ sorusuna getiriyor.
Hapis hayatının ne olduğunu en iyi bilen siyasetçilerden biri olması gereken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kesinlikle yargıdaki egemenliğinin sınırlandırılması gerektiğini düşünüyorum.
Aksi takdirde geride bıraktığımız kötü günlerin yerini daha kötü günleri alması kaçınılmaz olacak…
Sözün özü; Bu ülkenin gündemi seçim değil geçim olmalı…






Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir